|
AGROTURK Agro-Endüstriyel
Müşavirlik |
|
NRA BÜLTENİ Sayı 20 Ağustos 2000 |
NRA - Üniversite İşbirliği National Renderers Association, 1998-1999 öğretim yılında başlattığı öğrenci etkinliklerine 1999-2000 döneminde de devam ederek İstanbul, Ege ve Çukurova Üniversiteleri' nde dokuz öğrencinin kendilerinin seçtiği rendering ile ilgili konuları hazırlayıp birer seminer halinde dönem arkadaşlarına sunmalarına olanak sağlamıştır. Bu sayımızda, bu seminerlerde sunulan bildirilerden birini yayınlıyoruz. GİRİŞ Rendering, ısıtılarak azaltma, dönüştürme veya eritme (yağ) anlamına gelmektedir. İşlenmedikleri takdirde atılmaları gereken hayvansal artıklar, asırlardır rendering ile işlenerek sabun, mum, gliserin ve endüstriyel yağ asitleri üretiminde kullanılan yağa dönüştürülmektedir. Daha yakın bir geçmişte de bu artıklar, etinden, sütünden ve yumurtasından yararlanılan hayvanların yemlerinde kullanılan hayvansal proteinli unlar haline getirilmeye başlanmıştır (NRA, 1996).
Hayvansal protein unları, kesimhane yan ürünlerinin dehidratasyonu ve yağların alınmasından sonra geride kalan katı maddelerden üretilirler. Katı maddeler öğütülerek una dönüştürülürler. Hayvansal protein unları; protein, aminoasit, enerji, mineral madde, esansiyel yağ asitleri ve yaşamsal bazı besin maddeleri bakımından zengindirler (NRA, 1993).
Kanatlı tüyleri, hayvan yemi üretiminde kullanılan önemli bir hammaddedir. Her yıl ABD' de bir milyon tondan fazla kanatlı tüyü toplanmaktadır (Chandler, 1993).
Kanatlıların işlenmemiş ham tüyleri; çözünmeyen maddeler, yüksek oranda keratin ve güçlü disülfit bağlar içerdiğinden, %5 gibi düşük bir sindirilme oranına sahiptir. Ham tüyler, özel yöntemlerle işlenerek kolay sindirilebilir ve lezzetli bir protein kaynağına dönüştürülebilir. Değişik proteinli hammaddelerin protein içeriği Tablo 1' de özetlenmiştir.
Tablo 1. Çeşitli Proteinlerin Ham Protein (HP) ve Sidirilebilir Ham
Protein (SHP) İçeriği (NRA, 1993)
SHP (%) HP (%) Ruminantlarda 57.1 80.4 71 59.8 65.0 92 43.2 50.2 86 40.8 45.3 90 30.1 35.9 84 26.2 30.1 87 Tüy Ununun Üretimi Tüy unu, kesilmiş kanatlıların temiz ve bozulmamış tüylerinden elde edilir. Modern yöntemlerde taze tüyler, yüksek sıcaklık (104 ºC) ve basınç altında ve tüylerdeki kimyasal bağların hidrolize olmasına ve sindirilebilirliliği %75' ten az olmayan bir proteinli un elde etmeye yetecek kadar uzun bir süre buharla işlenirler. Bilindiği gibi hidrolizasyon, bir bileşikteki kimyasal bağlardan bir kısmının parçalanarak, bu parçalanma noktalarına suyu oluşturan H ve OH iyonlarının bağlanmasıdır. Hidrolizasyon işlemi, et kemik unu üretmekte kullanılan tek şarjlı pişirme kazanlarında veya özel kontinü hidrolizasyon cihazlarında yapılabilir. Hidrolizasyon işlemini kurutma işlemi izler. Elde edilecek proteinin sindirilebilirliği üzerine hidrolizasyon süresi, sıcaklık, basınç ve nem etkili olmaktadır. Esas olarak, basınç 207 kPa' nın altına düşünce prosesin sona erdirilmesi için gerekli sürede hızlı bir artışa, 207 kPa' nın üstüne çıktığında ise gerekli sürede hızlı bir azalışa neden olmaktadır. Son zamanlarda bazı firmalar, tüy hidrolizasyonu için keratinaz ve proteaz enzimlerinin karışımını kullanmayı önermektedir. Bu yöntemle elde edilen tüy ununun aminoasit içeriği ve protein sindirilebilirliğinin daha da yükseldiği iddia edilmektedir. Ancak bu sistem henüz ekonomik olmadığından, yaygın olarak kullanılmamaktadır. Enzim teknolojisindeki gelişmeler, enerji maliyetinde önemli ölçüde tasarruf sağlayabilirse, bu yöntem geleceğin üretim metodu olabilecektir (Chandler, 1993).
