başa dön

NRA
BÜLTENİ
Sayı 13
Eylül 1998





NRA
Ana Sayfa

Agroturk Ana Sayfa

Site Haritası

KANATLI YAĞI KOMPOZİSYONU

Yazarlar: P.W. Waldroup ve J.A. England
Dept. of Poultry Science
University of Arkansas
Çeviri: İ. Cihan Koru

ÖZET

ABD piyasasında satılan bazı kanatlı yağlarından örnekler alınarak analiz edilmiş ve elde edilen sonuçlar istatistiki analize tabi tutulmuştur. Bugüne kadar yaygın olarak kabul edilen literatürdeki kanatlı yağı ile ilgi değerlere kıyasla, bu çalışma sonunda saptanan stearik asit (C18:0) ve oleik asit (C18:1) oranı daha yüksek, buna karşılık linoleik asit (C18:2) oranı daha düşük bulunmuştur. Doymamış yağ asitlerinin doymuşlara oranı, daha önceki literatürde bildirilen orana benzer bulunmuş, bu da metabolik enerjinin daha önce yayınlanan değerlere yakın olması gerektiği şekilde yorumlanmıştır. Buna karşılık, linoleik asidin günlük gerekli miktarda sağlanması için bugün kullanılan değerlerin değiştirilmesi gerektiği sonucuna varıldı. Broylerin adipose dokusunun yağ asidi içeriği ile ilgili olarak yakın geçmişte yapılan araştırmalar, daha önce rapor edilmiş değerlere kıyasla, linoleik asit içeriğinin belirgin ölçüde düşmüş olduğunu göstermiştir. Bu çalışma, kanatlı yağının ticari bir standart oluşturmak üzere kullanılabilecek içeriğini saptamak için yürütülmüştür.

ARAŞTIRMANIN AMACI

Kanatlı kesimhanelerinde atıkların rendering işleminden geçirilmesi ile elde edilen kanatlı yağı, kanatlı yemlerinde yaygın olarak kullanılan bir enerji kaynağıdır. Bu hammaddenin çoğu, kesimi yapan entegre kuruluşu tarafından kullanılırsa da, bir kısmı da piyasaya verilir. Kanatlı yağı üretenler, kalite kontrol amacı ile ürettikleri yağı analiz ederlerse de, kanatlı yağının tipik kompozisyonu ile ilgili olarak yayınlanmış pek fazla bilgi bulunmamaktadır. Edwards' ın, ABD' nin iki farklı coğrafi bölgesinden topladığı üç kanatlı yağı örneği ile ilgili olarak rapor ettiği yağ asidi içerikleri, bu konudaki birincil yayını oluşturmaktadır. Diğer yandan, Lessire ve ark.' ları da, Fransa' dan topladıkları iki ayrı kanatlı yağının yağ asidi içeriğini saptamışlar ve Edward' ın yayınladığı değerlere, özellikle linoleik asit açısından, yakın değerler elde etmişlerdir.

Kendi laboratuarımızda yakın geçmişte yürütülen araştırmalarda, birkaç ticari kaynaktan temin edilen kanatlı yağları, ya birincil yağ katkısı olarak veya diğer yağ katkıları ile karşılaştırmak üzere, standart referans olarak kullanılmıştır. Bu örnekler, yemlik yağ analizi yapmakta ihtisaslaşmış ticari bir laboratuar tarafından analiz edildiğinde, yağ asidi kompozisyonlarının Edwards tarafından rapor edilen değerlerden, özellikle linoleik asit açısından, farklı olduğu saptanmıştır. Bu çalışmanın amacı, piyasada satılan kanatlı yağlarının kompozisyonunu inceleyerek, laboratuarımızda kullanılan örneklerden elde edilen değerlerin kanatlı sektöründe kullanılan yağlarda saptanan değerleri tutup tutmadığını görmekti.

MATERYAL VE METOD

Kanatlı yağı üreten bazı firmalara başvurularak, yakın geçmişte alınmış kanatlı yağı örnekleri üzerinde saptanmış analiz sonuçları istenmiştir. Bu üreticiler, ABD' nin belli başlı kanatlı üretim merkezlerini temsil eden geniş bir coğrafi bölgeden seçilmişti. Bu çalışmada toplam 51 kanatlı yağı örneği kullanıldı ve yağ asidi içeriği, iyod değeri, serbest yağ asitleri oranı, ham ve çözünmeyen tortu analizlerinden elde edilen sonuçlar incelendi (ancak, toplanan örneklerin herbirinde sözü edilen analizin tamamı yapılamadı). Toplanan veriler birleştirildi, ortalama, en düşük ve en yüksek değerler saptandı. Değişkenliği ifade etmek üzere standart sapma ve değişkenlik katsıyısı hesaplandı.

