|
AGROTURK
Agro-Endüstriyel
Müşavirlik |
|
NRA BÜLTENİ Sayı 28 Haziran 2003 NRA Ana Sayfa Agroturk Ana Sayfa Site Haritası |
NRA - Üniversite İşbirliği Bu sayımızda National Renderers Association'un organize etmiş olduğu öğrenci seminerlerinde, üniversite öğrencilerinin hazırlayıp sunduğu bilimsel literatür derlemelerinden birini, yeniden düzenlenmiş şekli ile yayınlıyoruz. YEMLİK YAĞLARDA OKSİDASYON VE KORUNMA YÖNTEMLERİHazırlayan: Burcu Çakmak İstanbul Üniversitesi, Veteriner Fakültesi (212-591 3851) Proje Koordinatörü: Prof. Dr. Müjdat Alp ve Prof. Dr. Neşe Kocabağlı Editör: İ. Cihan Koru Giriş Hayvansal yağlar; mezbahalarda kesilen sığır, koyun, keçi, domuz ve kanatlı gibi hayvanların karkas artığı veya karkasın muhtelif parçalara işlenmesi sırasında ayrılan yağ dokusundan rendering yöntemiyle elde edilen yağlardır. Hayvan yemi ve yem hammaddeleri endüstrisinin, rendering işlemi ile elde edilen hayvansal yağların en büyük kullanıcısı olması nedeniyle, bu yağların %65'i hayvan yemlerinde kullanılmaktadır. Yağlar yüksek enerji içerikleri nedeniyle yemlerin önemli bir unsuru olup, karma yemdeki toplam metabolik enerjinin %8-15'ini karşılayabilmektedir. Yağlar karbonhidratların yaklaşık 2,25 kat daha fazla sindirilebilir enerji değerine sahiptir. Yemlik Yağların Sınıflandırılması Yemlik yağlar elde edilişlerine göre 7 grupta toplanabilir: 1. Don Yağı: Mezbahalarda ve et sanayiinde sığır, koyun gibi hayvanların karkaslarından çıkan yağlardır. Donyağında palmitik ve stearik asit gibi doymuş yağ asitleri oranı yüksektir. Toplam yağlı maddesi %98'den az; su, çözünmeyen ve sabunlaşmayan madde miktarı %2'den, serbest yağ asidi miktarı da %12,5'dan fazla olmamalıdır.
Yemlik Yağların Yararları 1. Yağlar, rasyonun başlıca enerji kaynağıdırlar. Karbonhidratlara kıyasla 2,25-3,80 kat daha fazla enerji kapsarlar. Bunun nedeni, besin maddelerinin kimyasal yapısında gizlidir. Örnek olarak; tipik bir yağın basit formulü C57H105O6 iken, glukozun C6H12O6'dır ve yağ molekülündeki oksijene oranla daha fazla C ve H atomları bulunmaktadır. C ve H atomları yanıcı, O atomu ise yakıcıdır. Dolayısıyla bir molekülde ne kadar fazla C ve H atomu ve ne kadar az miktarda O bulunursa, o molekülden elde edilen enerji miktarı o ölçüde artar.
