|
AGROTURK
Agro-Endüstriyel
Müşavirlik |
|
NRA BÜLTENİ Sayı 25 Mart 2002 |
HİDROLİZE TÜY UNUNUN BESİN DEĞERİ VE BROYLER RASYONLARINDA KULLANILMASIHazırlayan ve Sunan: Pınar Saçaklı,Ankara Üniversitesi, Veteriner Fakültesi Proje Koordinatörü: Prof. Dr. Şakir Doğan Tuncer 1. GİRİŞ Hidrolize kanatlı tüyleri hayvan yemi üretiminde kullanılan önemli bir hammaddedir. Gerek protein içeriğinin yüksek olması (%84), gerekse bitkisel protein kaynaklarının aksine selüloz ile tanin, glikosinolat, lektin ve tripsin gibi antinutrisyonel faktörleri içermediği için tüy unları son yıllarda hayvan besleme uzmanlarının ilgisini çekmeye başlamıştır. İşlenmemiş kanatlı tüyleri, protein içeriklerinin yüksek olmasına karşın, yapısındaki çözünmeyen maddeler, yüksek keratin ve güçlü disülfit bağları nedeniyle %5 gibi çok düşük sindirilme oranına sahiptir. Bu özellikleri itibari ile ham tüyün hayvan besleme alanında kullanılması pek mümkün değildir. Herhangi bir işlemden geçirilmeyen ham tüy unlarının fiyatı da nispeten düşüktür. Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) her yıl bir milyon tonu aşkın miktarlarda kanatlı tüyünün toplandığı bildirilmektedir. Ham tüyler ancak özel yöntemler ile işlenerek kolay sindirilebilir ve lezzetli bir protein kaynağına dönüştürülebilir. Tüy unu proteininin büyük bir kısmı proteolitik enzimlere dayanıklı olan keratinden oluşmaktadır. Bu yüzden keratini daha sindirilebilir bir yapıya çevirmek için tüyler ısı ve basınç altında pişirilerek, hidrolize tüy unu adı verilen ürün elde edilir (Mantysaari ve Sniffen, 1989). Hidrolizasyon, bir bileşikteki kimyasal bağlardan bir kısmının parçalanması ve bu parçalanma noktalarına H ve OH iyonlarının bağlanmasıyla şekillenmektedir. Dünyanın her bölgesinde değerli bir yem maddesi olarak kabul edilen hidrolize tüy unu, ABD'de 1998 verilerine göre 362.700 ton miktarında üretilmiş, bunun 30.400 tonu ihraç edilmiştir (Anonim, 1999). Çeşitli protein kaynaklarının ham protein ve sindirilebilir protein içerikleri Tablo 1' de verilmiştir (Chandler, 1993). Tablo 1. Bazı Hayvansal ve Bitkisel Kaynaklı Yemlerin Protein İçerikleri
Hidrolize tüy unu metiyonin, lizin, histidin, triptofan amino asitlerince yetersiz, buna karşılık sistin treonin ve arjinin bakımından zengindir (Baker, 1981). İnsanlar tarafından tüketilen ya da hayvansal yan ürün olarak değerlendirilen kanatlı ve sığır yetiştiriciliği ürünlerinin dağılımı Şekil 1a ve Şekil 1b 'de gösterilmiştir (Woodgate, 1993). Şekilde de görüleceği gibi kanatlı üretiminden %9.50 gibi oldukça önemli oranlarda kanatlı tüyü açığa çıkmaktadır. Bunun da hayvan besleme alanında değerlendirilmesi hayvancılık ekonomisi açısından önemli katkı sağlayacaktır.
