|
AGROTURK
Agro-Endüstriyel
Müşavirlik |
|
NRA BÜLTENİ Sayı 30 Temmuz 2004 NRA Ana Sayfa Agroturk Ana Sayfa Site Haritası |
NRA - Üniversite İşbirliği Bu sayımızda da, daha önceki birkaç sayımızda yaptığımız gibi, National Renderers Association'un organize etmiş olduğu öğrenci seminerlerinde, üniversite öğrencilerinin hazırlayıp sunduğu bilimsel literatür derlemelerinden birini yayınlıyoruz.
HAYVANSAL YAĞLARIN YÜKSEK VERİMLİ SÜT İNEKLERİNİN BESLENMESİNDE KULLANIMI
Hazırlayan: Buğra Genç, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi
1. GİRİŞ
Yağların hayvan besleme alanında kullanımı yirminci yüzyılın
son çeyreğinden itibaren günümüze dek dikkati çeken düzeyde artış
göstermiştir. Hayvanlarda enerji ihtiyacı en ekonomik yöntemle karşılanmak
zorundadır.Özellikle yüksek verimli süt ineklerinin beslenmesinde enerji,
hayvanın sağlığı ve verimi açısından büyük önem taşımaktadır.
Yağlar, yüksek yoğunlukta enerji içeren yem kaynaklarıdır.
Aynı zamanda rasyonun toplam metabolize olabilir enerjisinin de %15’ini
oluşturabilirler. Yağların sözü edilen bu özelliklerinden dolayı yüksek verimli
süt ineklerinin beslenmesinde kullanılması çoğu zaman zorunlu hale gelmektedir.
Nitekim rasyonlarda enerji kaynağı olarak yağ kullanımı sırasında ortaya çıkan
sinerjik etki; diğer enerji kaynaklarına göre bunların vücutta daha efektif
değerlendirilmelerini ve daha ekonomik kullanımlarına da olanak sağlar.
Yağların enerji kaynağı olarak kullanılmalarının yanı sıra
çeşitli avantajları da vardır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir.
-
Yemde tozumayı önler.
Amerika Birleşik Devletleri’ nin hayvansal yağ üretimi,
tüketimi ve ihracatına yönelik istatistiksel veriler Tablo 1' de verilmiştir.
Tablo 1. ABD'de Hayvansal Yağların Üretim, Tüketim ve İhracatına İlişkin
Veriler
2. SÜT İNEKLERİNDE ENERJİNİN ÖNEMİ
Yüksek verime
sahip inekler genellikle doğumu izleyen ilk 3-8 hafta içinde süt veriminde pike
ulaşırlar. Bu dönemde ineklerde enerji ihtiyacı da maksimum düzeydedir. Yüksek
düzeyde süt veren inekler bu süreçte henüz yeterli miktarda kuru madde
tüketebilecek kapasiteye ulaşamazlar. Bu itibarla günde 35-40 kg’ın üzerinde süt
veren ineklerde kuru madde tüketiminin sınırlı olması nedeni ile enerji
ihtiyacının rasyonla karşılanması mümkün olamamaktadır. Bu nedenle özellikle
yüksek süt verimli ineklerde negatif enerji dengesi oluşmaktadır. Dolayısıyla
inek enerji ihtiyacını vücut rezervlerini kullanarak karşılamaya çalışır. Bu
durumda gerek kuru madde tüketiminin maksimum düzeye ulaşamaması ve gerekse
iştahın azalması ile canlı ağırlık kaybı görülür. Süt veriminin yüksek olduğu
dönemde rasyon enerjisinin yetersiz olması, yavrunun doğum ağırlığının düşmesine
veya ölü yavru doğumlarına neden olmakta, verim azalmakta ve başta ketozis olmak
üzere beslenme ve döl verimi sorunları ortaya çıkabilmektedir (Gurung,
2004).
Yüksek verimli
süt inekleri yem enerjisini süt enerjisine çevirmede düşük verimli süt
ineklerine göre daha etkindirler. Bu nedenle laktasyonun ilk dönemlerinde
gereken ekstra enerji sonraki dönemlerde duyulan ihtiyaçtan daha fazla önem
taşımaktadır. Nitekim inekler laktasyonun başlangıç döneminde tükettikleri
enerjinin %90 gibi büyük bir oranını süt üretimi için kullanırken, bu oran
verimin minimuma düştüğü laktasyonun son dönemlerde %40-50’lere gerilemekte,
geri kalan kısım vücut yağına dönüşmektedir (Harris, 2004). Bunun yanı sıra
enerji tüketimi sadece hayvanın pik döneminde değil, ineğin pik döneminde
kaybettiği canlı ağırlığı kazanması ve persistensinin optimum şekilde seyri
için pik dönemini takip eden süreçte de büyük önem taşır.
(Eastridge,
2004).
Yüksek verimli
süt ineklerine özellikle laktasyon başlangıcında hazırlanacak rasyonların başta
enerji olmak üzere diğer besin maddeleri yönünden desteklenmesi gerekir. Bu
amaçla rasyonlara kaliteli kaba yemler ve konsantre yemlerin yanı sıra çoğu
zaman yağ katılması kaçınılmaz olmaktadır. Bilindiği üzere besin maddeleri
arasında yağ en fazla enerjiyi vermektedir. Bu nedenle sözü edilen hayvanlarda
enerji ihtiyacının iyi bir şekilde belirlenmesi gerekir. Laktasyonda bulunan
yüksek verimli gebe bir inek yaşama payı, süt oluşumu, fötusün gelişimi ve
enerji rezervlerinin tamamlanması için enerjiye ihtiyaç duyar. (Yavuz,
2001).
