başa dön

 

NRA
BÜLTENİ
Sayı 30
Temmuz 2004




NRA
Ana Sayfa

Agroturk Ana Sayfa

Site Haritası

NRA - Üniversite İşbirliği

Bu sayımızda da, daha önceki birkaç sayımızda yaptığımız gibi, National Renderers Association'un organize etmiş olduğu öğrenci seminerlerinde, üniversite öğrencilerinin hazırlayıp sunduğu bilimsel literatür derlemelerinden birini yayınlıyoruz.


HAYVANSAL YAĞLARIN YÜKSEK VERİMLİ SÜT İNEKLERİNİN BESLENMESİNDE KULLANIMI

Hazırlayan: Buğra Genç, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Proje Koordinatörleri: Prof. Dr. Şakir Doğan Tuncer
                                 Prof. Dr. M. Kemal Küçükersan
Editör: İ. Cihan Koru

1. GİRİŞ

Yağların hayvan besleme alanında kullanımı yirminci yüzyılın son çeyreğinden itibaren günümüze dek dikkati çeken düzeyde artış göstermiştir. Hayvanlarda enerji ihtiyacı en ekonomik yöntemle karşılanmak zorundadır.Özellikle yüksek verimli süt ineklerinin beslenmesinde enerji, hayvanın sağlığı ve verimi açısından büyük önem taşımaktadır.

Yağlar, yüksek yoğunlukta enerji içeren yem kaynaklarıdır. Aynı zamanda rasyonun toplam metabolize olabilir enerjisinin de %15’ini oluşturabilirler. Yağların sözü edilen bu özelliklerinden dolayı yüksek verimli süt ineklerinin beslenmesinde kullanılması çoğu zaman zorunlu hale gelmektedir. Nitekim rasyonlarda enerji kaynağı olarak yağ kullanımı sırasında ortaya çıkan sinerjik etki; diğer enerji kaynaklarına göre bunların vücutta daha efektif değerlendirilmelerini ve daha ekonomik kullanımlarına da olanak sağlar. 

Yağların enerji kaynağı olarak kullanılmalarının yanı sıra çeşitli avantajları da vardır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir.

- Yemde tozumayı önler.
- Pelet yapımını kolaylaştırır,
- Lezzetliliği artırır, böylece yem tüketimi ve yemden yararlanma oranını iyileştirir.
- Rasyondaki bazı besin maddelerinin enerji değerlerini yükseltir.
- Yağda eriyen vitaminlerin daha yararlanılabilir olmasını sağlar,
- Hayvanları özellikle yaz aylarında sıcaklık stresine karşı korur.
- Esansiyel yağ asitleri ihtiyacını karşılar.

Amerika Birleşik Devletleri’ nin hayvansal yağ üretimi, tüketimi ve ihracatına yönelik istatistiksel veriler Tablo 1' de verilmiştir.

Tablo 1.  ABD'de Hayvansal Yağların Üretim, Tüketim ve İhracatına İlişkin Veriler
ÜRETİM, 1000 ton 1998 1999 2000 2001 2002 2003
Don yağı 697,1 784,4 834,8 836,9 894,3 890,1
Gres yağı 1,327,9 1,438,7 1,461,1 1,441,0 1,255,8 1,152,7
Tavuk yağı           403,8
TÜKETİM
Gres yağı 772,6 812,2 837,9 859,6 648,2 622,8
Don yağı 199,1 194,4 206,9 241,7 232,3 200,8
Domuz yağı 187,2 176,2 156 136 136,2 122,7
İHRACAT
Don yağı 111,8 143,8 110,8 165,3 232 204,2
Sarı gres 210,3 183,4 182,6 184,3 237,8 259

2. SÜT İNEKLERİNDE ENERJİNİN ÖNEMİ

Yüksek verime sahip inekler genellikle doğumu izleyen ilk 3-8 hafta içinde süt veriminde pike ulaşırlar. Bu dönemde ineklerde enerji ihtiyacı da maksimum düzeydedir. Yüksek düzeyde süt veren inekler bu süreçte henüz yeterli miktarda kuru madde tüketebilecek kapasiteye ulaşamazlar. Bu itibarla günde 35-40 kg’ın üzerinde süt veren ineklerde kuru madde tüketiminin sınırlı olması nedeni ile enerji ihtiyacının rasyonla karşılanması mümkün olamamaktadır. Bu nedenle özellikle yüksek süt verimli ineklerde negatif enerji dengesi oluşmaktadır. Dolayısıyla inek enerji ihtiyacını vücut rezervlerini kullanarak karşılamaya çalışır. Bu durumda gerek kuru madde tüketiminin maksimum düzeye ulaşamaması ve gerekse iştahın azalması ile canlı ağırlık kaybı görülür. Süt veriminin yüksek olduğu dönemde rasyon enerjisinin yetersiz olması, yavrunun doğum ağırlığının düşmesine veya ölü yavru doğumlarına neden olmakta, verim azalmakta ve başta ketozis olmak üzere beslenme ve döl verimi sorunları ortaya çıkabilmektedir (Gurung, 2004). 

Yüksek verimli süt inekleri yem enerjisini süt enerjisine çevirmede düşük verimli süt ineklerine göre daha etkindirler. Bu nedenle laktasyonun ilk dönemlerinde gereken ekstra enerji sonraki dönemlerde duyulan ihtiyaçtan daha fazla önem taşımaktadır. Nitekim inekler laktasyonun başlangıç döneminde tükettikleri enerjinin %90 gibi büyük bir oranını süt üretimi için kullanırken, bu oran verimin minimuma düştüğü laktasyonun son dönemlerde %40-50’lere gerilemekte, geri kalan kısım vücut yağına dönüşmektedir  (Harris, 2004).  Bunun yanı sıra enerji tüketimi sadece hayvanın pik döneminde değil, ineğin pik döneminde kaybettiği canlı ağırlığı kazanması ve persistensinin optimum şekilde seyri için pik dönemini takip eden süreçte de büyük önem taşır. (Eastridge, 2004).