Yağlarda Oksidasyon Yağlar kimyasal olarak doymuş ve doymamış yağ asitlerini içerirler. Hayvansal yağlar (sığır, koyun içyağları) doymuş yağlara örnek oluştururlar, doymamış yağlara göre bozulmaya karşı daha dayanıklıdırlar. Doymamış yağlar ise yağ asitlerinin yapısında ve karbon atomları arasında çift bağ (C=C) içerirler ve bu nedenle daha kolay bozulurlar. Tavuk yağı da kısmen doymamış yağları içerdiğinden, hayvansal yağlar grubuna girdiği halde çabuk bozulur niteliktedir. Yağlar, doymamış yağ asitlerinin ısı, ışık ve bazı ağır metallerin katalitik etkisiyle atmosferik oksijenle birleşmesiyle kolayca oksitlenebilir ve bozulabilir. Oksitlenmiş yağ asitleri toksiktir. Hayvansal yağların otooksidasyonu yemlerde kalitenin bozulmasına yol açan en önemli faktörlerdendir. Oksitlenerek bozulan yağlar acılaşır; yemde renk, tat, aroma, tekstür ve tavuklarda et ve yumurtaya geçerek bu ürünlerde istenmeyen karakterde bir kokunun ortaya çıkmasına neden olur. Gıdaların tadı insanlar için çok önemli olmasına karşın, hayvanlarda bu durum büyük önem taşımaz. Ayrıca, lipid peroksidasyonu ile oluşan ürünler lizin aminoasidinin epsilon-amino grubu ile reaksiyona girerek, lizin yararlanılabilirliğinin düşmesine sebep olur. Otooksidasyon, kansere, inflamatuar hastalıklara, kalp ve damar rahatsızlıklarına ve yaşlanma ile sonuçlanan doku hasarına da sebep olur. Yağlarda Oksidasyonun Mekanizması Oksidasyonun zararlı etkileri C atomları arasında çift bağ içeren doymamış yağ asitlerinin peroksit oluşumu sırasında üretilen "serbest radikaller" tarafından başlatılmaktadır. Lipid peroksidasyonu, zincirleme bir reaksiyon olup, daha ileri peroksidasyonlara yol açan devamlı serbest radikalleri üretir. Zincir reaksiyonunun başlatıcısı ise, ilk aşamada meydana gelen hidroperoksitlerdir. Yağların oksidasyonu 3 aşamalıdır: İlk aşamada, doymamış yağ asidinin çift bağından biri ısı, ışık, bazı metaller gibi faktörlerin etkisiyle oksijen alır ve serbest radikaller oluşmaya başlar. Oksidasyonun bu aşamasında yağların kompozisyonunda çok büyük değişiklikler oluşmaz. İkinci aşama olan ilerleme aşamasında, kritik seviyede serbest radikal oluşmaya başlar ve zincir reaksiyonlar hızlanır. Oksidasyonun hızı artar. Oksijen hızla absorbe olmaya başlar ve peroksidasyon serbest radikallerin etkisiyle hızlanır. Son aşamada ise oksidasyon hızı düşer. Serbest radikaller kendi aralarında birleşerek son ürünleri meydana getirirler. Oksidasyonun ilk ürünleri olan hidroperoksitler yemlerin tat ve kalitesini bozmazlar. Ancak hidroperoksitlerin parçalanma ürünleri olan hidrokarbonlar, aldehitler, ketonlar, alkoller ve organik asitler yemin kalitesini bozan unsurlardır. Yağların Oksidasyonuna Neden Olan Faktörler Nem:
Yağlardaki su oranı %0,1'i aşarsa trigliseritler hidrolize olur ve açığa çıkan serbest yağ asitleri kolayca okside olabilir. Bu nedenle yağlardaki su oranının mümkün olduğunca düşürülmesi gerekir
Oksidasyondan Korunma Yöntemleri 1. Yemlerin imali ve depolanması sırasında oksijen elimine edilmeli ve oksijen alımı minimum düzeye indirilmelidir.