2. TÜY UNUNUN İŞLENMESİNE İLİŞKİN YÖNTEMLER
Isı ve Basınç ile Hidrolizasyon (Klasik Yöntem)
Ham Tüylerin Enzim ile Muamele Edilmesi
Tablo 2. Enzim ile İşlenen Ham Tüylerde Pepsin Sindirilebilirliği
Tablo 2' de de görülebileceği gibi pepsin sindirilebilirliği bakımından en iyi sonuçlar birinci fazda 30 dakika süre ile 50 ºC sıcaklığın, ikinci fazda ise 20 dakika süre ile 125 ºC sıcaklığın uygulandığı 5. enzim grubunda alınmıştır. Enzim ile yapılan muamelelerden elde edilen tüy unlarında amino asit içerikleri ile protein sindirilebilirliklerinin daha yüksek olduğu bildirilmekte ise de bu uygulamaların klasik yöntemlere göre daha pahalı olması nedeniyle henüz yaygın kullanım alanı bulamadığı ifade edilmektedir. 3. HİDROLİZE TÜY UNLARININ BESİN MADDE DEĞERLERİ
Protein Amino Asit Düzeyleri ve Sindirilebilirliği
Hidrolize tüy unlarının amino asit profilleri incelendiğinde sistein, treonin ve arginin bakımından zengin, buna karşılık metiyonin, lizin, histidin ve triptofanca yetersiz olduğu görülecektir (Baker, 1981). Burgos ve ark. (1974), hidrolize edilen tüy unundaki amino asitlerin hemen hemen tamamının sindirilebilir nitelik taşıdığı ve sindirilme oranının %95-99 olduğunu kaydetmişlerdir. Dokuz farklı tüy unu örneğinde 5 amino asidin sindirilebilirliğinin incelendiği bir çalışmada yüksek değerler elde edilmiştir. Bu denemelerde 15 amino asidin gerçek sindirilebilir dereceleri ortalama %81 olarak bulunmuştur (Chandler, 1993). Aynı şekilde Arkansas Üniversitesi'nde yapılan araştırmalarda tüy unundaki tüm amino asitlerin yararlanabilirlik değerlerinin %92-98 arasında değiştiği ortaya konulmuştur. Füller (1967), tüy unundaki sisteinin toplam kükürtlü amino asit gereksiniminin yarısını karşıladığını bildirmiştir. Ancak Parson ve ark. (1982) ile Sibbald (1986) tüy unu amino asitlerinin sindirilebilirliklerine ilişkin değerlerin daha düşük olduğunu bildirmişlerdir. Nitekim farklı yöntemlerle yapılan tesbitlerde Smith (1968), tüy unundaki lizinin biyoyararlılığını %5 olarak bulmuş, buna karşılık Burgos ve ark. (1974), dışkı toplama yöntemi ile yaptığı çalışmada lizinin biyoyararlılığını %95 şeklinde belirlemiştir. Diğer taraftan Parson ve ark. (1985), lizinin biyoyararlılığını belirlemek amacıyla yaptıkları civciv büyütme ve dışkı toplama denemelerinde aynı tüy unu örneklerine ait değerlerin farklılık gösterdiğini ifade etmişlerdir. Han ve Parson (1991), değişik in vivo ve in vitro metodlar kullanarak, 7 ayrı ticari tüy ununun protein ve amino asit kalitesini geniş kapsamlı bir çalışma ile incelemişlerdir. Sözü edilen araştırmada protein etkinlik oranı (PER), civciv büyütme denemesi ile lizin ve TSAA (toplam kükürtlü amino asitler)'nın biyoyararlılığının tespiti, konvensiyonel dışkı toplama yöntemi ve sekoktomize edilmiş horozlar kullanılarak amino asit sindirilebilirliğinin ölçümü, %0.2 ve %0.002 düzeylerinde pepsin ile azotun pepsin sindirilebilirliğinin belirlenmesi ve lantiyonin analizi gibi değişik metotlar kullanılmıştır. Bu çalışmada kullanılan tüy unu örneklerinin besin maddeleri içeriği Tablo 3' de verilmiştir (Han ve Parsons, 1991). Tablo 3. Çalışmada Kullanılan 7 Farklı Hidrolize Tüy Ununun Kimyasal Kompozisyonu, %