Yüksek verimli süt ineklerine özellikle laktasyon başlangıcında hazırlanacak rasyonların başta enerji olmak üzere diğer besin maddeleri yönünden desteklenmesi gerekir. Bu amaçla rasyonlara kaliteli kaba yemler ve konsantre yemlerin yanı sıra çoğu zaman yağ katılması kaçınılmaz olmaktadır. Bilindiği üzere besin maddeleri arasında yağ en fazla enerjiyi vermektedir. Bu nedenle sözü edilen hayvanlarda enerji ihtiyacının iyi bir şekilde belirlenmesi gerekir. Laktasyonda bulunan yüksek verimli gebe bir inek  yaşama payı, süt oluşumu, fötusün gelişimi ve enerji rezervlerinin tamamlanması için enerjiye ihtiyaç duyar. (Yavuz, 2001).

Gebeliğin son dönemlerinde oluşan enerji yetersizliği ineklerde doğum sonrasında gizli kızgınlığa neden olabilmekte, bunun sonucu döl verimi  kaybı görülebilmektedir.  Bu dönemde enerji eksikliğine özellikle de ilk doğumunu yapmış olan genç hayvanlarda daha sıklıkla rastlanmaktadır. Buna karşılık sözü edilen dönemde fazla miktarda enerji tüketimi ineklerin yağlanmasına neden olur. Bu şekilde yağ rezervi olarak depolanan enerji süt bezlerinin gelişmesini ve süt üretimini olumsuz yönde etkilemekte, aşırı düzeyde yağ depolanması güç doğumlara yol açmakta, fazla miktarda gerçekleşen yağ mobilizasyonu yem tüketimini de kısıtlamaktadır (Yavuz, 2001).

3. SÜT İNEĞİ BESLENMESİNDE YAĞLAR

3.1. YAĞLARIN ENERJİ AÇISINDAN ÖNEMİ

Yüksek verimli inekler her laktasyonda yaklaşık 8500-9000 kg civarında süt verirler. Bu denli yüksek verime sahip ineklerde enerji ve besin maddeleri ihtiyacı ancak mükemmel bir besleme programı ile karşılanabilir. Bu program kapsamında yüksek kaliteli konsantre ve kaba yemler kullanılır. Söz konusu yemlerin enerji gereksiniminin karşılanmasında yetersiz kaldığı durumlarda, özellikle laktasyon başlangıcında, çoğu zaman rasyona yağ katılmaktadır. Laktasyon başlangıcında negatif enerji dengesinde olan inek süt üretimi için gerekli olan enerji tüketimine ulaşamamaktadır. İnekler bu dönemde özellikle süt verimi için vücut yağlarını mobilize ederek kullanmak zorunda kalırlar. Anılan bu dönemde enerji ihtiyacı için rasyonlarda belli miktarlarda yağ kullanılabilir. Rasyonlara yağ katılması enerjinin tane yemlerden alınmasından daha verimli sonuçlar vermektedir. Diğer bir ifade ile yağlar mısırdan sağlanan enerjinin yaklaşık üç katı enerji sağlamaktadır. Yağlar yüksek yoğunlukta enerji kaynakları olmaları nedeni ile aynı hacimdeki benzer enerji kaynaklarına göre daha fazla tercih edilmektedir. Rasyonlara  yağ katılmasının tercih nedenlerinden birisi de bunlarda metabolizma sonucunda oluşan ısının diğer besin maddelerine göre daha düşük olmasıdır. Bu durum özellikle ısı stresinin görüldüğü yaz aylarında ön plana çıkmaktadır (Grant ve Kubik 2004).

Tane yemler yüksek verimli süt ineklerinde gereken enerjinin  karşılanmasında ekonomik olmakla birlikte bu yemlerin selüloz içeriklerinin düşük, buna karşılık fermente olabilir karbonhidrat miktarlarının yüksek olması istenmeyen sonuçlar doğurabilir. İnek rasyonlarına düşük miktarlarda katılan yağlar, rasyonun selüloz ve karbonhidrat dengesini negatif yönde etkilemeden enerji konsantrasyonunu artırırlar (Hutjens, 2004).

Wiseman (1997), yağların metabolik enerji değerlerini etkileyen en önemli faktörün doymuşluk/doymamışlık oranı ile serbest yağ asitleri içeriği olduğunu ifade etmiştir. Araştırıcı, yağların serbest yağ asidi değerlerinin %50'ye çıkması durumunda dahi yemlik olarak kullanılabileceğini fakat metabolik enerji değerinde %15 civarında azalma olabileceğini bildirmiştir. Aynı zamanda bu araştırmacı doymuşluk/doymamışlık oranı ile metabolik enerji arasında da negatif bir ilişki olduğunu  ileri sürmektedir (Wiseman,1997).

Yağların doymuş ve doymamış olmak üzere iki tipi vardır. Doymuş yağlar  genellikle hayvansal orijinli olup oda sıcaklığında katı kıvamdadırlar. Doymamış yağlar ise genellikle bitkisel yağlar olup bunlar oda sıcaklığında sıvı kıvamdadırlar. Doymuş yağlar rumen sıvısında eriyebilir nitelik gösterirler ve rumen sıvısında erime özelliğine sahip olduğundan  rumen fermantasyonunu ve selüloz sindirimini inhibe ederler. Bu itibarla rasyonlara katılan soya, pamuk ve ayçiçek tohumlarının yağları gibi bitkisel yağların avantajı genelde yok denecek kadar azdır. Rasyonun yapısındaki ham maddelerin sağladığı yağlar ayrıca katılacak bitkisel yağların miktarının belirlenmesinde anahtar rol oynar. Hayvansal yağlar gibi doymuş yağlar genellikle rumen sıvısında erimezler ve rumende selüloz sindirimi üzerine çok az etkisi vardır. Dolayısıyla süt üretiminin artırılmasında önemli rol oynarlar. Rasyonla aşırı miktarda doymamış yağ asitlerinden oleik asit verilmesi mikroorganizmaların, bu yağ asitlerine hidrojen katarak doymuş hale getirmelerini sağlayacak kapasitelerini aşar ve bunu sonucu süt yağı düşer. İneklere ilave yağ verilmesi süt proteininde %0.1 oranında azalmaya neden olur.