Tüy Ununda Kullanılan Rendering Metodu
Kanatlı tüyleri yüksek oranda, uzun zincirli, sindirilme oranı düşük ve cross-link' i yüksek bir protein olan keratini içermektedir. Bu metotta, su ve yüksek sıcaklık (137 ºC - 149 ºC) ile birlikte uygulanan kimyasal hidroliz yardımı ile keratin, kısa zincirli, sindirilme oranı yüksek aminoasitlere dönüştürülmektedir. Hidrolizasyon, tüylerin iç basıncı 40 - 50 psi olduğu yumuşatma kazanlı ayrıştırıcılarda (batch - cooker) 30 - 45 dakika tutulması ile gerçekleşir. Hidrolizasyondan sonra, akıcı bir özelliğe sahip olan karışımın nem oranı yaklaşık olarak %50 düzeyindedir. Kurutma işlemi genelde Dupps Daire Kurutucusu veya Anderson Döner Buharlı Tüp Kurutucusu' nda gerçekleştirilmektedir (Franco ve Swanson, 1996).
Tüy Ununun Kalitesi
Hidrolize tüy ununun kalitesini etkileyen başlıca faktör, hidrolizasyon derecesidir. Çok yüksek hidrolizasyon (%90 pepsin sindirilebilirliği), unun fazla pişmesine ve protein kalitesinin düşmesine neden olmaktadır. Düşük derecede hidrolizasyon sonucunda ise (pepsin sindirilebilirliği %65' ten az) sindirilebilirliği düşük olan az pişmiş un elde edilir. Ham tüyler yüksek sistin oranına sahiptirler. Rendering sırasında, sistin bağları kırılır ve bunun sonucu olarak tüy ununun besleyici değeri artar. Eğer istenilenden fazla sistin bağı kırılırsa, kükürtlü aminoasitler zarar görür ve unun protein kalitesi düşer (NRA, 1993).
Tüy ununun fiziksel özellikleri, kullanılan ham tüy çeşidine bağlı olarak değişmektedir. Açık renkli tüylerin kullanılması sonucunda elde edilen unlar, açık altın sarısı, koyu renkli tüylerin kullanılmasıyla elde edilen unlar ise kahverengi-siyah renktedir. Tüy unu güzel bir kokuya sahiptir. Eğer tüy ununa kan eklenirse, rengi koyulaşır, ancak bu uygulama sonucunda tüy unu daha yararlı hale gelmektedir (NRA, 1993).
Tablo 2. Hidrolize Tüy Ununun Ortalama Besin Değeri
(NRA, 1993)
Ham Protein (%)
Ham Yağ (%)
Ham Lif (fiber) (%)
Ham Kül (%)
Nemlilik (%)
Met. Enerji (kcal/kg)
TDN (g/kg)
Kalsiyum (%)
Fosfor (%)
Methionin
Methionin-Sistin (%)
Lizin (%)
Triptofan (kg)
Kolin (kg) Tüy ununun protein içeriği en az %80 civarındadır. Yağ içeriği ise tüylere, deri dokusunun karışma oranına göre değişiklik göstermektedir. Yüksek kaliteli tüy unu, düşük yağ içeriğine sahip olmalıdır (%5 veya daha az). Nem oranı %10' dan fazla olmamalıdır. Nem oranı, aminoasitlere büyük oranda zarar veren yüksek derecede pişirme olup olmadığını göstermektedir. Sindirilebilirliği, tüy ununun elde edilmesinde kullanılan ekipmanın tipine bağlı olarak değişmektedir. Eğer gerektiği gibi hidrolize edilmişse, sindirilebilirlik düzeyi %80 civarında gerçekleşir (NRA, 1993). Hidrolize tüy unu, kanatlı endüstrisinden elde edilen yan ürünler içerisinde by-pass proteini en yüksek olan ürünüdür.