Aynı araştırmada, tüy unu örneklerindeki N'un pepsin sindirilebilirliğine ilişkin bulgular %0.2 pepsin'e göre %70.2 - %81.2 arasında, %0.002 pepsin'e göre ise %17.0 - %49.1 arasında bulunmuştur. Bu sonuçlar N'un pepsin sindirilebilirliği değerlerinin yüksek pepsin konsantrasyonlarında daha yüksek olduğunu göstermektedir. Tüy unu örneklerine ait azotun pepsin sindirilebilirliğine ilişkin bulgular Tablo 4' de gösterilmiştir (Han ve Parsons, 1991). Tablo 4. Tüy Unu Örneklerinde Değişik Pepsin Solusyonları ile Saptanan Azot Sindirilebilirliği
Hidrolize tüy unlarında pepsin sindirilebilirliği zaman ve basınç gibi pişirme koşullarıyla ilgilidir (Aderibigbe ve Church, 1983; Papadopoulos ve ark., 1986). Aderibigbe ve Church (1983), konu ile ilgili olarak yaptıkları çalışmada pişirme süresinin 0 dakikadan 90 dakikaya çıkarılması ile pepsin sindirilebilirliğinin arttığını, daha sonra ise sindirilebilirlikte bir miktar azalmanın meydana geldiğini gözlemişlerdir. Ancak pepsin sindirilebilirliğinde gözlenen artışın protein kalitesinde de bir yükselme anlamına gelmediği ifade edilmektedir. Araştırıcılar işlem süresinin uzaması ile tüy ununun yapısına giren bazı amino asitlerin özellikle de sistin miktarının ve yararlanılabilirliğinin azaldığını bildirmektedirler (Papadopoulos ve ark., 1985; Papadopoulos ve ark., 1986). Bu yüzden gerek uygun bir sindirilebilirliğin elde edilebilmesi, gerekse iyi bir protein kalitesinin sağlanabilmesi için pepsin sindirilebilirliğinin en az %70, en fazla %75 olması gerektiğine işaret edilmektedir (Papadopoulos ve ark.,1985; Papadopoulos ve ark., 1986). Illinois Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmada, in vitro pepsin sindirilebilirliğine ilişkin bulguların biyolojik testlerin sonuçları ile ne derecede örtüştüğü incelenmiştir (Chandler, 1993). Bu araştırma sonunda, pepsin konsantrasyonunun %0.002 olarak alındığı in vitro sindirilebilirlik denemelerinin sonuçları ile biyolojik test bulguları arasında yüksek derecede korelasyon saptanmıştır. Bu ölçüde düşük pepsin konsantrasyonunun biyolojik değerliliklerdeki farklılıkların belirlenmesinde daha duyarlı olduğu ortaya konulmuştur. Bu türlü düşük konsantrasyonlarla elde edilen sindirilebilirlik değerleri, resmi yöntemle elde edilenden daha düşük çıkabilir. Ancak, düşük pepsin konsantrasyonlarının kullanılarak yapılan testler, değişik üretim yöntemleri arasındaki farklılıkların daha duyarlı bir biçimde saptanabilmesinde etkili olmaktadır. Sindirilebilirlik değerlerinin %0.2 pepsin konsantrasyonunda yüksek bulunması, amino asitlerin pepsinin aşırı etkisi nedeniyle fazla oranda parçalanmış olmasına bağlanmaktadır (Chandler, 1993). Farklı işleme koşullarının tüy unundaki amino asitlerin sindirilebilirliklerine etkilerinin incelendiği bir çalışmada (Papadopoulos ve ark., 1985) 30, 50 ve 70 dakika şeklindeki 3 farklı işleme süresi ile kontrol (ilavesiz), %0.4 NaOH ve %0.4 proteolitik enzim şeklindeki 3 ayrı muamele uygulanmıştır. Tüm amino asitlerin zahiri ve gerçek sindirilebilirlikleri işleme koşullarından etkilenmiştir. İşleme süresinin löysin dışındaki bütün amino asitlerin sindirilebilirliği üzerine bir negatif etki yaptığı belirlenmiştir. Muamele yöntemine bağlı olarak sistin, tirozin, serin ve alaninin sindirilebilirlik katsayılarıında önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır. Bu değerler kimyasal olarak muamele edilen tüy ununda daha düşük bulunmuştur. Her üç metot arasında karşılaştırma yapıldığında amino asit sindirilebilirliklerinin enzim ile muamele edilen tüy ununda kontrole (ilavesiz) göre daha yüksek, kimyasal madde ile muamele edilenlerde ise kontrolden daha düşük olduğu tesbit edilmiştir (Papodopoulos ve ark., 1985). Bütün test tüy unlarında tesbit edilen ve doğal olmayan amino asit olan "lantiyonin" miktarı ile amino asit sindirilebilirliği arasında ters orantı bulunmuştur. Tüy unu proteininde bulunan ve bağırsaklarda proteolizis yoluyla açığa çıkan lanthionin daha sonra absorbe edilir ve karaciğere taşınır (Cavallini ve ark., 1960). Aspartik ve glutamik asitlerin reaktif bölgeleri ile lizinin e -amino grubunun reaksiyonu ile yeni isopeptid bağların şekillenmesi ve sistinin parçalanmasından diğer amino asitlerin yanısıra lizinoalanin, lantiyonin ve e-(Y-glutamyl) - L - lizin gibi yeni amino asitler de şekillenebilir. Bu durum cross-bağ oluşumunun enzimin aktif bölgelerini bloke ederek veya enzim penetrasyonunu önleyerek protein sindirilebilirliğini azaltması şeklindeki hipotez ile açıklanmaktadır. Tüy unundaki lantiyonin miktarı ürüne uygulanan muamelenin olumsuz etkisinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Lantiyoninin kimyasal formülü Şekil 2' de verilmiştir. Tüy unu proteininin pepsin sindirilebilirliğini artıran koşullar aynı zamanda sistinin lantiyonine dönümünde de artışa neden olmakta (Davis ve ark., 1961), bu ise kükürtlü amino asitlerin biyoyararlılığını önemli ölçüde düşürmektedir (Latshaw, 1990). Lantiyoninin şekillenmesi sırasında sistinin yapısındaki kükürtün yarısı kaybolmaktadır. Ayrıca lantiyoninin bazı formları kanatlılarda efektif bir şekilde değerlendirilemediği bildirilmektedir (Robbins ve Baker 1980).
Tüy unu işlenmesi sırasında uygulanan pH ve basıncın etkilerinin incelendiği
bir çalışmada (Latshaw, 1990), ham tüy örnekleri 30 dakikalık sürede 3 değişik
pH (5, 7 ve 9) ve buhar basıncı (207, 276 ve 345 kPa) ile muamele
edilmişlerdir. Bu çalışma sonuçları pH değeri ve basınç miktarındaki artışa
paralel olarak pepsin sindirilebilirliğinin yükseldiğini göstermiştir. Ancak
pepsin sindirilebilirliği yükseldikce sistin miktarının azaldığı, buna karşılık
lantiyonin miktarının ise arttığı gözlenmiştir (Latshaw, 1990). Wang ve Parsons (1997) tarafından yapılan bir başka çalışmada ise içinde ısı
uygulamasının da bulunduğu beş değişik ticari işleme yönteminin tüy unu protein
kalitesi üzerine etkisi araştırılmıştır. Farklı işleme koşullarının protein
kalitesini etkilediği, ancak amino asit sindirilebilirliği üzerinde önemli bir
etkisinin olmadığı, yine lantiyonin miktarı ile amino asit sindirilebilirliği
arasında bir ilişkinin bulunmadığı saptanmıştır.
Enerji Değeri
TMEn (kcal/kg kuru madde) = 2862 + 77 (% yağ)
Bu eşitliğe göre, %7 yağ içeren bir tüy ununun TMEn değeri, NRC tarafından
bildirilen değerden %46 daha yüksek çıkmıştır. ABD'de Illinois Üniversitesi' nde
yapılan sindirilebilirlik deneylerinde de tüy ununun ME değeri kuru maddede
3647 kcal/kg olarak bulunmuş ve böylelikle Georgia Üniversitesi' nde elde
edilen bulgular büyük ölçüde doğrulanmıştır.