SONUÇLAR VE TARTIŞMA

Değişik üreticilerin piyasaya verdiği kanatlı yağlarından toplanan örneklere ait analiz sonuçları Tablo 1' de özetlenmiştir. Yağ asitlerinin bir çoğu ya hiç bulunmadı veya çok düşük miktarlarda saptandı, bu yüzden bu gruptaki yağ asitleri ile ilgili değişkenlik de yüksek çıktı. Edwards' ın bulgularına uygun olarak, kanatlı yağı örneklerindeki birincil yağ asitlerinin palmitik (C16:0), palmitoleik (C16:1), stearik (C18:0), oleik (C18:1) ve linoleik (C18:2) olduğu saptandı. Bu birincil yağ asitlerine ait değerlerin, örnekler arasındaki değişkenliği çok daha düşüktü.

Tablo 1. Değişik Üreticilerin Piyasaya Verdiği Kanatlı Yağlarından Toplanan Örneklere ait Analiz Sonuçları
Parametre

n1

Min.

Max.

Ortalama

Standart Sapma

Değişkenlik Katsayısı

Yağ Asidi (metil esterlerinin 2yüzdesi
C8:0

3

0.01

0.02

0.02

0.006

34.64

C10:0

21

0.01

0.05

0.03

0.009

29.87

C12:0

28

trace

0.19

0.10

0.048

49.55

C12:1

4

0.01

0.02

0.02

0.006

38.49

C13:0

5

0.01

0.01

0.01

0.00

0.00

C14:0

49

0.46

1.80

1.05

0.315

29.98

C14:1

48

0.09

0.76

0.32

0.129

40.40

C15:0

27

0.02

0.63

0.21

0.128

61.90

C15:1

2

0.05

0.09

0.07

0.028

40.41

C24:1

51

12.36

24.23

20.79

2.033

9.78

C16:0

51

4.08

8.44

5.85

1.027

17.56

C16:1

14

0.02

0.34

0.13

0.107

85.52

C16:2

48

0.01

2.04

0.40

0.37

92.79

C17:0

2

0.10

0.38

0.24

0.198

82.50

C17:1

51

4.79

11.55

8.47

1.753

20.71

C18:0

51

37.45

49.14

41.75

2.144

5.14

C18:1

51

15.72

22.57

19.10

1.465

7.67

C18:2

51

0.29

1.73

0.82

0.367

44.93

C18:3

42

0.01

1.15

0.26

0.254

96.04

C20:0

41

0.17

0.80

0.54

0.155

28.49

C20:1

2

0.06

0.14

0.10

0.057

56.57

C20:2

2

0.10

0.29

0.20

0.134

68.90

C22:0

43

0.01

0.68

0.10

0.113

116.07

C22:1

44

0.01

0.52

0.15

0.118

86.80

C24:0

46

0.01

0.51

0.20

0.139

68.61

C24:1

22

trace

0.50

0.31

0.154

49.24

İyot Değeri

42

72.45

85.13

78.30

2.64

3.37

Serbest Yağ Asitleri, %

22

2.26

15.31

7.07

2.99

42.32

Nem, %

22

0.02

0.85

0.46

0.25

54.25

Çözünmeyen Tortular, %

22

0.02

1.52

0.22

0.41

184.27

1 Parametrenin saptandığı veya rapor edildiği örnek sayısı
2 Karbon atomu sayısı: Çift bağ sayısı

Edwards, C20 veya C22 serisi yağ asitlerine çok düşük miktarlarda rastladığını rapor etmişti; bu yeni araştırma bu durumu teyid etti. Örneklerin (n = 22) serbest yağ asidi içeriği %2.26 ile %15.31 arasında değişiyordu ve bu husus Edwards tarafından rapor edilmemişti. Çözünmüş havaya bağlı yüzen (dissolved air flotation = DAF) fraksiyonları ile ilgili bilgi mevcut değildi. Bu fraksiyonun, serbest yağ asidi içeriğinde görülen değişkenliği önemli ölçüde etkilemiş olması muhtemeldir.