3.2. HAYVANSAL  KAYNAKLI  YAĞLAR

Bunlar don yağı, gres yağı ve bitkisel ve hayvansal yağlar karışımı olarak sınıflandırılır. Don yağı  40 ºC’nin üzerinde eriyebilen ve doymuş yağ asitlerince zengin yağlardır. Bu yağlar rumen fermentasyonu üzerine diğer yağ kaynaklarına göre daha az etkili olması nedeni ile hayvan beslemede önemli bir yere sahiptirler (Grant  ve  Kubik, 2004).

Hayvansal yağlar, mezbahalarda kesilen sığır, keçi, domuz, koyun ile  kesimhanelerde kesilen tavukların karkas artığı olan ve rendering işlemi ile elde edilen yağlardır.

Don yağı başlıca sığır yağlarının rendering ürünüdür aynı zamanda diğer hayvanların yağları da don yağı olarak nitelendirilebilir. Sözü edilen bu yağlar bitkisel kaynaklı yağlara göre daha çok doymuş yağ asitlerine sahiptirler ve taşınmaları, depolanmaları için özel bir işleme ve ekipmana gerek duyulur. Yemlere katılmadan önce bir ısı işleminden geçirilmesi gerekmektedir (Amaral, 2004). Bu yağlar %50’ den az miktarda doymamış yağ asitleri içerdiğinden rumen inert yağı olarak da kullanılabilir  (Mason, 2004). Bu yağlar süt ineklerinde  kuru madde tüketimini etkilemeden rasyonlara %3.5’a kadar katılabilmektedir (Mason, 2004).

Don yağı düşük miktarda kırmızı ve sarı pigmentler, yüksek oranda da klorofil içerir.Yapısında çok az miktarda da olsa linoleik ve linolenik asit gibi doymamış yağ asidi bulunması acılaşma riski doğurabilir. Bu itibarla oksidasyondan korumak için bütileytid hidroksi anisol (BHA), bütileytid hidroksi toluen (BHT)ve sitrik asit gibi koruyucular kullanılmaktadır (Şenköylü, 2001).

Don yağının bazı özellikleri Tablo  2 ’de verilmiştir.

Tablo 2.  Don yağının Özellikleri
ÖZELLİK   ÖZELLİK  
Yoğunluk 15 ºC'de 0,86-0,87 Miristik % 3,2
Refraktometre indeksi 40 ºC'de 46-49 Miristoleik  % 0,9
Sabunlaşma sayısı 193-202 Margarik  % 1,5
Sabunlaşmayan madde max % 0-8 Margaroleik % 0,8
İyot değeri 38-48 Stearik  % 18,6
Titer 40-46 Oleik % 42,6
Metler damlama noktası, ºC 41-44 Linoleik  % 2,6
Palmitik % 24,3 Linolenik  % 0,7
Palmitoleik % 3,,7 Araşidik  % 0,2
Laurik 0,1 Gadoleik % 0,3

Grease (gres) yağlar: Genellikle domuz etinin rendering işlemi ile işlenmesi sırasında ortaya çıkan yağlardır. Domuz yağından elde edilen bu yağ katılık derecesi, rengi, yağ asidi içeriği ve serbest yağ asitleri düzeyleri ile farklılıklar göstermektedir.

Domuz yağı: Domuzların mezbaha artıklarından rendering yöntemi ile elde edilen ve seçme beyaz gres adı ile de anılan yağlardır. Bu yağların özellikleri de Tablo 3.’de verilmiştir.

Tablo 3.  Domuz Yağının Bazı Özellikleri
ÖZELLİK   ÖZELLİK  
Yoğunluk 15 ºC'de 0,858-0,864 Palmitik % 26,0
Refraktometre indeksi 40 ºC'de 44-52 Palmitoleik % 3,3
Sabunlaşma sayısı 195-202 Margarik  % 0,4
Sabunlaşmayan madde max % 0,1 Margaroleik % 0,2
İyot değeri 46-72 Stearik  % 13,5
Titer 36-42 Oleik % 43,9
Kaprik % 0,1 Linoleik  % 0,4
Laurik % 0,1 Linolenik  % 0,7
Miristik % 1,52 Araşidik  % 0,2
Elkosadienoik 0,1 Gadoleik % 0,7

Domuz yağında doymamış yağ asitleri oranı düşük olmasına rağmen oksidatif stabilitesi bitkisel yağlardan kötüdür. Bitkisel yağlar ortalama 70-100meq/kg acılaşma peroksit değerine sahipken domuz yağında bu değer 20meq/kg dır. Bunun nedeni domuz yağının doğal antioksidandan yoksun olmasıdır (Şenköylü, 2001).

Kanatlı (tavuk) yağı: Bunlar kesimhane artıklarının pişirilmesi sonucunda açığa çıkan yağların rendering işleminden geçirilmesi ile elde edilir. Bu yağların  özelikleri ise Tablo 4.’de verilmiştir.

Tablo 4.  Kanatlı Yağının Bazı Özellikleri
ÖZELLİK   ÖZELLİK  
Sabunlaşma sayısı 196 Palmitik % 22,5
Sabunlaşmayan madde max % 0,1 Palmitoleik % 8,5
İyot değeri 65-90 Stearik  % 5,5
Titer 25-35 Oleik % 40,0
Serbest yağ asidi max % 15 Linoleik  % 19,0
Laurik % 0,5 Linolenik  % 0,1
Miristik % 1,5    

Restoran yağları: Gıdaların kızartılmaları sonucunda arta kalan yağlar kalite kontrolünden geçirildikten sonra hayvan beslemede kullanılabilmektedir. Bu yağlar çok yüksek ısıya tabi tutulmamış ve tortusu alınmış olmak koşulu ile ME değeri bakımından tavuk yağına benzerdir. Ancak bitkisel kaynaklı yağ asitlerini yüksek düzeyde içermesinden dolayı yağ asidi profili büyük değişkenlik gösterir (Şenköylü, 2001). Sözü edilen bu yağların yüksek bitkisel kaynaklı yağ içeriğinden dolayı süt ineği rasyonlarında en fazla %2,5 düzeyinde katılması önerilmektedir (Mason, 2004).