Minessota Üniversitesi' nde yapılan bir çalışmada gösterildiği gibi, tüylerin
hidrolizasyonu sırasındaki proses koşulları ME değerini ve gerçek amino asit
yararlanılabilirliğini (GAAY = TAAA = True Amino Acid Availabilitiy)
etkileyebilmektedir. Bu çalışmada araştırmacılar, tüy ununun optimum proses
koşullarında elde edilen ME değerini 3250 kcal/kg, GAAY değerini ise %80 olarak
bulmuşlardır. Oysa diğer tüy unu örneklerinde bu değerler sırasıyla 2600
kcal/kg ve %65 olarak saptanmıştır.
Rasyon formulasyonlarında tüy unu için düşük enerji değerinin kullanılması,
rasyon için hesaplanan kalori/protein oranının düşmesine, bunun için gereksiz
enerji takviyesinin yapılmasına, sonuç olarak da kanatlıların aşırı
yağlanmasına yol açabilmektedir (Chandler, 1993).
Yoğun bir protein kaynağı olan tüy unu kanatlı rasyonlarında besin maddeleri ve
enerji yoğunluğunu artırmak amacıyla kullanılır.
Verim Performansına Etkisi
Kanatlı rasyonlarında tüy ununun tek protein kaynağı olarak kullanılması
halinde metiyonin ve lizinin birinci ve ikinci sınırlayıcı amino asitler
oldukları ifade edilmiştir (Chandler, 1993).
Uygulanan işleme koşullarının tüy ununun broylerlerde besleyici değerine
etkisini belirlemek amacıyla yapılan bir çalışmada (Morris ve Balloun, 1971)
soya küspesi yerine rasyon proteininin %5-7.5' inin farklı tüy unlarından
sağlanmıştır. Tüm rasyonlara NRC standartları dikkate alınarak lizin ve
metiyonin ilave edilmiştir. Araştırıcılar rasyon proteininin %5' inin tüy
unundan sağlanması durumunda verim performansının olumlu yönde etkilendiğini
gözlemişlerdir.
Ticari tüy unu içeren rasyonlara keratinaz enzimi ilavesinin in vivo
etkilerinin incelendiği bir çalışmada (Carter ve Shih, 1998) gruplar %31 soya
küspesi (SFK) (Pozitif Kontrol Grubu); %10 tüy unu + %0.2 keratinaz enzimi +
%10 SFK (Deneme Grubu) ile %10 tüy unu + %10 SFK (Negatif Kontrol Grubu)
şeklinde oluşturulmuştur. Her 3 gruba ait rasyonların protein, enerji ve
esansiyel amino asit değerleri NRC tarafından bildirilen ihtiyaçların
karşılanabileceği şekilde hazırlanmıştır. Dişi broyler civcivler üzerinde 21
gün süre ile yürütülen bu çalışmada canlı ağırlık, ağırlık artışı ve yem
tüketimi/ağırlık artışı incelenmiştir. Rasyona %0.2 oranında keratinaz
katılması ile (Deneme Grubu) canlı ağırlık ve ağırlık artışı değerleri negatif
kontrol grubuna göre önemli derecede artmış (P
<0.05), aynı şekilde bir kg canlı ağırlık artışı için tüketilen yem miktarı da enzim etkisi ile azalmıştır (P<0.05). Ağırlık artışı pozitif kontrol, deneme grubu ve negatif kontrol gruplarında sırasıyla 612, 556 ve 487 g , yemden yararlanma oranı ise aynı sıraya göre 1.59, 1.62 ve 1.83 kg olarak bulunmuştur. Araştırıcılar (Carter ve Shih, 1998) bu çalışma sonunda ticari tüy unlarına keratinaz katılmasının ürünün sindirilebilirliğini artırabileceğini, bunun da hayvanlarda performansa yansıyacağını bildirmişlerdir.