Edwards' ın yaptığı çalışma ile bu yeni araştırma arasında, kanatlı yağında yağ asidi dağılımı açısından çarpıcı farklar ortaya çıktı (Tablo 2). Yeni çalışmada incelenen kanatlı yağlarının stearik (+%2.57) ve oleik (+%2.25) oranları, daha önceki çalışmaya kıyasla daha yüksek, linoleik asit oranı (-%4.40) ise daha düşük bulundu. Diğer yağ asitlerinde de, göreceli olarak daha düşük olsa da, önceden rapor edilen oranlara kıyasla farklılıklar saptandı. Yağ asitlerinin tekmili ele alındığında, Edwards' ın örneklerindeki doymuş yağ asitleri toplamı, yeni çalışmadaki örneklere kıyasla %1.44 daha düşükken, doymamış yağ asitleri toplamının %3.28 daha yüksek olduğu görüldü. Bunun sonucu olarak, Edwards' ın örneklerinin doymamış/doymuş yağ asidi oranı, yeni çalışmadaki örneklerin aynı oranına kıyasla daha yüksek olarak bulundu. Yeni araştırmada elde edilen veriler, laboratuarımızda kanatlı yağı üzerinde yakın zamanda yapılan diğer çalışmalarda elde edilen analitik değerlere uyuyordu.

Tablo 2. Kanatlı Yağının 1961 ve 1994' de Elde Edilen Analitik Değerleri
Yağ Asidi1

19612

19943

Fark

 

Metil Esteri %' si

C10:0

0.10

0.03

-0.07

C12:0

0.20

0.10

-0.10

C14:0

1.40

1.05

-0.35

C16:0

21.40

20.79

-0.61

C16:1

6.80

5.85

-0.98

C18:0

5.90

8.47

+2.57

C18:1

39.50

41.75

+2.25

C18:2

23.50

19.10

-4.40

C18:3

1.00

0.82

-0.18

Toplam Doymuş

29.0

30.44

+1.44

Toplam Doymamış

70.8

67.52

-3.28

Doymamış/Doymuş

2.44

2.22

 
1 Karbon atomu sayısı: Çift bağ sayısı
2 Edward' ın değerleri (1961)
3 Yeni araştırmada elde edilen değerler

Edwards' ın elde ettiği değerlerle, bu yeni çalışmada saptanan değerler arasındaki farkların nereden kaynaklandığı ve bu farkların piyasada mevcut kanatlı yağların metabolik enerjileri açısından önemi üzerinde yapılacak yorum ilginç olabilir. 1960' lı yılların başında kullanılan yağ kaynakları, esas olarak yumuşak yağlardan ve donyağından oluşuyordu. Daha yakın geçmişte ise, kanatlı diyetlerinde kullanılan yağların daha çok, bitkisel asit yağlar (vegetable soapstocks) ile restoran yağlarının karıştırılmasından elde edildiği görülmeye başladı. Bu hammaddeler tipik olarak yüksek düzeyde linoleik asit içerdiklerinden, bunların diyette kulanılması sonucunda, piliçlerin bağ dokusunda ve bu dokuların rendering işleminden geçmesi ile elde edilen kanatlı yağında yüksek oranda linoleik asit çıkması beklenirdi. Geçen zaman içinde, kanatlı ırklarının büyüme hızı artttığı gibi, elde edilen karkasların yağ içeriğinin de yükseldiği görülmüştür. Bu değişiklikler sonucu, piliçlerin yağ asidi oranları da değişmiş olabilir. Marion ve Woodroof, hiç yağ katılmamış diyetlerle beslenen broylerlerin göğüs et, but ve derilerindeki linoleik asidin %22.3 ile %26 arasında değiştiğini saptamışlardır. Valencia ve ark.' larının yaptığı araştırmada ise, %8' e kadar ilave yağ ile beslenen piliçlerin bağ dokusundaki linoleik asitin %16.56' yı geçmediği görülmüştür. Kendi laboratuarımızda daha yakın geçmişte yapılmış denemelerde (yayınlanmış veriler) ise, mısır soya küspesi diyeti ile beslenip yemlerine hiç ilave yağ konmamış broylerin linoleik asit düzeyinin sadece %11.6 olduğu görülmüştür.