Gebeliğin son
dönemlerinde oluşan enerji yetersizliği ineklerde doğum sonrasında gizli
kızgınlığa neden olabilmekte, bunun sonucu döl verimi kaybı görülebilmektedir.
Bu dönemde enerji eksikliğine özellikle de ilk doğumunu yapmış olan genç
hayvanlarda daha sıklıkla rastlanmaktadır. Buna karşılık sözü edilen dönemde
fazla miktarda enerji tüketimi ineklerin yağlanmasına neden olur. Bu şekilde yağ
rezervi olarak depolanan enerji süt bezlerinin gelişmesini ve süt üretimini
olumsuz yönde etkilemekte, aşırı düzeyde yağ depolanması güç doğumlara yol
açmakta, fazla miktarda gerçekleşen yağ mobilizasyonu yem tüketimini de
kısıtlamaktadır (Yavuz,
2001).
3.
SÜT İNEĞİ BESLENMESİNDE YAĞLAR
3.1.
YAĞLARIN ENERJİ AÇISINDAN ÖNEMİ
Yüksek verimli inekler her laktasyonda yaklaşık 8500-9000 kg
civarında süt verirler. Bu denli yüksek verime sahip ineklerde enerji ve besin
maddeleri ihtiyacı ancak mükemmel bir besleme programı ile karşılanabilir. Bu
program kapsamında yüksek kaliteli konsantre ve kaba yemler kullanılır. Söz
konusu yemlerin enerji gereksiniminin karşılanmasında yetersiz kaldığı
durumlarda, özellikle laktasyon başlangıcında, çoğu zaman rasyona yağ
katılmaktadır. Laktasyon başlangıcında negatif enerji dengesinde olan inek süt
üretimi için gerekli olan enerji tüketimine ulaşamamaktadır. İnekler bu dönemde
özellikle süt verimi için vücut yağlarını mobilize ederek kullanmak zorunda
kalırlar. Anılan bu dönemde enerji ihtiyacı için rasyonlarda belli miktarlarda
yağ kullanılabilir. Rasyonlara yağ katılması enerjinin tane yemlerden
alınmasından daha verimli sonuçlar vermektedir. Diğer bir ifade ile yağlar
mısırdan sağlanan enerjinin yaklaşık üç katı enerji sağlamaktadır. Yağlar yüksek
yoğunlukta enerji kaynakları olmaları nedeni ile aynı hacimdeki benzer enerji
kaynaklarına göre daha fazla tercih edilmektedir. Rasyonlara yağ katılmasının
tercih nedenlerinden birisi de bunlarda metabolizma sonucunda oluşan ısının
diğer besin maddelerine göre daha düşük olmasıdır. Bu durum özellikle ısı
stresinin görüldüğü yaz aylarında ön plana çıkmaktadır (Grant ve Kubik 2004).
Tane
yemler yüksek verimli süt ineklerinde gereken enerjinin karşılanmasında
ekonomik olmakla birlikte bu yemlerin selüloz içeriklerinin düşük, buna
karşılık fermente olabilir karbonhidrat miktarlarının yüksek olması istenmeyen
sonuçlar doğurabilir. İnek rasyonlarına düşük miktarlarda katılan yağlar,
rasyonun selüloz ve karbonhidrat dengesini negatif yönde etkilemeden enerji
konsantrasyonunu artırırlar (Hutjens, 2004).
Wiseman (1997),
yağların metabolik enerji değerlerini etkileyen en önemli faktörün
doymuşluk/doymamışlık oranı ile serbest yağ asitleri içeriği olduğunu ifade
etmiştir. Araştırıcı, yağların serbest yağ asidi değerlerinin %50'ye çıkması
durumunda dahi yemlik olarak kullanılabileceğini fakat metabolik enerji
değerinde %15 civarında azalma olabileceğini bildirmiştir. Aynı zamanda bu
araştırmacı doymuşluk/doymamışlık oranı ile metabolik enerji arasında da negatif
bir ilişki olduğunu ileri sürmektedir (Wiseman,1997).
Yağların doymuş
ve doymamış olmak üzere iki tipi vardır. Doymuş yağlar genellikle hayvansal
orijinli olup oda sıcaklığında katı kıvamdadırlar. Doymamış yağlar ise
genellikle bitkisel yağlar olup bunlar oda sıcaklığında sıvı kıvamdadırlar.
Doymuş yağlar rumen sıvısında eriyebilir nitelik gösterirler ve rumen sıvısında
erime özelliğine sahip olduğundan rumen fermantasyonunu ve selüloz sindirimini
inhibe ederler. Bu itibarla rasyonlara katılan soya, pamuk ve ayçiçek
tohumlarının yağları gibi bitkisel yağların avantajı genelde yok denecek kadar
azdır. Rasyonun yapısındaki ham maddelerin sağladığı yağlar ayrıca katılacak
bitkisel yağların miktarının belirlenmesinde anahtar rol oynar. Hayvansal yağlar
gibi doymuş yağlar genellikle rumen sıvısında erimezler ve rumende selüloz
sindirimi üzerine çok az etkisi vardır. Dolayısıyla süt üretiminin
artırılmasında önemli rol oynarlar. Rasyonla aşırı miktarda doymamış yağ
asitlerinden oleik asit verilmesi mikroorganizmaların, bu yağ asitlerine
hidrojen katarak doymuş hale getirmelerini sağlayacak kapasitelerini aşar ve
bunu sonucu süt yağı düşer. İneklere ilave yağ verilmesi süt proteininde %0.1
oranında azalmaya neden olur. 3.2.