Antioksidanlar Antioksidanlar, yağlarda veya yağlı hammaddelerde oksidasyon işlemini geciktiren ya da önleyen maddelerdir. Antioksidanlar, etki mekanizmasına göre iki türlüdür: Birinci grupta, otooksidasyon zincirini kırarak oksidasyonu geciktiren antioksidanlar bulunur, ki bunlara primer antioksidanlar denir; ikinci gruptakiler ise, sekonder antioksidanlar olup, oksidasyonun başlamasını engelleyen antioksidanlardır. Kimi antioksidanlar ise birden fazla etki mekanizmasına sahip olduklarından çok fonksiyonlu antioksidanlar olarak adlandırılırlar. Genel olarak antioksidan maddelerin görevi; serbest radikallerin hidrojen koparıp, çalmasında, kendilerini ortaya atarak, serbest radikallere hidrojen verip etkinliklerini durdurmaktır. Yani, antioksidan maddeler, serbest radikalleri daha başlangıçta doyurarak onların devamlı etkinliklerine mani olmaktadır. Fakat serbest radikal oluşumu ışık ve metaller nedeniyle devam ediyorsa, buna bağlı olarak antioksidan madde gittikçe harcanıp tüketilmektedir. Eğer gerekli tedbirler alınıp da yeterli miktarda antioksidan katılmış ise, daha önce serbest radikaller durdurulmuş olacaktır ve antioksidan etki uzun süre devam edecektir. Primer Antioksidanlar Primer antioksidanlar, elektron vericisi olarak serbest radikallerle reaksiyona girip otooksidasyonu yarıda keserler. Böylece, zincirleme devam eden otooksidasyon işlemi yarıda kesilerek durdurulur. Başlıca primer antioksidanlar; tokoferoller (Vitamin E), butil-hidroksi-anizol (BHA), butil-hidroksi-toluen (BHT), tersiyer-butilhidroquinon (TBHQ) ve ethoksiquindir. Bu bileşikler, hidrojen vericisi olan hidroksil veya amin gruplarını taşıyan doymamış yapıdaki fenolik bileşiklerdir. Serbest radikal kabul edicisi gibi davranarak, oksidasyonu daha başlangıç aşamasında durdururlar. Meydana gelen antioksidan-serbest radikal kompleksi stabil olup, bozuk tat ve koku veren bileşiklere parçalanmaz. Tokoferoller: Doğada bulunan ve yağda eriyen bu antioksidanlar dört formda bulunurlar. Bunlar; α-tokoferol (Vitamin E),
b-tokoferol, ¡-tokoferol ve δ-tokoferoldür. Tokoferollerin %0,02-0,06 arasındaki dozları iyi bir antioksidan etki gösterir. Tokoferollerin sitrik veya askorbik asitlerle birlikte kullanımları, sinerjik etki nedeniyle, etkinliklerini arttırır.
Sekonder Antioksidanlar Sekonder antioksidanlar, oksidasyonu geciktirerek yağların otooksidasyonunu engellerler. Etki mekanizmaları; yağların oksidasyonunu katalize eden metal iyonlarını bağlama, oksijene saldırma ve UV ışınlarını absorbe etme tarzındadır.
Şelatlar: Sitrik asit, amino asitler, etilen diamin tetra asetik asit (EDTA) ve bazı fosforik asit türevleri, lipitlerin oksidasyonunu katalize eden metal iyonlarını bağlayarak lipitlerin oksidatif dekompozisyonunu geciktirirler. Ancak tek başlarına kullanıl- dıklarında (amino asitler hariç) pek aktivite göstermezler. Primer antioksidanlarla kullanıldıklarında onların aktivitelerini güçlendirirler.