Her ne kadar günümüzdeki kanatlı yağları, Edwards ve Lessire ile ark.' larının rapor ettikleri yağlara kıyasla daha az linoleik asit içeriyorsalar da, genel metabolik enerji değerleri arasında fazla fark bulunmaması olasıdır. Yapılan bu yeni araştırmada doymamış: doymuş yağ asidi oranının çok az bir miktar düşmüş olduğu görüldü. Bilindiği gibi bu oran, piliçlerin yedikleri yağı sindirip bu yağlardan yararlanmalarını etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Bu çalışmada elde edilen analiz sonuçlarına bakarak kanatlı yağlarının enerji değerlerini değiştirmeye gerek görülmemektedir. Ancak, kanatlı diyetlerindeki linoleik düzeyinin yeterli olmadığı yönünde bir endişe var ise, o zaman kanatlı yağının sayısal matriksinde gereken değişiklikler yapılmalıdır.

SONUÇ VE UYGULAMALAR

1. Bugün piyasada mevcut kanatlı yağlarının bileşimi daha önce rapor edilen bileşime kıyasla önemli farklar göstermektedir. Bu fark, özellikle linoleik asit içeriğinde görülmektedir.
2. Piyasa yağlarının doymamış/doymuş oranı, daha önce rapor edilmiş değerlere kıyasla çok az fark göstermektedir. Bunun sonucu olarak, yeni çalışmanın sonuçlarına bakarak metabolik enerji değerlerini değiştirmeye gerek yoktur.
3. Günümüzün broylerinin bağ dokusunda bulunan yağ asidi yapısı, özellikle linoleik asit açısından, daha eskiden rapor edilmiş bulunan yapıya kıyasla hayli farklı bulunmuştur.
4. Formülasyon, minimum linoleik asit gereksinimine göre yapılıyorsa, kanatlı yağı değerleri de ona göre ayarlanmalıdır.

REFERANS VE NOTLAR

1. Edwards, H.M., Jr., 1961. Fatty acid composition of poultry offal fat. Poultry offal fat. Poultry Sci. 40:1770-1771.
2. Lessire, M., B. Leclercq, and L. Conan, 1982. Metabolisable energy value of fats in chicks and adult cockerels. Anim Feed Sci. Tech. 7:365-374.
3. Valencia, M.E., S.E. Watkins, A.L. Waldroup, P.W. Waldroup, and D.L. Fletcher, 1993. Utilization of crude and refined palm kernel oils in broiler diets. Poultry Sci. 72:2200-2215.
4. Waldroup, P.W., S.E. Watkins, and E.A. Saleh, 1995. Comparison of two blended animal-vegetable fats having low or high free fatty acid content. J. Appl. Poultry Res.4:41-48.
5. Marion, J.E. and J.G. Woodroof, 1963. The fatty acid composition of breast, thigh, and skin tissues of chicken broilers as influenced by dietary fats. Poultry Sci. 42:1202-1207.
6. Young, R.J., R.L. Garrett, and M. Griffith, 1963. Factors affecting the absorbability of fatty acid mixtures high in saturated fatty acids. Poultry Sci. 42:1146-1154.
7. Garrett, R.L. and R.J. Young, 1975. Effect of micelle formation on the absorption of neutral and fatty acids by the chicken.
8. Young, R.J., 1961. The energy value of fats and fatty acids for chicks. 1. Metabolizable energy. Poultry Sci. 40:1225-1233.
9. Young, R.J. and R.L. Garrett, 1963. Effect of oleic and linoleic acids on the absorption of saturated fatty acids in the chick. J.Nutr. 81:321-329.
10. Artman, N.R., 1964. Interactions of fats and fatty acids as energy sources for the chick. Poultry Sci. 43:994-1004.
11. Lewis, D. and C.G. Payne, 1966. Fats and amino acids in broiler rations. 6. Synergistic relationships in fatty acid utilization. Br. Poultry Sci. 7:209-218.
12. Sibbald, I.R., 1978. The true metabolizable energy values of mixtures of tallow with either soybean oil orlard. Poultry Sci. 57:473-477.
13. Muztar, A.J., S. Leeson, and S.J. Slinger, 1981. Effect of blending and level of inclusion on the metabolizable energy of tallow and Tower repeseed soapstocks. Poultry Sci. 60:365-372.
14. Huyghebaert, G.,G. De Munter, and G. De Groote, 1988. The metabolisable energy (AMEn) of fats for broilers in relation to their chemical composition. Anim. Feed Sci. Tech. 20:45-58.
15. Ketels, E. and G. De Groote, 1989. Effect of ratio of unsaturated to saturated fatty acids of the dietary lipid fraction on utilization and metabolizable energy of added fats in young chicks. Poultry Sci. 68:1506-1512.
16. Sibbald, I.R. and J.K.G. Kramer, 1977. The true metabolizable energy values of fats and fat mixtures. Poultry Sci. 56:2079-2086.