HAYVANSAL KAYNAKLI YAĞLAR
Bunlar don yağı, gres yağı ve bitkisel ve hayvansal yağlar
karışımı olarak sınıflandırılır. Don yağı 40
ºC’nin üzerinde
eriyebilen ve doymuş yağ asitlerince zengin yağlardır. Bu yağlar rumen
fermentasyonu üzerine diğer yağ kaynaklarına göre daha az etkili olması nedeni
ile hayvan beslemede önemli bir yere sahiptirler (Grant ve Kubik, 2004).
Hayvansal
yağlar, mezbahalarda kesilen sığır, keçi, domuz, koyun ile kesimhanelerde
kesilen tavukların karkas artığı olan ve rendering işlemi ile elde edilen
yağlardır. Don yağı başlıca sığır
yağlarının rendering ürünüdür aynı zamanda diğer hayvanların yağları da don
yağı olarak nitelendirilebilir. Sözü edilen bu yağlar bitkisel kaynaklı yağlara
göre daha çok doymuş yağ asitlerine sahiptirler ve taşınmaları, depolanmaları
için özel bir işleme ve ekipmana gerek duyulur. Yemlere katılmadan önce bir ısı
işleminden geçirilmesi gerekmektedir (Amaral,
2004). Bu yağlar %50’
den az miktarda doymamış yağ asitleri
içerdiğinden rumen inert yağı olarak da kullanılabilir (Mason, 2004). Bu yağlar
süt ineklerinde kuru madde tüketimini etkilemeden rasyonlara %3.5’a kadar
katılabilmektedir (Mason,
2004). Don yağı düşük miktarda
kırmızı ve sarı pigmentler, yüksek oranda da klorofil içerir.Yapısında çok az
miktarda da olsa linoleik ve linolenik asit gibi doymamış yağ asidi bulunması
acılaşma riski doğurabilir. Bu itibarla oksidasyondan korumak için bütileytid
hidroksi anisol (BHA), bütileytid hidroksi toluen (BHT)ve sitrik asit gibi
koruyucular kullanılmaktadır (Şenköylü, 2001). Don yağının bazı
özellikleri Tablo 2 ’de verilmiştir. Tablo 2. Don yağının Özellikleri
Grease (gres) yağlar:
Genellikle domuz etinin rendering işlemi ile işlenmesi sırasında ortaya çıkan
yağlardır. Domuz yağından elde edilen bu yağ katılık derecesi, rengi, yağ asidi
içeriği ve serbest yağ asitleri düzeyleri ile farklılıklar göstermektedir.
Domuz yağı: Domuzların
mezbaha artıklarından rendering yöntemi ile elde edilen ve seçme beyaz gres adı
ile de anılan yağlardır. Bu yağların özellikleri de Tablo 3.’de verilmiştir. Tablo 3. Domuz Yağının Bazı Özellikleri
Domuz yağında
doymamış yağ asitleri oranı düşük olmasına rağmen oksidatif stabilitesi bitkisel
yağlardan kötüdür. Bitkisel yağlar ortalama 70-100meq/kg acılaşma peroksit
değerine sahipken domuz yağında bu değer 20meq/kg dır. Bunun nedeni domuz
yağının doğal antioksidandan yoksun olmasıdır (Şenköylü, 2001). Kanatlı (tavuk)
yağı:
Bunlar kesimhane artıklarının pişirilmesi sonucunda açığa çıkan yağların
rendering işleminden geçirilmesi ile elde edilir. Bu yağların özelikleri ise
Tablo 4.’de verilmiştir. Tablo 4. Kanatlı Yağının Bazı
Özellikleri
Restoran
yağları: Gıdaların kızartılmaları sonucunda arta kalan yağlar kalite kontrolünden
geçirildikten sonra hayvan beslemede kullanılabilmektedir. Bu yağlar çok yüksek
ısıya tabi tutulmamış ve tortusu alınmış olmak koşulu ile ME değeri bakımından
tavuk yağına benzerdir. Ancak bitkisel kaynaklı yağ asitlerini yüksek düzeyde
içermesinden dolayı yağ asidi profili büyük değişkenlik gösterir (Şenköylü,
2001). Sözü edilen bu yağların yüksek bitkisel kaynaklı yağ içeriğinden dolayı
süt ineği rasyonlarında en fazla %2,5 düzeyinde katılması önerilmektedir (Mason,
2004). Özel yağlar:
Bu
ürünler daha çok rumen inert yağları olarak kullanılırlar. Bunlar rumende
emilmeden ince bağırsaklara geçtiğinden aynı zamanda bypass yağ olarak
adlandırılmaktadır. Bu özelliklerinden dolayı rumen fermentasyonu üzerine çok
az etkileri vardır. Bu ürünler %80-99 arasında yağ içerir ancak süt ineği
rasyonlarında kullanılması ekonomik değildir (Amaral, 2004). 3.3.
BİTKİSEL KAYNAKLI YAĞLAR Bitkisel yağlar
rumen bakterilerini sararak selüloz sindirimini olumsuz yönde etkilerler. Buna
karşılık hayvansal yağlarda sözü edilen bu olumsuz etkiye pek
rastlanılmamaktadır. Diğer yandan soya ve keten tohumu yağı gibi bitkisel yağlar
rumende yavaş sindirildiğinden söz konusu olumsuz etki bunlarda daha az
olmaktadır (Gurung, 2004).