Çok Fonksiyonlu Antioksidanlar Fosfolipitler ve maillard reaksiyonu ürünleri gibi kimi reaksiyonlar lipitlerin oksidasyonunu birden fazla mekanizmayla önlerler. Fosfolipitlerin antioksidan etkileri metalik iyonları bağlama ve hidroperoksitleri dekompoze etme şeklindedir. Ayrıca, fosfolipitler primer antioksidanların rejenerasyonunu da artırırlar. Maillard ürünleri ise; metal bağlama özellikleri ile ve hidroperksitlerin serbest radikallere dönüşümlerini engelleyerek antioksidan etki gösterirler. Antioksidanların Kullanımında Dikkat Edilecek Hususlar Antioksidanların kullanımı esnasında yemlik yağların niteliği, hedeflenen raf ömrü, konuyla ilgili yasa ve yönetmelikler dikkate alınmalıdır. Değişik yağların oksidasyona karşı farklı derecelerde duyarlı oldukları bilinmektedir. Genel olarak; balık, kanatlı ve domuz kesimhanelerinden gelen yağlar veya yağlı rendering ürünleri, donyağına göre oksidasyona karşı daha duyarlıdır. Onaltı saatte kanatlı yağının peroksit değeri 535 meq/kg'a çıktığı halde donyağının peroksit değeri 16 meq/kg'da kalmıştır. Yağın cinsine göre ilave edilmesi gereken antioksidanın da miktarı değişmektedir. Yağların korunmasında diğer önemli husus ise, hedeflenen raf ömrüne göre antioksidan miktarının ayarlanmasıdır. Değişik Yağların Oksidasyona Karşı Duyarlılıkları Tablo 1
Yapılan ölçümlere göre, bir ünitelik BHA'nın verdiği stabilite için α-tokoferol'den 10 misli kullanmak gerekir. Ancak bu oransal etkinlik başka bir yağda farklı sonuçlar verebilir. Antioksidanların Oransal Etkinlikleri Tablo 2
Stabilize edilecek yemlik yağın cinsi de kullanılacak olan antioksidanın belirlenmesinde etkili olmaktadır. Ethoksiquin'in yemlik yağlar ile yağlı tohum küspelerindeki kullanımı genelde sınırlı düzeyde kalmaktadır. BHA ve BHT yemlik yağlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Antioksidanların Sinerjik Etkileri Farklı etki mekanizmalarına sahip antioksidanlar birlikte kullanıldıkları zaman yalnız kullanılmalarına göre daha etkili olabilirler. Bu sinerjik etki, antioksidanların kullanım dozlarını düşürdükleri gibi olası yan etkilerinin de azalmasına sebep olmaktadır. Sinerjik etki, fenolik gruba giren antioksidanlarla, asidik gruba giren antioksidanlar, fosfolipitler ve aminoasitler arasında bulunmaktadır. Ayrıca BHA ve BHT arasında da bir sinerji vardır. Peroksit Değeri Oksidasyon sonucu oluşan hidroperoksit konsatrasyonu peroksit değeri olarak ifade edilir. Oksidasyonun ve acılaşmanın bir ölçüsüdür. Peroksit değeri (PD) AOCS Method Cd 8-53 olarak bilinen bir metotla ölçülür. Yüksek peroksit değeri, bozulmanın ve kötü tadın göstergesidir. Ancak oksidasyonun ileri aşamalarında peroksit değeri düştüğünden, düşük peroksit değeri her zaman iyi tat ve kalitenin göstergesi değildir. Sonuç Oksidasyon, yağların acılaşarak bozulmasına, yemde renk, tat, aroma, tekstür ve kıvamda değişikliklere yol açan doğal bir olaydır. Doymuş yağlar, doymamış yağlara göre bozulmaya karşı daha dayanıklıdır. Tavuk yağı kısmen doymamış yağları içerdiğinden çabuk bozulur niteliktedir. Bu nedenle yemlik yağların özellikle depolama koşullarına özen gösterilmeli, yemleri aşırı sıcaklık ve ışığa maruz bırakmamaya, metal kaplarda depolamamaya dikkat edilmeli ve antioksidan ilavesi mutlaka yapılmalıdır. Ancak antioksidanların da belli bir dayanma süreleri olduğundan, antioksidan katılmış yemler bile çok uzun süre bekletilmemelidir. Bu koşullara dikkat edilmediği durumlarda bozulmuş yağları tüketen, özellikle kanatlı hayvanların ürünlerinde beğenilmeyen koku oluşabileceği de unutulmamalıdır.
DİĞER SEMİNER KONULARI29 ve 30 Nisan 2003 tarihlerinde gerçekleştirilen NRA Öğrenci Seminerlerinde sunulan konular ve sunan öğrencilerin isimleri aşağıda verilmiştir. Sunulan konuların metinlerinden temin etmek istediğiniz takdirde lütfen bizi arayın.
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
AGROTURK Agro-Endüstriyel
Müşavirlik |