Özel yağlar: Bu ürünler daha çok rumen inert yağları olarak kullanılırlar. Bunlar rumende emilmeden ince bağırsaklara geçtiğinden aynı zamanda bypass yağ olarak adlandırılmaktadır. Bu özelliklerinden dolayı rumen   fermentasyonu üzerine çok az etkileri vardır. Bu ürünler %80-99 arasında yağ içerir ancak süt ineği rasyonlarında kullanılması ekonomik değildir (Amaral, 2004).

3.3. BİTKİSEL KAYNAKLI YAĞLAR

Bitkisel yağlar rumen bakterilerini sararak selüloz sindirimini olumsuz yönde etkilerler. Buna karşılık  hayvansal yağlarda sözü edilen bu olumsuz etkiye pek rastlanılmamaktadır. Diğer yandan soya ve keten tohumu yağı gibi bitkisel yağlar rumende yavaş sindirildiğinden söz konusu olumsuz etki bunlarda daha az olmaktadır (Gurung, 2004).

Soya yağı: Soya tanesi (ekstruder, kırılma, ezme veya olduğu gibi) süt ineği rasyonlarında başarı ile kullanılabilmektedir. Ancak soya yağının kolayca oksitlenmesi raf ömrünün kısalmasına yol açar. Metal iyonlarıyla şelatlanması zorunludur (Şenköylü, 2001).

Pamuk yağı: Bu yağın yapısında yaklaşık olarak %2 düzeyinde gossipol, fosfolipid, sterol, resin, karbonhidrat ve diğer bazı pigmentler yer almaktadır. Bu nedenle süt ineği rasyonlarında kullanımı sınırlıdır (Şenköylü,  2001).

Ayçiçeği yağı: Ayçiçeği tohumundan elde edilen bu yağlarda linolenik asit düzeyi yetersizdir. Genelde pre-pres solvent ekstraksiyon yöntemi ile elde edildiğinden mum fraksiyonları yağa geçmektedir. Bu nedenden dolayı winterizasyon işlemine tabi tutulması gerekmektedir. (Şenköylü, 2001).

Yer fıstığı yağı: Üretiminin az olmasının yanı sıra çok az miktarda linoleik asit içermesi süt ineği rasyonlarında kullanılmasını sınırlamaktadır.

Sözü edilen bu bitkisel yağların yanı sıra mısır yağı, kanola yağı, palmiye yağı ve hindistan cevizi yağı da süt ineği rasyonlarında kullanılabilmektedir.

4. SÜT İNEĞİ BESLENMESİNDE YAĞLARIN KULLANIMI

4.1. SÜT VERİMİ VE PERFORMANSA ETKİLERİ

Süt ineklerinde yapılan bir çalışmada (Avila ve ark, 2000), çeşitli yağların süt verimi ve sindirim üzerine etkileri incelenmiştir. Deneme materyali olarak 4 baş Holstein ırkı süt ineği kullanılmıştır. Çalışmada kontrol ve deneme gruplarına ait rasyonlar %45 oranında kıyılmış yonca kuru otu ile %12 pamuk çekirdeği içermiştir. Kontrol grubuna yağ ilavesi yapılmamış, I.deneme grubuna %2 don yağı, II.deneme grubuna %1.2 don yağı+%0.8 iç yağı (grease) III.deneme grubuna ise %2 iç yağı (grease) katılmıştır. Çalışmada elde edilen verilere göre KM tüketimi ile organik madde, NDF,ADF, N ve yağ asitlerinin sindirimi bakımından gruplar arasında farklılık oluşmamıştır. Aynı şekilde rasyonlara don yağı katılması toplam uçucu yağ asitleri miktarı ile rumen sıvısı pH değerlerini etkilememiş, ancak uçucu yağ asitleri sindirilebilirliğinde azalmaya neden olmuştur. Yağ karışımı ise (II.deneme) ruminal pH değeri ile asetat propionate oranını düşürmüştür. Çalışmada rasyonlara yağ katılması süt verimini ve süt yağ oranının artmasında etkili olmuştur. Doymamış yağ asitlerince zengin yağların pamuk tohumu kapsayan rasyonlarda uygun miktarlarda kullanılması rumen fonksiyonlarında herhangi bir sorun oluşturmadan süt verimini artırdığı ifade edilmiştir.  Araştırıcılar bu sonuca uçucu yağ asitleri konsantrasyonu, besin maddeleri sindirilme derecesi ve süt kompozisyonu parametreleri esas alınarak ulaştıklarını bildirmişlerdir (Avila ve ark, 2000).

Süt ineklerinde yapılan bir başka çalışmada (Bertrand ve Grimes, 1997), Aspergillus oryzae fermente ekstraktı ve don yağının süt kompozisyonu üzerine etkileri araştırılmıştır. Hayvan materyali olarak laktasyonlarının 98. gününde olan 28 baş Holstein ırkı süt ineği kullanılmıştır. Kontrol ve deneme gruplarında çalışma planı Tablo 5' de özetlenmiştir.

Tablo 5.  Araştırma Rasyonlarının Deneme Planı
GRUPLAR RASYONUN KOMPOZİSYONU
Grup 1 Don yağı ve ekstrakt içermeyen rasyon
Grup 2 A. oryzae fermentasyon ekstraktı (3g/gün) içeren rasyon
Grup 3 %5.6 düzeyinde don yağı içeren rasyon
Grup 4 %5.6 düzeyinde donyağı ve A.oryzae fermentasyon ekstraktı (3g/gün) içeren rasyon

Araştırmadan çıkan sonuçlara göre rasyona don yağı katılması kuru madde tüketimini, süt verimini, %3.5 yağa göre düzeltilmiş süt miktarını ve nötral deterjan fiber sindirilebilirliğini düşürmüştür. Yağ verilen veya verilmeyen gruplarda rasyona Aspergillus oryzae ekstraktı ilavesi süt verimini ve selülozun sindirimini olumlu yönde etkilememiş ancak selüloz sindiriminin azalmasını bir ölçüde  engellemiştir.  Bilindiği gibi yüksek verimli süt ineklerinin rasyonlarına yağ katılması yaygın bir metottur. Ancak bu durumda selülolitik bakterilerin inhibe olduğu ve selüloz sindiriminin baskılandığı bilinen bir gerçektir. Nitekim sözü edilen bu çalışmada da benzer sonuçlar alınmıştır. Wiedmeier ve ark. (1987) yaptıkları çalışmada süt ineği rasyonlarına A. oryzae katılması durumunda selülolitik bakterilerin yaklaşık %40 oranında arttığını belirtmişlerdir.