Soya yağı:
Soya
tanesi (ekstruder, kırılma, ezme veya olduğu gibi) süt ineği rasyonlarında
başarı ile kullanılabilmektedir. Ancak soya yağının kolayca oksitlenmesi raf
ömrünün kısalmasına yol açar. Metal iyonlarıyla şelatlanması zorunludur
(Şenköylü, 2001). Pamuk yağı: Bu
yağın yapısında yaklaşık olarak %2 düzeyinde gossipol, fosfolipid, sterol,
resin, karbonhidrat ve diğer bazı pigmentler yer almaktadır. Bu nedenle süt
ineği rasyonlarında kullanımı sınırlıdır (Şenköylü, 2001).
Ayçiçeği yağı:
Ayçiçeği tohumundan elde edilen bu yağlarda linolenik asit düzeyi yetersizdir.
Genelde pre-pres solvent ekstraksiyon yöntemi ile elde edildiğinden mum
fraksiyonları yağa geçmektedir. Bu nedenden dolayı winterizasyon işlemine tabi
tutulması gerekmektedir. (Şenköylü,
2001). Yer fıstığı yağı:
Üretiminin az olmasının yanı sıra çok az miktarda linoleik asit içermesi süt
ineği rasyonlarında kullanılmasını sınırlamaktadır. Sözü edilen bu
bitkisel yağların yanı sıra mısır yağı, kanola yağı, palmiye yağı ve hindistan
cevizi yağı da süt ineği rasyonlarında kullanılabilmektedir. 4.
SÜT İNEĞİ BESLENMESİNDE YAĞLARIN KULLANIMI
4.1.
SÜT VERİMİ VE PERFORMANSA ETKİLERİ
Süt ineklerinde
yapılan bir çalışmada (Avila ve ark,
2000), çeşitli yağların süt verimi ve
sindirim üzerine etkileri incelenmiştir. Deneme materyali olarak 4 baş Holstein
ırkı süt ineği kullanılmıştır. Çalışmada kontrol ve deneme gruplarına ait
rasyonlar %45 oranında kıyılmış yonca kuru otu ile %12 pamuk çekirdeği
içermiştir. Kontrol grubuna yağ ilavesi yapılmamış, I.deneme grubuna %2 don
yağı, II.deneme grubuna %1.2 don yağı+%0.8 iç yağı (grease) III.deneme grubuna
ise %2 iç yağı (grease) katılmıştır. Çalışmada elde edilen verilere göre KM
tüketimi ile organik madde, NDF,ADF, N ve yağ asitlerinin sindirimi bakımından
gruplar arasında farklılık oluşmamıştır. Aynı şekilde rasyonlara don yağı
katılması toplam uçucu yağ asitleri miktarı ile rumen sıvısı pH değerlerini
etkilememiş, ancak uçucu yağ asitleri sindirilebilirliğinde azalmaya neden
olmuştur. Yağ karışımı ise (II.deneme)
ruminal pH değeri ile asetat propionate
oranını düşürmüştür. Çalışmada rasyonlara yağ katılması süt verimini ve süt yağ
oranının artmasında etkili olmuştur. Doymamış yağ asitlerince zengin yağların
pamuk tohumu kapsayan rasyonlarda uygun miktarlarda kullanılması rumen
fonksiyonlarında herhangi bir sorun oluşturmadan süt verimini artırdığı ifade
edilmiştir. Araştırıcılar bu sonuca uçucu yağ asitleri konsantrasyonu, besin
maddeleri sindirilme derecesi ve süt kompozisyonu parametreleri esas alınarak
ulaştıklarını bildirmişlerdir (Avila ve ark,
2000).
Süt ineklerinde
yapılan bir başka çalışmada (Bertrand ve Grimes, 1997), Aspergillus oryzae
fermente ekstraktı ve don yağının süt kompozisyonu üzerine etkileri
araştırılmıştır. Hayvan materyali olarak laktasyonlarının 98. gününde olan 28
baş Holstein ırkı süt ineği kullanılmıştır.
Kontrol ve deneme
gruplarında çalışma planı Tablo 5'
de özetlenmiştir.
Tablo 5. Araştırma Rasyonlarının Deneme Planı
Araştırmadan çıkan sonuçlara göre rasyona don yağı katılması
kuru madde tüketimini, süt verimini, %3.5 yağa göre düzeltilmiş süt miktarını ve
nötral deterjan fiber sindirilebilirliğini düşürmüştür.
Yağ verilen veya
verilmeyen gruplarda rasyona Aspergillus oryzae ekstraktı ilavesi süt verimini
ve selülozun sindirimini olumlu yönde etkilememiş ancak selüloz sindiriminin
azalmasını bir ölçüde engellemiştir. Bilindiği gibi yüksek verimli süt
ineklerinin rasyonlarına yağ katılması yaygın bir metottur. Ancak bu durumda
selülolitik bakterilerin inhibe olduğu ve selüloz sindiriminin baskılandığı
bilinen bir gerçektir. Nitekim sözü edilen bu çalışmada da benzer sonuçlar
alınmıştır. Wiedmeier ve ark.