İTHAL YEMLİK YAĞLAR

National Renderers Association' un (NRA) birkaç yıldır yaptığı eğitim ve tanıtım etkinlikleri sonunda meyvalarını vermeye başladı. Bir Türk ithalatçısı Sun Kimya tarafından Amerika' dan ithal edilen ilk parti "bitkisel yağ-kanatlı yağı" karışımının büyük bir kısmı yem sektörüne dağıtılarak tükendi. İlk partiye gösterilen ilgiden cesaretlenen ithalatçı firma, yeni ve daha büyük bir parti için siparişini vermiş bulunuyor. Bu partinin de Eylül ayı içinde Türkiye' ye ulaşarak dağıtımına başlayacağını tahmin ediyoruz. Türk yem sektörü yılda dört milyon ton civarında kanatlı yemi üretmektedir. Etlik piliç endüstrisi ise, hayvancılık alanında en hızlı gelişen sektördür. Broyler eti üretimi 1990' da 217.000 ton iken, 1997' de 617.000 ton' a çıkarak, bu süre içinde %184' lük bir artış göstermiş oldu. Hayvan yemlerine enerji kaynağı olarak yağ katılması ve özellikle hayvansal yağ kullanımı, Türkiye için oldukça yeni bir gelişme olup, bu gelişmede NRA etkinliklerinin önemli bir payı bulunmaktadır. Yedi yıl kadar önce NRA, hayvan yemlerinde hayvansal yağların kullanımını teşvik edici faaliyetlerine başladığında, sektörde bu tip yağları kullanan en fazla iki veya üç firma bulunuyordu. Bugün broyler yemi üretiminde önder kuruluşların hemen hepsi hayvansal yağ kullanırken, daha küçük işletmelerin önemli bir bölümü de normal ortamda katı olan hayvansal yağları kullanabilmek üzere gerekli basit ısıtma ve yalıtma düzenlerini kurmaktadırlar.

Türkiye' de hayvan yemlerinde hayvansal yağ kullanımının yayılması başlangıçta çok kolay olmadı. Bunun birincil nedeni, yağ fabrikalarının çoğuda yağ depolama, taşıma ve basma düzenlerinin gerekli ısıtma ve yalıtma sistemlerinden yoksun olmasıydı. NRA, katı yağların kullanımı için gerekli ekipman ve tesislerle ilgili Türkçe ve İngilizce eserler yayarak bu konudaki boşluğu doldurmaya çalıştı. NRA' nın yağların depolanması, taşınması, kullanımı ve kalite kontrolları ile ilgili olarak düzenlediği seminerler de, sektördeki ilgililerin bilgilerini geliştirip yenilemesinde önemli rol oynadı. Bu çabaların ilk net sonucu, tanıtım programının başında NRA' nın tahmin ettiği gibi, Türkiye içinde üretilen hayvansal yağların yem sektörü tarafından artması şeklinde görüldü. Ancak, zaman geçtikçe, yerli üretilen hayvansal yağların, hem spesifikasyon hem de miktar olarak ihtiyacı karşılayamadığı görüldü. Bu arada, bazı uluslararası ticaret firmalarının sabun sanayi için ithal edilmiş göreceli olarak pahalı hayvansal yağları, zaman zaman acil ihtiyaçlara cevap vermek için yem sektörüne yönlendirdiği oluyordu. Doğal olarak bu yönlendirme yem sanayicisinin gereksinim duyduğu güvenli, sürekli ve ekonomik bir enerji kaynağının yerini tutmaktan uzaktı.

NRA tanıtım faaliyetlerine devam etti. Bu çalışmalar daha çok, NRA' nın Türkiye danışmanı İ. Cihan Koru, daha önce NRA Teknik Danışmanı olup şimdi Bölge Direktörü olan Neville Chandler, bağımsız teknik danışman Steven Woodgate ve daha önceki Bölge Direktörü Julie Brace tarafından yürütülüyordu. Bu çalışmalar arasında bulunan, Türk tüccar ve ithalatçılarını Amerikalı üretici ve ihracatçılar ile bir araya getirme gayretleri başlangıçta pek sonuç vermedi.