Düşük ve yüksek yağ içerikli süt ineği rasyonlarına katılan niasinin etkilerini belirlemeye yönelik yapılan çalışmada (Christiensen ve ark.1996), bazı süt komponentleri yanı sıra rumen sıvısı ve kan parametreleri değerlendirmeye alınmıştır. Hayvan materyali olarak laktasyonlarının ortalama 30. gününde olan yüksek verimli 4 baş Holstein inek kullanılmıştır. Kontrol ve deneme gruplarında çalışma planı Tablo 6.da sunulmuştur.

Tablo 6.  Araştırma Rasyonlarının Deneme Planı
GRUPLAR RASYONUN KOMPOZİSYONU
Grup 1 Düşük yağlı (%2.5 don yağı içermeyen) + nikotinik asit içermeyen rasyon
Grup 2 Düşük yağlı + 12 gr/gün nikotinik asit içeren rasyon
Grup 3 Yüksek yağlı (%2.5 don yağı içeren) + nikotinik asit içermeyen rasyon
Grup 4 Yüksek yağlı + 12 gr/gün nikotinik asit içeren rasyon

Denemeler sonunda rasyona katılan don yağının toplam uçucu yağ asitleri konsantrasyonunu düşürdüğü, fakat hiçbir yağ asidinin molar yüzdesi üzerine etkili olmadığı, buna karşılık niasin ilavesi durumunda asetat molar yüzdesinde azalma gözlendiği bildirilmiştir. Rasyonlara yağ katılması ile plazma üre azotu seviyesinin azaldığı kolesterol ve trigliserit konsantrasyonlarının arttığı görülmüştür. Süt komponentleri ve süt verimi rasyona yağ ve niasin  katılmasından  etkilenmediği saptanmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada rasyonlara hayvansal yağ ve niasin ilavesinin herhangi bir etkisinin olmadığı ifade edilmiştir.  

Doreau ve ark. (1991) Holstein x Friesian ırkı süt ineklerinde yaptıkları bir çalışmada, rasyonlara farklı düzeylerde katılan değişik yağların  rumendeki organik madde ve azot sindirimi üzerine etkisi araştırmışlardır. Çalışmada  yağ kaynağı olarak %5-10 düzeyinde kolza yağı ile % 10 düzeyinde donyağı kullanılmıştır. Elde edilen veriler kuru madde ve organik madde sindirimine yönelik gruplar arası  farklılıkların önemli olmadığını göstermiştir. Kolza yağı katılan rasyonla beslenen ineklerde ruminal asetat konsantrasyonu düşmüş, buna karşılık propionat düzeyi artmıştır.

Rasyona katılan mısır yağı ve donyağının kuru madde tüketimi, süt proteini, süt verimi, %4 yağa göre düzeltilmiş süt verimi ve uçucu yağ asitleri üzerine etkilerinin incelendiği bir çalışmada (Elliot ve ark. 1993) laktasyonlarının ortalama 49. gününde olan 4 baş Holstein inek kullanılmıştır. Çalışma 21 gün sürdürülmüş ve çalışmada kullanılan rasyonlara katılan yağ çeşidi ve miktarları Tablo 7’ de verilmiştir.

 Tablo 7.  Araştırma Rasyonlarının Deneme Planı
GRUPLAR RASYONUN KOMPOZİSYONU
Kontrol Yağ içermeyen rasyon
Grup 1 Yüksek düzeyde mısır yağı
Grup 2 Yüksek düzeyde mısır yağı + %2.5 don yağı
Grup 3 Yüksek düzeyde mısır yağı + %5.0 don yağı

Çalışmadan elde edilen bulgulara göre rasyona %5 düzeyinde don yağı katılması kuru madde tüketiminde azalmaya neden olmuş, buna karşılık rasyona %2.5 düzeyinde don yağı ilavesi ise kuru madde tüketimini, süt proteinini, süt verimini, %4 yağa göre düzeltilmiş süt verimini etkilememiştir. Rasyona katılan don yağının etkisi nedeni ile yağ asitleri sindiriminin azaldığı, don yağı içermeyen rasyonla beslenen ineklerde ise asetat/propionat oranının daha yüksek olduğu vurgulanmıştır.

Espindola ve ark. (1997) çeşitli yöntemlerle işlenmiş buğday (kuru veya buhar ile ezilme) ile donyağını süt inekleri rasyonlarına ilave ederek besin maddeleri sindirimi üzerine etkilerini incelemişlerdir. Denemede laktasyonun ortalama 183. gününde olan Holstein ırkı süt inekleri kullanılmış, kabayem/konsantre yem oranı 45/55 şeklinde düzenlenmiştir. Rasyonlara %20 buğday ve %2 don yağı katılmıştır. Deneme sonucunda elde edilen veriler, kuru madde tüketimi ve organik madde sindiriminin tane yemlerin işlenmesi ya da rasyona donyağının katılmasından etkilenmediğini ortaya koymaktadır.