(1987) yaptıkları çalışmada süt ineği rasyonlarına
A. oryzae katılması durumunda selülolitik bakterilerin yaklaşık %40 oranında
arttığını belirtmişlerdir. Düşük ve yüksek yağ içerikli süt ineği rasyonlarına katılan niasinin etkilerini belirlemeye yönelik yapılan çalışmada (Christiensen ve ark.1996), bazı süt komponentleri yanı sıra rumen sıvısı ve kan parametreleri değerlendirmeye alınmıştır. Hayvan materyali olarak laktasyonlarının ortalama 30. gününde olan yüksek verimli 4 baş Holstein inek kullanılmıştır. Kontrol ve deneme gruplarında çalışma planı Tablo 6.da sunulmuştur. Tablo 6. Araştırma Rasyonlarının Deneme Planı
Denemeler sonunda rasyona katılan don yağının toplam uçucu yağ asitleri konsantrasyonunu düşürdüğü, fakat hiçbir yağ asidinin molar yüzdesi üzerine etkili olmadığı, buna karşılık niasin ilavesi durumunda asetat molar yüzdesinde azalma gözlendiği bildirilmiştir. Rasyonlara yağ katılması ile plazma üre azotu seviyesinin azaldığı kolesterol ve trigliserit konsantrasyonlarının arttığı görülmüştür. Süt komponentleri ve süt verimi rasyona yağ ve niasin katılmasından etkilenmediği saptanmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada rasyonlara hayvansal yağ ve niasin ilavesinin herhangi bir etkisinin olmadığı ifade edilmiştir. Doreau ve ark. (1991) Holstein x Friesian ırkı süt ineklerinde yaptıkları bir çalışmada, rasyonlara farklı düzeylerde katılan değişik yağların rumendeki organik madde ve azot sindirimi üzerine etkisi araştırmışlardır. Çalışmada yağ kaynağı olarak %5-10 düzeyinde kolza yağı ile % 10 düzeyinde donyağı kullanılmıştır. Elde edilen veriler kuru madde ve organik madde sindirimine yönelik gruplar arası farklılıkların önemli olmadığını göstermiştir. Kolza yağı katılan rasyonla beslenen ineklerde ruminal asetat konsantrasyonu düşmüş, buna karşılık propionat düzeyi artmıştır. Rasyona katılan mısır yağı ve donyağının kuru madde tüketimi, süt proteini, süt verimi, %4 yağa göre düzeltilmiş süt verimi ve uçucu yağ asitleri üzerine etkilerinin incelendiği bir çalışmada (Elliot ve ark. 1993) laktasyonlarının ortalama 49. gününde olan 4 baş Holstein inek kullanılmıştır. Çalışma 21 gün sürdürülmüş ve çalışmada kullanılan rasyonlara katılan yağ çeşidi ve miktarları Tablo 7’ de verilmiştir.
Tablo
7. Araştırma Rasyonlarının Deneme Planı
Çalışmadan elde edilen bulgulara göre rasyona %5 düzeyinde
don yağı katılması kuru madde tüketiminde azalmaya neden olmuş, buna karşılık
rasyona %2.5 düzeyinde don yağı ilavesi ise kuru madde tüketimini, süt
proteinini, süt verimini, %4 yağa göre düzeltilmiş süt verimini etkilememiştir.
Rasyona katılan don yağının etkisi nedeni ile yağ asitleri sindiriminin
azaldığı, don yağı içermeyen rasyonla beslenen ineklerde ise asetat/propionat
oranının daha yüksek olduğu vurgulanmıştır.
Espindola ve
ark.
(1997) çeşitli yöntemlerle işlenmiş buğday (kuru veya buhar ile ezilme) ile
donyağını süt inekleri rasyonlarına ilave ederek besin maddeleri sindirimi
üzerine etkilerini incelemişlerdir. Denemede laktasyonun ortalama 183. gününde
olan Holstein ırkı süt inekleri kullanılmış, kabayem/konsantre yem oranı 45/55
şeklinde düzenlenmiştir. Rasyonlara %20 buğday ve %2 don yağı katılmıştır.
Deneme sonucunda elde edilen veriler, kuru madde tüketimi ve organik madde
sindiriminin tane yemlerin işlenmesi ya da rasyona donyağının katılmasından
etkilenmediğini ortaya koymaktadır.
Grummer ve
ark.
(1993) soya fasülyesi ve don yağının rumen fermentasyonu ve laktasyon
performansına etkilerini incelenmişlerdir. Çalışmada laktasyonun ortalama 47.
gününde olan 16 baş süt ineği 21 gün süre ile kullanılmıştır. Rasyonlarda yağ
kaynağı olarak % 0, 1, 2, ve 3 düzeylerinde donyağına yer verilmiştir. Çalışma
sonunda kuru madde tüketimi, süt verimi, süt proteini, süt yağı yüzdesi,
asetat/propionat oranı değerlerine ilişkin sonuçlar açısından gruplar arasında
önemli farklar görülmezken donyağının rasyondaki miktarı artması ile süt
proteininde %2,89 dan %2,86 ya doğru çok az lineer bir artış görülmüştür.
Rumende uçucu yağ asitleri miktarı artarken rumen pH'
sının 6,17 den 5,99’a düştüğü ifade edilmiştir. Bütün bu verilerin yanı sıra
%2.8 oranında soya yağı içeren süt inekleri rasyonuna %3 düzeyine kadar don yağı
katılmasının süt performansı ile ruminal fermentasyon üzerine herhangi bir
olumsuz etkisinin olmadığı vurgulanmıştır. Harouna ve ark.