Goedeken ve ark. (1990), hidrolizden önce ham tüye, %15-%25 düzeyinde kan eklenmesiyle by-pass protein oranının düştüğüne bildirmişlerdir. Hidrolize tüy ununun her kilosunun maliyeti, yaklaşık olarak kan ununun yarısı kadardır. Stovk ve ark. (1981), farklı amino asitlerden oluşmuş protein kaynaklarıyla beslemenin, gelişme ve canlı ağırlık kazancı üzerine pozitif etkilerinin olduğunu bildirmiştir. Bu tamamlayıcı etki, lizin miktarını artırıcı etkisi olan kan ununun eklenmesi sonucu aminoasit profilinin geliştirilmesinden kaynaklanmaktadır. Tüy ununun by-pass proteinleri, soya ununkine fazla, kan nununkinden daha azdır (Tablo 3).
Tablo 3. Bazı Protein Unlarının By-pass Protein ve Sindirilebilirliği (Franco ve Swanson, 1996) By-pass Protein Sindirilebilir Protein Net Geçiş 26 100 26 76 87 63 82 96 78 90 100 90 73 96 69 Kan, ham olarak tüye eklenip beraber hidrolize edildiğinde, by-pass proteinler tüy unundan daha düşük seviyeye gerilemektedir. Tüyün hidrolizinden sonra kan eklendiğinde ise, by-pass protein düzeyi artış göstermektedir. Toplam protein sindirilebilirliliği, soya unu, kan unu-tüy unu ve ham kan eklenmiş hidrolize edildiğinde, protein sindirilebilirliği diğer unlardan daha düşük olarak gerçekleşir. Bunun nedeni, kan proteinin hidroliz sırasında zarar görmesidir (Franco ve Swanson, 1996).
Blasi ve ark. (1991), temiz ve hasarsız tüylerin kullanıldığı hidrolizasyonda, sürenin kalite üzerine etkisinin çok az olduğunu belirlemiştir. Eğer kanatlı hayvanların kesimi sırasında akan tüm kan kullanılırsa, bu işlem tüyün kuru ağırlığını %10 arttıracaktır. Sonuç olarak, tüy ununun kesim sırasında akan tüm kan ile birlikte kullanılmasının avantaj sağlayacağı bildirilmiştir.
Kalite Kontrol Testleri (Chandler, 1993)
1. Tüy unu, protein içeriğine göre satılmaktadır. Protein içeriği de Kjeldahl veya diğer azot tayin yöntemleri ile saptanabilmektedir.
Yakın geçmişte, Illinois Üniversitesi' nde yapılan bir çalışmada, in-vivo pepsin sindirilebilirliği denemeleri ile elde edilen sonuçların, biyolojik testler sonucu elde edilenlerle ne derece uyum gösterdiği karşılaştırılmıştır. Bu araştırma sonucunda, pepsin konsantrayonunun %0.002 olarak alındığı in-vitro sindirilebilirlik denemeleri sonuçları ile biyolojik testler arasında yüksek derecede korelasyon olduğu saptanmıştır. Bunun nedeni olarak, bu ölçüde düşük pepsin konsantrasyonunun biyolojik değerlerdeki farklılıkları daha duyarlı bir şekilde ortaya koyması gösterilmektedir. Bu türlü düşük konsantrasyonlarla elde edilenden daha düşük çıkabilmekte, ancak düşük pepsin konsantrasyonları kullanılan yöntemle yapılan testler sonucunda, farklı üretim yöntemleri arasındaki farklar daha duyarlı bir biçimde saptanabilmektedir.
Buzağıların Büyüme ve Besi Dönemlerinde Tüy Unu Kullanımı
Buzağılar genellikle sonbahar aylarında sütten kesilerek, kış boyunca protein bakımından fakir, doğal meralarda, mısır tarlalarında veya çayırlarda otlamaktadırlar. Mikrobiyal aktiviteler için rumende parçalanabilen ve parçalanamayan proteinlerin ek olarak verilebilmesi gereklidir. Çünkü bu dönemde buzağılar büyüdükleri için bunun yaşamsal önemi vardır (Grummer ve Klopfenstein, 1996).
Tüy unu büyüme ve gelişme döneminde olan buzağılar için önemli bir protein kaynağıdır. Besiye alınacak olan buzağılarda tüy unu çok önemlidir. Çünkü bu dönemde protein gereksinimini büyümede olduğu kadar sağlık korumada da önem taşımaktadır (Grummer ve Klopfenstein, 1996).