1996 yılının sonlarına doğru, o tarihe kadar Komili müessesinin Genel Müdürlüğünü yapmış olan Ahmet Çullu, etkinlik amaçlarından biri yem sektörüne güvenilir, sürekli kalitede ve ekonomik olarak yağ sağlamak olan Sun Kimya' yı kurdu. Yem sektöründeki talebi uzun süre ve dikkatle izledikten ve Amerikalı üreticilerle müzakerelerden sonra, Sun Kimya 1998 başında ilk yemlik yağ siparişini verdi.

Yakın ve uzak vadeli olarak bakıldığında, ABD' den ithal edilen yemlik yağlara, Türk üreticisine güvenilir ve ekonomik bir enerji alternatifi sunması nedeni ile ilginin devam edeceği anlaşılıyor. Yanlız broyler yemleri için yağ ihtiyacının 40.000 ile 60.000 ton arasında değiştiği tahmin edilen Türkiye' de, ABD yemlik yağlarının bu ihtiyacın önemli bir kısmını karşılamaya namzet olduğu görülüyor.



BROYLER DİYETLERİNDE TÜYUNU DEĞERİNİN SAPTANMASI

Yazan: Dr. Gene M. Pest
           Department of Poultry Science
           University of Georgia
Çeviri:   İ. Cihan Koru

Tüyunu, besin ve ekonomik değeri kadar tanınmayan bir yem hammaddesidir. Yaptığımız deneyler, tüyununun metabolize edilir enerjisinin (ME), National Research Council (NRC) tarafından yayınlanan 2.36 Kcal/g düzeyinden daha yüksekte ve 3.07 Kcal/g civarında olması gerektiğini göstermiştir. Bu saptamaya dayanarak, mısır ve soya yağı esaslı broyler yemlerinde, tüyununun ekonomik değerini tonda $31 kadar arttırmak gerekmektedir.

Tüyununun ME değerinin olduğundan daha düşük ifade edildiğinden şüphelenmemiz için iki temel neden vardı. Birincisi; kanatlı yan ürünleri ile daha eski tarihlerde piliçler üzerinde yaptığımız denemelerde, denenen hammadde miktarı arttıkça ME değerinin düştüğünü gözlemiş olmamızdı. Aynı durum, başka araştırmacılar tarafından, et ve kemik unu ile yapılan denemelerde de gözlenmişti. İkinci olarak, tüyunundaki enerjinin tamamı proteinden geldiğine göre (yağın yüzde yüzünün absorbe edildiği varsayılıyor), çoğu literatürde verilen ME değerlerinin doğru olması için, protein sindiriminin ve absorbe edilmesinin %60 civarında olması gerekir. Biz bu değerin %80' in üzerinde olduğuna inanıyorduk.

Mevcut literatürde tüyununun enerji değeri ile ilgili olarak verilen bütün tahmini değerler, piliçlere %40 düzeyinde tüyunu yedirilerek yapılmış denemelere dayanmaktadır. Biz de piliçlere, diyetlerinin %40' ı düzeyinde tüyunu verildiğinde, enerji değerinin NRC ve diğer kaynaklar tarafından yayınlanmış değere yakın olduğunu saptadık. Ancak, tüyunu %20 gibi daha düşük oranlarda verildiğinde, ME değeri daha yüksek bulunmaktadır.

Piliçlere yedirilen protein belli bir oranın üzerine çıktığında, hayvanlar bu proteini çok daha düşük düzeyde verildiğine kıyasla daha zor ve daha az sindirip absorbe edebilmektedir. Önemli olan da, pratikte kullanılan, düşük düzeyde protein kullanıldığında geçerli olan enerji değeridir. Buna karşılık, diyete karıştırma oranı %5 ile %10 düzeyinde olduğunda, canlı piliçlerle yapılan denemeler güvenilir sonuçlar vermemektedir. Bu nedenle, 3.07 Kcal/g olarak verilen değer bir tahmin olup, %20 ve %40 düzeyinde katma durumlarında elde edilen değerlerden extrapolasyon yöntemi ve horozlar üzerinde yapılan hızlı denemeler yardımı ile elde edilmiştir.