(1997)’ın yaptığı bir araştırmada süt ineklerinde hayvansal yağ ve ruminal
bypass proteinin etkileri incelenmiştir. Hayvan materyali olarak 50 baş
Holstein ırkı süt ineği kullanılmıştır. Kontrol ve deneme grubu çalışma planı
Tablo 8‘de sunulmaktadır. Tablo
8. Araştırma Rasyonlarının Deneme Planı
Bu çalışmada
rasyonunda hayvansal yağ ve bypass protein, melas+bypass protein ve
melas+hayvansal yağ+bypass protein bulunan gruplara ait süt verimleri diğer
gruplardan daha yüksek bulunmuştur. Diğer taraftan melas+bypass protein alan
grup ile hayvansal yağ+bypass protein alan gruplarda süt verimi benzerlik
göstermiştir. Süt protein düzeyi ise melas+bypass protein tüketen grupta diğer
gruplardan daha yüksek bulunmuştur. Bu verilerin yanında kuru madde tüketimi,
canlı ağırlık kazancı ve vücut kondüsyon skoru yönünden gruplar arasında
herhangi bir farklılık tespit edilmemiştir.
Hoffman ve
ark.
(1991), bir çalışmasında sodyum alginatla muamele edilmiş don yağını % 0 ve
2.8 düzeyinde süt ineği rasyonlarında kullanarak etkilerini
değerlendirmişlerdir. Bu araştırmada hayvan materyali olarak 48 baş Holstein
ırkı süt ineği kullanılmıştır. Deneme rasyonunda bypass protein olarak soya
unundan faydalanılırken, kaba yem olarak yonca silajına yer verilmiş ve yemler
TMR usulüne göre hayvanlara sunulmuştur. Araştırma sonunda elde edilen veriler
ışığında rasyonlara yağ katılmasının günlük süt veriminin 31.7 kg’dan 32.9 kg
düzeyine çıkmasında etkili olduğu , süt proteinini düşürdüğü belirtilmiştir. Yağ
katılmış rasyonu tüketen hayvanlarda canlı ağırlık artışının daha fazla olduğu
saptanmıştır. Çalışmada ilave yağ ile bypass protein arasında süt verimi ve süt
kompozisyonu üzerinde karşılıklı bir etkileşimin olmadığı ve rasyona yağ
katılmasının C6 ve C14 içerikli yağ asitlerinin konsantrasyonunu azalttığı
sonucuna varılmıştır.
Pantoja ve
ark.
(1996) süt inekleri rasyonlarında farklı selüloz kaynakları ve farklı
doygunluk derecelerine sahip yağlara yer vermişler ve rasyonların yağ asidi
metabolizması üzerine olan etkilerini araştırmışlardır. Sözü edilen çalışmada
hayvan materyali olarak laktasyonun 43. gününde bulunan 6 baş Holstein ırkı süt
ineği kullanılmıştır. Kontrol grubuna yağ içermeyen bir rasyon verilirken diğer
gruplara sırasıyla %5 don yağı, %5 ekstra doyurulmuş don yağı ve %5 bitkisel
yağ içeren rasyonlar yedirilmiştir. Toplam 6 grup halinde yürütülen bu
çalışmadaki kontrol ve deneme gruplarına ait deneme planı Tablo 9'
da
özetlenmiştir.
Tablo 9. Araştırma Rasyonlarının Deneme Planı
Çalışma
sonucunda, kontrol grubunda bulunan hayvanlara ait ince bağırsaklarda yağ
asitleri sindiriminin rasyonlarına yağ katılan gruba göre daha yüksek olduğu
belirlenmiştir. Diğer taraftan rasyonda kullanılan don yağının doymuşluk
derecesinin artırılması durumunda özellikle C18 yağ asidi
sindiriminin olumsuz yönde etkilendiği vurgulanmıştır. Diğer taraftan farklı
selüloz kaynaklarının yağ asidi sindirimi üzerine önemli bir etkisinin olmadığı
da gözlenmiştir. Jenkins ve
ark.(1998) yaptıkları bir çalışmada kaba yem partikül büyüklüğünün ve don
yağının süt verimi ve kompozisyonu üzerine etkisini incelemişlerdir. Çalışmada
laktasyonun ortalama 18.haftasında olan 36 baş Holstein ırkı süt ineği
kullanılmıştır. Toplam 4 grup halinde yürütülen deneme 18 hafta sürdürülmüştür.
Kontrol grubunda büyük partiküller halindeki kaba yemler kullanılmış ve bu gruba
yağ katkısı yapılmamıştır. İkinci gruba ise küçük partiküller halindeki kaba
yemler verilmiş ve bu gruba da yağ katkısı yapılmamıştır. Üçüncü grubta büyük
partiküller halindeki kaba yemler ile %5 düzeyinde hayvansal yağ katılmıştır.