Thomas ve Beeson (1977), rasyonlarına soya unu katılmış tosunların, tüy unu katılmış tosunlara oranla, ürelerindeki N miktarının daha yüksek, ayrıca rumendeki amonyak miktarınında daha fazla olduğunu bildirmişlerdir. Soya unu ile tüy ununun karşılaştırıldığı başka bir çalışmada da Daugherty ve Curch (1982), rumendeki amonyak konsatrasyonunda oluşan değişimlerin yukarıda sözü edilen araştırıcıların bulgularına benzediğini bildirmişlerdir. Godeken ve ark. (1990), tüy ununun soya unundan iki kat daha fazla by-pass protein içerdiğini bildirmiştir. Tüy unu; soya unu, kan unu ve mısır gluten unu kadar sindirilebilme oranına sahiptir. Buzağıların rasyonlarına tüy unu ile beraber az miktarda kan unu eklenmesi sonucu tüy ununun protein değeri, kan ununun tek başına kullanıldığı rasyonlardakine yakın olmaktadır. Tüy ununun aminoasit profili, rumende sindirilmeyen kükürtlü aminoasitlerin iyileşmesine neden olmakta, bunun sonucunu olarak ruminantların gelişimini sınırlandırmaktadır. Aynı araştrıcılara göre buzağılar üzerinde tüy ununun, kan ununun, mısır gluten ununun ve ürenin etkisi Tablo 4' te verilmiştir.
Tablo 4. Üre, Kan Unu (KU), Tüy Unu (TU) ve Mısır Gluten Unu (MGU) ile Beslenen Buzağıların Gelişimi Üre KU TU KU-TU KU-MGU KU-MGU-TU 5.0 5.3 5.1 5.1 5.2 5.2 0.19 0.38 0.37 0.40 0.46 0.37 Bu veriler, tüy ununun sindirilebilir ve rumende parçalanmayan bir protein kaynağı olduğunu ve büyümekte olan buzağıların rasyonlarında bulunması gerektiğini göstermektedir (Godeken ve ark., 1990).
Başka bir denemede, Brahman melezi 200 tosun, amonyaklı kuru ot ve likit şeker kamışı melasına ek olarak, tüy unu + üre içeren rasyonlarla beslenmişlerdir. Tüy unu + üre içeren rasyonlarla beslenen tosunların sadece üre içeren rasyonlarla beslenen tosunlara göre üstün performans gösterdikleri bu çalışma sonucunda belirlenmiştir. Üç yılın ilk iki yılında, iki protein kaynağı ile yapılan beslemede sonuçlar aynı bulunmuş, son yıl ise tüy unu eklenmiş rasyonlarla beslenenlerinkinden daha yüksek olarak gerçekleşmiştir (Brown ve Pate, 1997).
Blasi ve ark. (1991), üre içeren rasyonlarla beslenen buzağıların günlük canlı ağırlık artışlarının 0.38 kg, proteini yüksek yemlerle beslenenlerin maksimum canlı ağırlık artışının ise 0.71 kg/gün olduğunu bildirmişlerdir. Aradaki fark 0.33 kg/gün' dür. Canlı ağırlık artışındaki bu yükseliş, bu kaynakların ruminantların sindirebildiği protein içeriklerinden kaynaklanmaktadır. Üre ve kan unu ile beslenen buzağılarda günlük canlı ağırlık artışı, Goedeken ve ark.' larının (1990) verileri ile uyum içerisindedir. Sadece tüy unu ile beslenen buzağılarda ise, günlük 0.48 kg canlı ağırlık artışı olmuştur. Bu değer yüne Goedeken ve ark.' larının (1990) bildirdiği kan unu + tüy unu eklenmiş rasyonlarla beslenen buzağılarınkinden %1 oranında daha yüksek olarak belirlenmiştir.
Grummer ve Klopfenstein'in (1996) bildirdiğine göre, Gibb ve ark. (1992), büyütme döneminde, tüy unu + et kemik unu ve bunların kombinasyonunu buzağı rasyonlarına ilave etmişlerdir. Araştırma bulgularına göre en iyi sonuç sadece tüy unu ve tüy unu + et kemik unu içeren rasyonlarla beslenen buzağılardan elde edilmiştir (Tablo 5). Ayrıca aynı çalışmada %75 et kemik unu + %25 tüy unu kombinasyonu ile beslenen buzağıların yem/canlı ağırlık artışlarının en yüksek olduğuda görülmektedir.