Yanıtlanması gereken daha anlamlı ve temel soru, metabolik enerji düzeyleri arasındaki farkın ekonomik açıdan ne kadar önemli olduğudur. Bunu değerlendirebilmek için parametrik linear programlama yöntemi kullanıldı. Broylerler için formüle edilen başlama ve bitirme yemleri için NRC' nin belirlediği besin gereksinimleri ve Feed Stuffs dergisinin Ocak 1989 tarihinde Atlanta için yayınladığı hammadde fiyatları kullanıldı.

Söz konusu yöntem kullanılarak, tüyununda bulunan besinlerin değerleri, aynı besinlerin fiyatları, bilinen başka hammaddelerden karşılanmasına kıyasla saptanmaktadır. Tablo 1' de verilen değerler, araştırmanın yapıldığı tarihte geçerli hammadde fiyatlarına göre, tüyununun diyete katılabileceği en yüksek düzeyi göstermektedir. Tüyunu fiyatı tonda 1 dolar daha artacak olsa, tüyunu kullanımın cazibesi ortadan kalmaktadır.

Tablo 1. Ocak 1989'da Atlanta için Söz Konusu Fiyatlara Göre, Tipik Broyler Yemlerinde Kullanılan Tüyununun Değeri1
 

Tüyununun ME İçeriği Olarak Kabul
Edilebilecek Seçenekler

2.36 Kcal/kg

3.07 Kcal/kg

Mısır-Soya Temelli Diyetler

Başlatma

$397/ton

$429/ton

Bitirme

$399/ton

$439/ton

Buğday-Soya Temelli Diyetler

Başlatma

$371/ton

$398/ton

Bitirme

$94/ton

$113/ton

1 Belirtilen değerler, parametik doğrusal programlama ile bulunmuştur. (Araştırma tarihinde tüyununun piyasa fiyatı $287.50/ton idi.)

Bunun tersi olarak, tüyununun fiyatı tonda 1 dolar düşecek olsa, ve tüyununun rasyona katma düzeyinin %5 olduğu varsayılırsa, yemin maliyeti tonda 0.05 dolar düşmektedir. Araştırmanın yapıldığı tarihte geçerli olan $287 fiyata göre, broyler başlatma yeminin tonunda elde edilecek tasarruf 7.08 doları bulmaktadır. Özellikle, haftada binlerce ton yem tüketen işletmeler için bunun çok önemli bir tasarruf olduğu açıktır.

Tablo 1, hammadde fiyatlarının birbirleri ile olan ilişkisi ile ilgili birkaç hususu vurgulamaktadır. Önce, tüyununun enerji değeri arttırıldığında, bu hammaddenin ekonomik değeri de artmakta, buna karşılık rasyonda daha az kanatlı yağı kullanılabilmekte. Bu nedenle, tüyununun değeri ile kanatlı yağının değeri arasında yakın bir ilişki olduğu anlaşılmaktadır.

İkinci olarak, tüyununun değeri mısır-soya temelli rasyonlarda, buğday-soya temelli rasyonlarda olduğundan daha yüksektir. Buğday'ın protein içeriği, mısıra kıyasla %60 daha fazladır. Rasyonun birincil enerji kaynağı buğday olduğunda, buğdayda daha fazla protein olduğundan, tüyunundaki proteinin ekonomik değeri göreceli olarak daha düşüktür.

Son olarak da eldeki diyetin besin gereksinimleri çok önemlidir. Buğday-soya temelli bir bitirme yemlerinde gerekli olan daha fazla enerji ve daha düşük proteindir. Enerjinin çoğunun buğday, soya küspesi ve kanatlı yağından karşılandığı durumlarda, zaten diyetin protein içeriği gerekli olandan fazladır. Bu nedenle, bu koşullar altında tüyunundaki proteinin herhangi bir değeri yoktur.

Sonuç olarak, tüyununun broyler yetiştiricileri açısından gerçek değeri, bu hammaddenin bugün piyasada bulduğu fiyattan daha yüksektir. Gerçek değer, kullanılmakta olan diyete göre değişebilmektedir. Bu nedenle tüyununun her broyler üreticisi için değeri de, satın alınabilen hammaddelerin besin içeriğine, her diyetin besin gereksinimine ve tüyunu yerine ikame edilebilecek diğer bütün hammaddelerin fiyatlarına bağlı olarak değişmektedir.

      

 





AGROTURK Agro-Endüstriyel Müşavirlik
19 Mayıs Cad. 33/A-9
80220 Şişli - İstanbul
Tel: 212-212 6942 - Faks: 212-212 6831
E-posta: bilgi@agroturk.com.tr - Web: www.agroturk.com.tr