Son grupta ise küçük partiküller halindeki kaba yemler ile %5 düzeyinde
hayvansal yağ yedirilmiştir. Çalışma sonunda
rasyona don yağı katılması ile kaba yem partikül büyüklüğünün sırasıyla kuru
madde tüketimi, canlı ağırlık kazancı, vücut kondüsyon skorundaki değişimini
etkilemediği kanısına varılmıştır. Diğer yandan rasyona yağ katılması süt
verimi ve süt protein verimini artırmış ancak süt protein oranında azalmaya
neden olmuştur. Yağ katılan gruplarda kaba yemlerin partikül büyüklüğü süt
veriminde önemli bir farklılığa neden olmamıştır. Buna karşılık yağ katılmayan
gruplardan büyük partiküle sahip kaba yem verilen grupta süt verimi daha yüksek
bulunmuştur. Maiga ve
ark.(1995) süt ineklerinde yaptığı bir çalışmada farklı karbonhidrat
kaynaklarının ilave yağlarla birlikte rasyonlara katılmasının etkilerini
incelemişlerdir. Çalışmada 25-30kg/gün süt verimine sahip 40 baş Holstein ırkı
inek kullanılmıştır. Kontrol grubuna %25 mısır silajı, % 25 yonca otu ve %50
konsantre yemlerden oluşan TMR, birinci deneme grubuna ise TMR+%2 düzeyinde don
yağı, ikinci deneme grubuna TMR+ %8.3 karışım (melas+yağ içeren) ve son gruba
da TMR+%5 düzeyinde süt tozu verilmiştir.
Deneme sonunda
elde edilen verilere göre, rasyona don yağının katılmasının gerçek süt verimi
ile %3.5 yağa göre düzeltilmiş süt verimi üzerine olumlu etki yaptığı, süt
proteini ve süt yağı değeri üzerine etkili olmadığı vurgulanmıştır. Kuru madde
tüketimi ve canlı ağırlık, tüm gruplarda önemli düzeyde etkilenmediği
görülmüştür. Ancak süt verimi etkinliğinin don yağı tüketen grupta diğer
gruplara nazaran daha olumlu yönde etkilendiği vurgulanmıştır. Çalışma sonunda
don yağının süt verimini artırdığı ancak bunun melas ve kurutulmuş süt tozu
kadar ekonomik olmadığı ifade edilmiştir. Onetti ve ark.
(2001), mısır silajı ağırlıklı rasyonlarla beslenen süt ineklerine farklı
düzeylerde verilen yağların rumen fermentasyonu ve laktasyon performansı üzerine
etkilerini incelemişlerdir. Denemede laktasyonun ortalama 117.gününde olan 15
baş Holstein ırkı süt ineği kullanılmış ve çalışma 21 gün sürdürülmüştür.
Kontrol grubuna ait hayvanlara yağ verilmemiş, birinci deneme grubu rasyonuna %
2 don yağı, ikinci deneme grubuna % 2 beyaz iç yağı (choice white grease),
üçüncü gruba % 4 don yağı ve son gruba da % 4 beyaz iç yağı katılmıştır. Araştırmada elde
edilen veriler incelendiğinde yağ içeren rasyonla beslenen grupların kontrol
grubuna göre kuru madde tüketiminin günde 2 kg da daha az olduğu ve KM
tüketimindeki azalmanın rasyona katılan yağ miktarının artması ile yükseldiği
görülmüştür. Aynı şekilde kuru madde tüketiminin yüksek oranda yağ içeren
rasyonla beslenen gruplarda daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Gerek beyaz iç
yağı ve gerekse don yağının süt verimi üzerine etkisi negatif olmuş, bu etki % 4
düzeyinde yağ içeren yem karmasında daha çok dikkat çekecek seviyede
gerçekleşmiştir. Rasyonlarına değişik oranlarda yağ katılan gruplarda süt
veriminin düşmesi kuru madde tüketimindeki azalmaya bağlanmıştır. Rasyonlarına
%4 yağ katılan gruptaki ineklerde rumen fermentasyonun diğer gruplara göre
olumsuz yönde etkilendiği ve bu gruplarda süt yağı miktarının da kontrol
grubuna göre daha düşük miktarda olduğu gözlenmiştir. Rasyonlara yağ ilavesi
ruminal pH ile uçucu yağ asitleri konsantrasyonunu etkilememiştir. Buna karşılık
yağ içeren rasyonlarla beslenen gruplarda asetat/propionat oranı, NH3-N’u,
protozoon sayısı kontrol grubuna göre belirgin bir şekilde azalmıştır. Ancak
rasyonlara katılan yağın kaynağı protozoon sayısını etkilememiştir. Araştırıcılar
beyaz iç yağının donyağına göre daha önce sözü edilen parametreler üzerine daha
olumsuz etki yaptığını, bunun yüksek doymamış/doymuş yağ asitleri oranından
kaynaklandığını ifade etmişlerdir. Ancak hayvanların her iki yağ kaynağına aynı
derecede tepki verdikleri de bildirilmiştir.
Onetti ve
ark.
(2002), süt inekleri rasyonlarına farklı oranlarda katılan mısır, yonca
silajı ve don yağının performans üzerine etkilerini incelemişlerdir. Çalışmada
laktasyonlarının ortalama 134. gününde olan 18 baş Holstein ırkı süt ineği
kullanılmıştır. 2x3 faktöriyel dizayna göre planlanan bu çalışmada don yağı %0
ve 2 düzeyinde rasyona katılmış, 3 kaba yem muamele grubu ise rasyon KM’sinin
%50’si mısır silajı(I); rasyon kuru maddesinin %37.5 mısır silajı+%12.5 yonca
silajı (II) ve %25 mısır silajı+%25 yonca silajı şeklinde ayarlanmıştır.
Rasyonlarına yağ katılan grupta kuru madde tüketimi diğer rasyonla beslenen
gruba (yağ katılmayan) göre günde yaklaşık 800 g daha az olmuştur. Rasyona yağ
katılması günlük süt üretimini gruplara göre 0.6-2.4 kg arasında artırmıştır.
Gruplar arasında süt protein yüzdesi bakımından önemli bir değişim
görülmemiştir. Ancak kısa ve orta zincirli yağ asitleri oranında bir azalma
dikkati çekmiştir. 4.2.