Grummer ve ark. (1993) soya fasülyesi ve don yağının rumen fermentasyonu ve laktasyon performansına etkilerini incelenmişlerdir. Çalışmada  laktasyonun ortalama 47. gününde olan 16 baş süt ineği 21 gün süre ile kullanılmıştır. Rasyonlarda yağ kaynağı olarak % 0, 1, 2, ve 3 düzeylerinde donyağına yer verilmiştir. Çalışma sonunda kuru madde tüketimi, süt verimi, süt proteini, süt yağı yüzdesi, asetat/propionat oranı değerlerine ilişkin sonuçlar açısından gruplar arasında önemli farklar görülmezken donyağının rasyondaki miktarı artması ile  süt proteininde %2,89 dan %2,86 ya  doğru çok az lineer bir artış görülmüştür. Rumende uçucu yağ asitleri miktarı artarken rumen pH' sının 6,17 den 5,99’a düştüğü ifade edilmiştir. Bütün bu verilerin yanı sıra %2.8 oranında soya yağı içeren süt inekleri rasyonuna %3 düzeyine kadar don yağı katılmasının süt performansı ile ruminal fermentasyon üzerine herhangi bir olumsuz etkisinin olmadığı vurgulanmıştır.

Harouna ve ark. (1997)’ın  yaptığı bir araştırmada süt ineklerinde hayvansal yağ ve ruminal bypass proteinin etkileri incelenmiştir. Hayvan materyali olarak 50 baş Holstein ırkı süt ineği kullanılmıştır. Kontrol ve deneme grubu çalışma planı Tablo 8‘de sunulmaktadır.

 Tablo 8.  Araştırma Rasyonlarının Deneme Planı
GRUPLAR RASYONUN KOMPOZİSYONU
Kontrol Yağ katılmamış grup
Grup 1 Bypass proteinli grup (kan unu, et-kemik unu, mısır gluten unu, soya küspesi)
Grup 2 Melas ve bypass proteinli grup
Grup 3 Hayvansal yağ ve bypass proteinli grup
Grup 4 Melas, hayvansal yağ ve bypass proteinli grup

Bu çalışmada rasyonunda hayvansal yağ ve bypass protein, melas+bypass protein ve melas+hayvansal yağ+bypass protein bulunan gruplara ait süt verimleri  diğer gruplardan daha yüksek bulunmuştur. Diğer taraftan melas+bypass protein alan  grup ile hayvansal yağ+bypass protein alan gruplarda süt verimi benzerlik göstermiştir. Süt protein düzeyi ise melas+bypass protein tüketen grupta diğer gruplardan daha yüksek bulunmuştur. Bu verilerin yanında kuru madde tüketimi, canlı ağırlık kazancı ve vücut kondüsyon skoru yönünden gruplar arasında herhangi bir farklılık tespit edilmemiştir.

Hoffman ve ark. (1991), bir çalışmasında sodyum alginatla muamele edilmiş don yağını % 0 ve 2.8 düzeyinde süt ineği rasyonlarında kullanarak etkilerini değerlendirmişlerdir. Bu araştırmada hayvan materyali olarak 48 baş  Holstein ırkı süt ineği kullanılmıştır. Deneme rasyonunda bypass protein olarak soya unundan faydalanılırken, kaba yem olarak yonca silajına yer verilmiş ve yemler TMR usulüne göre hayvanlara sunulmuştur. Araştırma sonunda elde edilen veriler ışığında rasyonlara  yağ katılmasının günlük süt veriminin 31.7 kg’dan 32.9 kg düzeyine çıkmasında etkili olduğu , süt proteinini düşürdüğü belirtilmiştir. Yağ katılmış rasyonu tüketen hayvanlarda canlı ağırlık artışının daha fazla olduğu saptanmıştır. Çalışmada ilave yağ ile bypass protein arasında süt verimi ve süt kompozisyonu üzerinde karşılıklı bir etkileşimin olmadığı ve rasyona  yağ katılmasının C6 ve C14 içerikli yağ asitlerinin konsantrasyonunu azalttığı sonucuna varılmıştır.

Pantoja ve ark. (1996) süt inekleri rasyonlarında farklı selüloz kaynakları ve farklı doygunluk derecelerine sahip yağlara yer vermişler ve rasyonların yağ asidi metabolizması üzerine olan etkilerini araştırmışlardır. Sözü edilen çalışmada hayvan materyali olarak laktasyonun 43. gününde bulunan 6 baş Holstein ırkı süt ineği kullanılmıştır. Kontrol grubuna yağ içermeyen bir rasyon verilirken diğer gruplara sırasıyla %5 don yağı, %5 ekstra doyurulmuş don yağı ve %5 bitkisel yağ içeren rasyonlar yedirilmiştir. Toplam 6 grup halinde yürütülen bu çalışmadaki kontrol ve deneme gruplarına ait deneme  planı Tablo 9' da özetlenmiştir.

Tablo 9. Araştırma Rasyonlarının Deneme Planı
GRUPLAR RASYONUN KOMPOZİSYONU
Kontrol Yağ içermeyen + %20 soya kabuğu + %40 kaba yem
Grup 1 %5 doymuş don yağı  + %20 soya kabuğu + %40 kaba yem
Grup 2 %5 don yağı + %20 soya kabuğu + %40 kaba yem
Grup 3 %5 karışık yağ (bitkisel) + %20 soya kabuğu + %40 kaba yem
Grup 4 %5 karışık yağ + %40 kaba yem (mısır silajı)
Grup 5 %5 karışık yağ + %60 kaba yem (yonca)

Çalışma sonucunda, kontrol grubunda bulunan hayvanlara ait ince bağırsaklarda yağ asitleri sindiriminin rasyonlarına yağ katılan gruba göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan rasyonda kullanılan don yağının doymuşluk derecesinin artırılması durumunda özellikle C18 yağ asidi sindiriminin olumsuz yönde etkilendiği vurgulanmıştır. Diğer taraftan farklı selüloz kaynaklarının yağ asidi sindirimi üzerine önemli bir etkisinin olmadığı da gözlenmiştir.

Jenkins ve ark.(1998) yaptıkları bir çalışmada kaba yem partikül büyüklüğünün ve don yağının süt verimi ve kompozisyonu üzerine etkisini incelemişlerdir. Çalışmada laktasyonun ortalama 18.haftasında olan 36 baş  Holstein ırkı süt ineği kullanılmıştır. Toplam 4 grup halinde yürütülen deneme 18 hafta sürdürülmüştür. Kontrol grubunda büyük partiküller halindeki kaba yemler kullanılmış ve bu gruba yağ katkısı yapılmamıştır. İkinci gruba ise küçük partiküller halindeki kaba yemler verilmiş ve bu gruba da yağ katkısı yapılmamıştır. Üçüncü grubta büyük partiküller halindeki kaba yemler ile %5 düzeyinde hayvansal yağ katılmıştır.  Son grupta ise küçük  partiküller halindeki kaba yemler ile %5 düzeyinde hayvansal yağ yedirilmiştir.