İç Yağı Miktarı Üzerine Etkisi
Rasyon proteininin başlıca fonksiyonu hayvanın gereksinim duyduğu amino
asitleri sağlamaktır. Rasyon amino asitleri hayvanlarda plazma amino
asitlerini değiştirmekte ve enerji dengesini regüle etmektedir. Rasyon bazı
amino asitlerce yetersiz olduğunda diğer amino asitler kanda birikir ve iştah
azalır (Almquist, 1954). Bu teori civcivlerde triptofan, metionin, lizin,
arjinin, izoleusin, leusin ve valin için ispatlanmıştır (Fisher ve
Shapiro,1961; Hill ve Olsen, 1963; Maurice, 1981).
Broylerler üzerinde yapılan araştırmalarda kesim öncesi 7-14. günlerde (bitiş
peryodu) rasyonlara tüy unu katmak suretiyle aşırı abdominal yağ birikiminin
önlenebileceği ortaya konulmuştur. Tüy unu verilen kanatlılarda abdominal yağ
birikiminde gözlenen azalmanın aşırı protein verilmesinden çok diğer faktörlere
bağlı olup olmadığını saptamak için yapılan bir çalışmada (Cabel ve ark., 1988)
rasyonlara %0, 4, 6, 8 düzeylerinde tüy unu ve %0, 0.125, 0.25 ve 0.5
oranlarında glisin ilave edilmiştir. Tüm deneme rasyonları 35. günden 49. güne
veya 42. günden 49. güne kadar verilmiştir. Aynı çalışmada rasyonlara farklı
düzeylerde katılan glisinin abdominal yağ miktarında önemli (P<0.05) derecede bir azalmaya neden olduğu ve tüy unu verilen hayvanlarda bu parametrede gözlenen azalmanın ise bu yem maddesinin yapısındaki glisinden kaynaklanabileceği ileri sürülmüştür. Protein kaynağına bakıl- maksızın rasyon protein düzeyindeki artışların da abdominal yağ depolanmasını önemli ölçüde (P<0.05) azalttığı bildirilmiştir. Bu araştırma sonuçları tüy unu gibi protein kaynaklarının broyler bitiş dönemi rasyonlarına katılması ile abdominal yağ depolanmasının azaltılabileceğini, dolayısıyla tüy ununun nonspesifik bir azot kaynağı olarak etkin bir şekilde kullanılabileceğini göstermiştir.
Kanatlı sektörünün bir yan ürünü olan tüy unu, özel işlemlerden geçirildikten
sonra hayvan beslemede kullanılabilen önemli bir hammadde niteliği
kazanmaktadır. Nitekim bu özellikleri itibariyle son yillarda araştıcıların
ilgi odağı olmuştur. Hidrolize tüy unlarının genel özellikleri ve broyler
rasyonlarında kullanılmalarına ilişkin bazı önemli hususlar şu şekilde
sıralanabilir.
Tüy unu amino asitlerinin biyolojik sindirilebilirliği farklı işleme
koşullarından etkilenebilmektedir. Bunlardan en önemlisi süredir. Bu yüzden
tüy unu proteini, herbir amino asit arasında sindirilebilirlikteki
değişikliklerden dolayı kanatlı rasyonlarında, sindirilen amino asit temelinde
kullanılmalıdır. Resmi AOAC yöntemine göre %0.2 pepsin konsantrasyonu kullanılarak tayin edilen
ham protein sindirilebilirliği en az %75 olmalıdır Açık renkli tüylerden açık altın renginde veya kahverenkli unlar elde
edilirken, koyu renkli tüylerden koyu kahverengi ile siyah renkli unlar
üretilir. Tüylere kan karıştığı durumlarda da tüy unu koyu renkli olur. Kaliteli bir tüy ununun, %100' ünün U.S. No. 7 elekten, %95' inin de U.S. No. 10
elekten geçmesi gerekmektedir Tüy unu, protein içeriğine göre satılmaktadır. Protein içeriği de Kjeldahl
veya diğer kabul edilmiş azot tayin yöntemleri ile saptanabilir. Tüy unu hayvan beslemede kullanılabilecek değerli bir protein kaynağıdır. Tüy ununun soya küspesi yerine başlangıç yemlerinde %6' ya kadar, bitiş
rasyonlarında ise %4' e kadar herhangi bir amino asit ilavesine gerek
kalmaksızın kullanılabileceği bildirilmektedir. Bu düzeylerin üzerinde tüy unu
kullanılması durumunda rasyonda yer alan diğer hammaddelere bağlı olarak
rasyonun lizin, metiyonin ve triptofan amino asitlerince takviye edilmesi
gerekmektedir. Rasyonlara yüksek düzeylerde (%10) tüy unu katıldığında aynı
zamanda %0.2 oranında keratinaz ilavesinin tüy ununun sindirilebilirliğini ve
sonuçta performansı olumlu yönde etkilediği bildirilmiştir. Tüy unu broyler rasyonlarında bitiş döneminde abdominal yağ depolanmasını
azaltmak için nonspesifik bir azot kaynağı olarak kullanılabilmektedir.