Tablo 5. Tüy Unu (TU), Et Kemik Unu (EKU) ve Bunların Kombinasyonu ile Beslenen Buzağıların Performansı Günlük Günlük Yem/Ağ. Artışı 0.55 6.35 11.6 0.65 6.35 9.8 0.63 6.35 10.1 0.63 6.35 10.2 0.58 6.35 11.0 0.60 6.35 10.6 0.59 6.35 10.7 SÜT İNEKLERİNDE TÜY UNU KULLANIMI
Bütün ruminantlar, rumende parçalanan proteinlere gereksinimine duyarlar. Bu proteinler rumende parçalanarak amonyağa dönüşür, bu amonyak rumen bakterileri tarafından bakteriyel proteine dönüşür, bakteriyel proteinde ince bağırsağa geçerek orada metabolize olur. Ancak yüksek verimli süt sığırlarında, rumende oluşup ince bağırsağa geçen bakeriyel protein, hayvanın protein gereksinimini karşılayacak düzeyde değildir. Bu nedenle, bu tür sığırlara, rumende parçalanmadan ince bağırsağa kadar ulaşabilen, by-pass proteinlerden de vermek gerekir. Rendering endüstrisi, yüksek oranda protein içeren yan ürünler üretmektedir. Bunlardan bazıları rumende tutulabilen protein kaynağı olarak ruminatlarda kullanılmaktadır. Tüy unu yüksek düzeyde protein içermektedir. Bu protein, rumende bulunan mikroorganizmalar tarafından parçalanamamaktadır. Bundan dolayı, ince bağırsağa ulaşan sindirilebilir ham protein düzeyi yüksektir. Yüksek düzeyde proteine ihtiyaç duyan hayvanlara bu tür protein kaynağı vererek, verim artışı sağlanabilmektedir (Waltz ve ark., 1989).
Waltz ve ark. (1989), süt ineklerinin beslenmesinde tüy ununun soya unundan daha az sindirilebilir protein içermesine rağmen, kan unu + tüy unu kombinasyonunun sindirilebilen protein içeriğinin soya ununkinden daha fazla olduğunu bildirmişlerdir.
Jhonson ve ark. (1994), laktasyonunun başında bulunan süt ineklerinde kan unu + tüy unu verilmesinin sonucunda, sütteki kuru madde miktarının (23 kg/gün) ve süt üretiminin (37 kg/gün) artırılabileceğini saptamışlardır.
Harris ve ark. (1992), %50 mısır silajı ile birlikte %3 tüy unu içeren rasyonlarla beslenen ineklerde, tüy ununun etkili performans üzerine olumlu etkilerinin olduğunu belirlemişlerdir.
Süt ineklerini, kan unu + tüy unu ile beslemenin, süt verimini artırıcı etkisinin olmadığı, ancak kontrol rasyonları ile oranlandığında, by-pass proteinleri artırıcı etkisinin olduğu bildirilmiştir (Palmquist ve Weiss, 1994). Cunningham ve ark. (1994), tüy unu ve kan unu ilave edilmiş rasyonlarla beslenmiş süt ineklerinde, azot ve aminoasit düzeyi üzerine bir çalışma yapmışlardır. Bu çalışmada, üçte bir oranında kan unu ve tüy unu içeren rasyonlarla beslenen ineklerde, ince bağırsakta azot akımının maksimum düzeye ulaştığı belirlenmiştir.
Hidrolize tüy ununu, ABD' deki bazı üreticiler inek başına günde 226.8 g vermektedirler.
Sonuçlar
1. Tüy unu, hayvan rasyonlarında kullanılabilecek değerli bir protein kaynağıdır.
Kaynaklar
NRA/KANATLI AR-GE SEMİNERLERİ
RENDERİNG ÜRÜNLERİNİN
BİYOGÜVENLİĞİ VE BESİN DEĞERİ
Tarih ve Yer:19 Eylül 2000, Salı - Koru Hotel, Bolu
Program
09:30-09:45 Açılış
Katılım ücretsiz olup, konuya ilgi duyan herkese açıktır.
|
|
AGROTURK Agro-Endüstriyel
Müşavirlik |