Çalışma sonunda rasyona don yağı katılması ile kaba yem partikül büyüklüğünün sırasıyla kuru madde tüketimi, canlı ağırlık kazancı, vücut kondüsyon skorundaki değişimini etkilemediği kanısına varılmıştır. Diğer yandan rasyona yağ katılması  süt verimi ve süt protein verimini artırmış ancak süt protein oranında azalmaya neden olmuştur. Yağ katılan gruplarda kaba yemlerin partikül büyüklüğü süt veriminde önemli bir farklılığa neden olmamıştır. Buna karşılık yağ katılmayan gruplardan büyük partiküle sahip kaba yem verilen grupta süt verimi daha yüksek bulunmuştur.

Maiga ve ark.(1995) süt ineklerinde yaptığı bir çalışmada farklı karbonhidrat kaynaklarının ilave yağlarla birlikte rasyonlara katılmasının etkilerini incelemişlerdir.  Çalışmada 25-30kg/gün süt verimine sahip 40 baş Holstein ırkı inek kullanılmıştır. Kontrol grubuna %25 mısır silajı, % 25 yonca otu ve %50 konsantre yemlerden oluşan TMR, birinci deneme grubuna ise TMR+%2 düzeyinde don yağı, ikinci deneme grubuna TMR+ %8.3 karışım (melas+yağ içeren) ve son gruba da TMR+%5 düzeyinde süt tozu verilmiştir.

Deneme sonunda elde edilen verilere göre, rasyona don yağının katılmasının gerçek süt verimi ile %3.5 yağa göre düzeltilmiş süt verimi üzerine olumlu etki yaptığı, süt proteini ve süt yağı değeri üzerine etkili olmadığı vurgulanmıştır. Kuru madde tüketimi ve canlı ağırlık, tüm gruplarda önemli düzeyde etkilenmediği görülmüştür. Ancak süt verimi etkinliğinin don yağı tüketen grupta diğer gruplara nazaran daha olumlu yönde etkilendiği vurgulanmıştır. Çalışma sonunda don yağının süt verimini artırdığı ancak bunun melas ve kurutulmuş süt tozu kadar ekonomik olmadığı ifade edilmiştir.

Onetti ve ark. (2001), mısır silajı ağırlıklı rasyonlarla beslenen süt ineklerine farklı düzeylerde verilen yağların rumen fermentasyonu ve laktasyon performansı üzerine etkilerini incelemişlerdir. Denemede laktasyonun ortalama 117.gününde olan 15 baş Holstein ırkı süt ineği kullanılmış ve çalışma 21 gün sürdürülmüştür. Kontrol grubuna ait hayvanlara yağ verilmemiş, birinci deneme grubu rasyonuna % 2 don yağı, ikinci deneme grubuna % 2 beyaz iç yağı (choice white grease), üçüncü gruba % 4 don yağı ve son gruba da % 4 beyaz iç yağı katılmıştır.

Araştırmada elde edilen veriler incelendiğinde yağ içeren rasyonla beslenen  grupların kontrol grubuna göre kuru madde tüketiminin günde 2 kg da daha az olduğu ve KM tüketimindeki azalmanın rasyona katılan yağ miktarının artması ile yükseldiği görülmüştür. Aynı şekilde kuru madde tüketiminin yüksek oranda yağ içeren rasyonla beslenen gruplarda daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Gerek beyaz iç yağı ve gerekse don yağının süt verimi üzerine etkisi negatif olmuş, bu etki % 4 düzeyinde yağ içeren yem karmasında daha çok dikkat çekecek seviyede gerçekleşmiştir. Rasyonlarına değişik oranlarda yağ katılan gruplarda süt veriminin düşmesi kuru madde tüketimindeki azalmaya bağlanmıştır.

Rasyonlarına  %4 yağ katılan gruptaki ineklerde rumen fermentasyonun diğer gruplara göre olumsuz yönde etkilendiği ve bu gruplarda süt yağı miktarının da kontrol grubuna göre daha düşük miktarda olduğu gözlenmiştir. Rasyonlara yağ ilavesi ruminal pH ile uçucu yağ asitleri konsantrasyonunu etkilememiştir. Buna karşılık yağ içeren rasyonlarla beslenen gruplarda asetat/propionat oranı, NH3-N’u, protozoon sayısı kontrol grubuna göre belirgin bir şekilde azalmıştır. Ancak rasyonlara katılan yağın kaynağı protozoon sayısını etkilememiştir.

Araştırıcılar beyaz iç yağının donyağına göre daha önce sözü edilen parametreler üzerine daha olumsuz etki yaptığını, bunun yüksek doymamış/doymuş yağ asitleri oranından kaynaklandığını ifade etmişlerdir. Ancak hayvanların her iki yağ kaynağına aynı derecede tepki verdikleri de bildirilmiştir.

Onetti ve ark. (2002), süt inekleri rasyonlarına farklı oranlarda  katılan mısır, yonca silajı ve don yağının performans üzerine etkilerini incelemişlerdir. Çalışmada laktasyonlarının ortalama 134. gününde olan 18 baş Holstein ırkı süt ineği kullanılmıştır. 2x3 faktöriyel dizayna göre planlanan bu çalışmada don yağı %0 ve 2 düzeyinde rasyona katılmış, 3 kaba yem muamele grubu ise rasyon KM’sinin %50’si mısır silajı(I); rasyon kuru maddesinin %37.5 mısır silajı+%12.5 yonca silajı (II) ve %25 mısır silajı+%25 yonca silajı şeklinde ayarlanmıştır. Rasyonlarına yağ katılan grupta kuru madde tüketimi diğer rasyonla beslenen gruba (yağ katılmayan) göre günde yaklaşık 800 g daha az olmuştur. Rasyona yağ katılması günlük süt üretimini gruplara göre 0.6-2.4 kg arasında artırmıştır. Gruplar arasında süt protein yüzdesi bakımından önemli bir değişim görülmemiştir. Ancak kısa ve orta zincirli yağ asitleri oranında bir azalma dikkati çekmiştir.