National Renderers Association (NRA), 1998-1999 öğretim yılından bu yana
Türkiye' deki değişik Ziraat ve Veteriner Fakülteleri ile işbirliği yaparak her
yıl "Öğrenci Seminerleri" düzenlemektedir. Bu program çerçevesinde, her yıl üç
fakülte saptanmakta, her bir fakülteden de üçer öğrenci seçilmektedir. Her
fakülteden bir öğretim görevlisi, program koordinatörü olarak, öğrencilerin
rendering ile ilgili birer konu seçmelerine yardımcı olmaktadır. Kasım veya
Aralık aylarında konuları belli olan öğrenciler, aldıkları konular ile ilgili
yerli ve yabancı kaynaklarda mevcut bilgileri taramakta ve Nisan sonu veya
Mayıs ayı içinde fakültelerinde düzenlenen bir seminerde hazırladıkları
konuları birer bildiri şeklinde sunmaktadırlar. Seminerlere öğrencilerin devre
arkadaşları, fakültenin bulunduğu bölgedeki yem fabrikalarından yetkililer,
Tarım Bakanlığı yetkilileri, ABD Sefareti Tarım Ateşeliği'nden ilgililer ve NRA
Bölge Direktörü ile NRA Türkiye Temsilcisi dinleyici olarak katılmaktadır. Bu
programlara katılan öğrenciler genellikle son sınıftan, yüksek lisans veya
doktora öğrencileri arasından seçilmektedir.
Bugüne kadar düzenlenen seminerler
beklenenin üzerinde başarılı olmuş ve mesleklerine atılmak üzere
olan birçok genç profösyonel, bu program aracılığı ile bilimsel
araştırma yapma ve elde ettikleri sonuçları bilimsel bir
platformda sunma gibi önemli beceriler açısından deneyim
kazanırken, meslek yaşamlarında yararlanabilecekleri değerli
bilgiler elde etmekte, belki de en önemlisi; meslekleri
açısından "gerçek dünya" ile ilk kez tanışma fırsatını elde
etmektedirler.
2002 yılında yapılacak NRA Öğrenci
Seminerleri'nin yapılacağı şehirler, tarihleri, katılan okullar,
program koordinatörleri, öğrenciler ve sunulacak konular aşağıda
verilmektedir. Bu seminerlere dinleyici olarak katılmak ücretsiz
olup ilgilenenlere açıktır.
ANKARA - 16 Nisan 2002
(Veteriner ve Ziraat Fakültesi
öğrencileri, seminerlerini aynı salonda sunacaklardır)
ANKARA ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ
Koordinatör: Prof. Dr. Şakir Doğan Tuncer
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ
Koordinatör: Doç. Dr. İbrahim Çiftçi
Hayvansal
Yağların Ruminant Beslemede Kullanılması
Engin
Yenice
Doktora Öğrencisi (Araştırma Görevlisi)
Tüy Unu
İşleme Metodları ve Yem Değerine Etkileri
BURSA - 17 Nisan 2002
ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ
Koordinatör: Prof. Ali Karabulut
ÇANAKKALE - 18 Nisan 2002
18 MART ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ
Koordinatör: Yrd. Doç. Yaman Yurtman | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
AGROTURK Agro-Endüstriyel
Müşavirlik |