DÖL VERİMİNE ETKİLERİ Son ve ark. (1996)
süt ineklerinde enerji kaynağı (don yağı) ve bypass protein oranının performans
ve döl verimi üzerine etkisini araştırmışlardır. Hayvan materyali olarak
buzağılama sonrasındaki 2. haftalarında olan 68 baş Holstein ırkı süt ineği
kullanılmıştır. Değişik düzeylerde donyağı ve bypass protein içeriğine sahip
yemlerden oluşan kontrol ve deneme gruplarında çalışma planı Tablo10.’da
özetlenmiştir. Tablo 10. Araştırma
Rasyonlarının Deneme Planı
Rasyonların
izokalorik ve izonitrojenik esasa göre hazırlandığı bu çalışmada süt verimi
rasyon uygulamalarından etkilenmemiştir. Ancak yağa göre düzeltilmiş süt verimi
yüksek yağ ve yüksek bypass grubunda en yüksek düzeyde idi. Günlük KM tüketimi
düşük yağ ve düşük bypass protein grubunda daha fazla olmuştur. İlk kızgınlık
için geçen gün sayısı gruplar arasında önemli bulunmamıştır. Kuru madde
tüketiminin artması ile plazma kolesterol düzeyi de artmıştır. Süt veriminin
35. gününde kolesterol düzeyi yüksek yağ tüketenlerde düşük yağ tüketenlere göre
daha fazla olmuştur. Luteal faz
progesteron ve follikül faz östredial miktarı yüksek yağ düşük bypass protein
alan grupta yüksek bulunmuştur. İlk tohumlamadan sonra gebe kalma oranı ise
yüksek yağ yüksek bypass protein grubunda en yüksek bulunmuştur. Araştırıcılar
bu çalışmanın bir sonucu olarak ilave yağ ve bypass proteinin laktasyon
performansına pek etkili olmadığı ancak yağa göre düzeltilmiş süt etkinliğini
ve İlk tohumlamadan sonra gebe kalma oranını iyileştirdiği kanısına
varmışlardır.. 5.
SONUÇ Yüksek verimli süt
ineklerinde özellikle hayvanın negatif enerji dengesinde bulunduğu laktasyonun
ilk 120 gününde rasyona uygun miktarda yağ katılması kaçınılmaz olmaktadır.
Rasyonlara yağ
katılmasının tercih nedenlerinden birisi bunlarda metabolizma sonucunda oluşan
ısının diğer besin maddelerine göre daha düşük olmasıdır. Bu durum özellikle yaz
aylarında ısı stresinin görüldüğü durumlarda ön plana çıkmaktadır. Süt inekleri
rasyonlarında yağ kullanılması durumunda bazı hususlara özen gösterilmesi
gerekir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir. 1. Süt protein
miktarındaki azalma minimuma indirilmelidir. Rumende normal fermantasyonunun
sağlanması için rasyonun nişasta ve şeker dengesi kurulmalıdır. 2. Lezzet
sorunlarının önüne geçmek için rasyona yağlar 2-3 haftada giderek artan
miktarlarda katılmalıdır. 3. Yağlı tohum
yağlar 450 g, hayvansal yağlar 450 g miktarında verilerek bunların ruminal
sindirim üzerine olan olumsuz etkileri minimuma indirilir.Bu itibarla inek
başına günde verilecek yağ miktarı 900 g veya biraz altında olmalıdır. Bunun
üzerinde 225-450 g miktarında yağ verilmesi durumunda korunmuş yağlar
kullanılmalıdır. 4. Süt ineklerine
uygun olmayan miktar ve formlarda yağ verilmesi selüloz sindirimini ve kuru
madde tüketimini olumsuz yönde etkiler. Hayvanın yüksek kaliteli otlarla
beslenmesini sağlayarak yeterli miktarda kaba yem tükettiğinden emin olmak
gerekir. 5. Rasyonlara yağ
katılması durumunda kalsiyum miktarı %0.9’dan %1’e; magnezyum miktarı ise
%0.25’den %0.30’a yükseltilerek sabunlaşma oluşumu ve gübre ile mineral kaybı
önlenir. 6. Süt ineğinin
ham protein, rumende yıkılmayan protein, selüloz olmayan karbonhidrat
ihtiyaçlarının tam olarak karşılanmasına özen gösterilmelidir. Hayvansal kaynaklı
yağların bitkisel kaynaklı yağlara göre taşınmaları, depolanmaları için özel bir
işleme ve ekipmana gerek duyulur. Ayrıca yemlere katılmadan önce bir ısı
işleminden geçirilmesi gerekmektedir. Yüksek verimli süt
ineklerinin rasyonlarına katılan hayvansal kaynaklı yağların etkilerini
inceleyen çalışmalarda genelde net sonuçlara ulaşılamadığı gözlenmektedir. Bazı
çalışmalarda hayvansal yağ kullanımında kuru madde, organik madde, NDF, ADF ve
selüloz sindirimi azalmış bazılarında ise önemli düzeyde etkilenmemiştir. Aynı
şekilde UYA konsantrasyonunda genelde azalma saptanmış, bir çok çalışmada % 4
yağa göre düzeltilmiş süt veriminde artış gözlenmiştir. Diğer taraftan kan
parametreleri yönünde de net sonuçlara ulaşılamamıştır. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
AGROTURK Agro-Endüstriyel
Müşavirlik |