4.2. DÖL VERİMİNE ETKİLERİ

Son ve ark. (1996) süt ineklerinde enerji kaynağı (don yağı) ve bypass protein oranının performans ve döl verimi üzerine etkisini  araştırmışlardır.  Hayvan materyali olarak buzağılama sonrasındaki 2. haftalarında olan 68 baş Holstein ırkı süt ineği kullanılmıştır. Değişik düzeylerde donyağı ve bypass protein içeriğine sahip yemlerden oluşan kontrol ve deneme gruplarında çalışma planı Tablo10.’da özetlenmiştir.

Tablo 10.  Araştırma Rasyonlarının Deneme Planı
GRUPLAR RASYONUN KOMPOZİSYONU
Grup 1 %3 don yağı + yüksek bypass protein (%5) (tüy unu + kan unu, 85/15)
Grup 2 %3 don yağı + düşük bypass protein (%0 tüy unu + kan unu)
Grup 3 %0 don yağı + yüksek bypass protein
Grup 4 %0 don yağı + düşük

Rasyonların izokalorik ve izonitrojenik esasa göre hazırlandığı bu çalışmada süt verimi rasyon uygulamalarından etkilenmemiştir. Ancak yağa göre düzeltilmiş süt verimi yüksek yağ ve yüksek bypass grubunda en yüksek düzeyde idi. Günlük KM tüketimi düşük yağ ve düşük bypass protein grubunda daha fazla olmuştur. İlk kızgınlık için geçen gün sayısı gruplar arasında önemli bulunmamıştır.

Kuru madde tüketiminin artması ile plazma kolesterol düzeyi de artmıştır. Süt veriminin 35. gününde kolesterol düzeyi yüksek yağ tüketenlerde düşük yağ tüketenlere göre daha fazla olmuştur.

Luteal faz progesteron ve follikül faz östredial miktarı yüksek yağ düşük bypass protein alan grupta yüksek bulunmuştur. İlk tohumlamadan sonra gebe kalma oranı ise yüksek yağ yüksek bypass protein grubunda en yüksek bulunmuştur. Araştırıcılar bu çalışmanın bir sonucu olarak ilave yağ ve bypass proteinin laktasyon performansına pek etkili olmadığı ancak yağa göre düzeltilmiş süt etkinliğini ve İlk tohumlamadan sonra gebe kalma oranını iyileştirdiği kanısına varmışlardır.. 

5. SONUÇ

Yüksek verimli süt ineklerinde özellikle hayvanın negatif enerji dengesinde bulunduğu laktasyonun ilk 120 gününde rasyona uygun miktarda yağ katılması kaçınılmaz olmaktadır.  

Rasyonlara  yağ katılmasının tercih nedenlerinden birisi bunlarda metabolizma sonucunda oluşan ısının diğer besin maddelerine göre daha düşük olmasıdır. Bu durum özellikle yaz aylarında ısı stresinin görüldüğü durumlarda ön plana çıkmaktadır.

Süt inekleri rasyonlarında yağ kullanılması durumunda bazı hususlara özen gösterilmesi gerekir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir.

1. Süt protein miktarındaki azalma minimuma indirilmelidir. Rumende normal fermantasyonunun sağlanması için rasyonun nişasta ve şeker dengesi kurulmalıdır.

2.  Lezzet sorunlarının önüne geçmek için rasyona yağlar 2-3 haftada giderek artan miktarlarda katılmalıdır.

3.  Yağlı tohum yağlar 450 g, hayvansal yağlar 450 g miktarında verilerek bunların ruminal sindirim üzerine olan olumsuz etkileri minimuma indirilir.Bu itibarla inek başına günde verilecek yağ miktarı 900 g veya biraz altında olmalıdır. Bunun üzerinde 225-450 g miktarında yağ verilmesi durumunda korunmuş yağlar kullanılmalıdır.

4. Süt ineklerine uygun olmayan miktar ve formlarda yağ verilmesi selüloz sindirimini ve kuru madde tüketimini olumsuz yönde etkiler. Hayvanın yüksek kaliteli otlarla beslenmesini sağlayarak yeterli miktarda kaba yem tükettiğinden emin olmak gerekir.

5. Rasyonlara yağ katılması durumunda kalsiyum miktarı %0.9’dan %1’e; magnezyum miktarı ise %0.25’den %0.30’a yükseltilerek sabunlaşma oluşumu ve gübre ile mineral kaybı önlenir.

6. Süt ineğinin ham protein, rumende yıkılmayan protein, selüloz olmayan karbonhidrat ihtiyaçlarının tam olarak karşılanmasına özen gösterilmelidir.

Hayvansal kaynaklı yağların bitkisel kaynaklı yağlara göre taşınmaları, depolanmaları için özel bir işleme ve ekipmana gerek duyulur. Ayrıca yemlere katılmadan önce bir ısı işleminden geçirilmesi gerekmektedir.

Yüksek verimli süt ineklerinin  rasyonlarına katılan hayvansal kaynaklı yağların etkilerini inceleyen çalışmalarda genelde net sonuçlara ulaşılamadığı gözlenmektedir.  Bazı çalışmalarda hayvansal yağ kullanımında kuru madde, organik madde, NDF, ADF ve selüloz sindirimi azalmış bazılarında ise önemli düzeyde etkilenmemiştir. Aynı şekilde UYA konsantrasyonunda genelde azalma saptanmış,  bir çok çalışmada % 4 yağa göre düzeltilmiş süt veriminde artış gözlenmiştir. Diğer taraftan kan parametreleri yönünde de net sonuçlara ulaşılamamıştır.

 


AGROTURK Agro-Endüstriyel Müşavirlik
19 Mayıs Cad. 33/A-9
80220 Şişli - İstanbul
Tel: 212-212 6942 - Faks: 212-212 6831
E-posta: bilgi@agroturk.com.tr - Web: www.agroturk.com.tr