|
AGROTURK Agro-Endüstriyel
Müşavirlik |
|
NRA BÜLTENİ Sayı 6 Aralık 1996 |
HAYVAN YEMLERİNDE YAĞLARIN EKONOMİK OLARAK KULLANILMASIİ. Cihan Koru Yağlar, yemler için hem yüksek yoğunlukta enerji kaynağı olup, hem de hayvanların doğru beslenmesi için önemli olan bazı gerekli yağ asitlerini içerirler. Türkiye'de üretilen yemlerde ilave yağ kullanılması, Avrupa ve Amerika'ya kıyasla çok daha yeni bir uygulamadır. Yağ kullanımı ülkemizde daha yeni yeni yaygınlaşırken, bu işin henüz bilinçli olarak yapılmadığına ve yağ kullanımından azami ekonomik faydanın elde edilmesi için uygulanması gereken en son gelişmelerin izlenmediğine tanık oluyoruz. Türkiyede yemlik yağların kullanılmasında aşağıda sıralanan hususların hemen hiç dikkate alınmadığı görülüyor:1. Yağların "etkin enerji değeri" veya "ekstra kalorik değerleri".
Bu yazıda, yukarıda belirtilen hususlarla ilgili olarak bazı genel bilgiler verilecektir: 1. BROYLER YEMLERİNDE KULLANILAN YAĞLARIN ETKİN ENERJİ DEĞERİ Karma yemlerin çoğunda yemin metabolize edilebilir enerjisi (ME), söz konusu yemin hayvan verimini nasıl etkileyeceğini oldukça isabetli bir şekilde kestirmeye yeter. Ancak, yağ ilavesi ile yağ içeriği yükseltilmiş yemlerde, yemin içerdiği yağın ME değerinden giderek hayvansal verinin ne oranda etkileneceği kestirilmeye çalışıldığında, beklenen ile gerçekleşen sonuçlar arasında önemli farklılıklar doğmaktadır. Diğer bir ifade ile, hammaddelerin ME değerleri kullanılarak hesap edilen yemin ME değeri, hayvanlarda görülen verim performansını verebilecek ME değerinin altında kalmaktadır. Yağların "Ekstra Kalorik Etkisi" olarak bilinen bu etki, yeme katılan yağın yemi yiyen hayvana ne ölçüde yararlı olacağının yanlız katılan yağın ME değerine bakılarak ekonomik olarak saptanmasının yeterli olmadığını göstermektedir. Bu yazıda, yukarıda belirtilen hususlarla ilgili olarak bazı genel bilgiler verilecektir: Yağlarda görülen bu özellik, tamamen olmasa bile, büyük ölçüde yem hammaddeleri arasında var olan diğer bir etkileşimden ileri gelmektedir ki, buna da yağın "Birlikteliğin Dinamik Etkisi (Associative Dynamic Effect)" denmektedir. Bu etki, yem hammaddeleri hayvanlara birlikte verildiğinde yemin sindirilmesi için hayvanın yakması gereken enerji miktarında görülen azalmaya dayanmaktadır. Bu etki sayesinde, yem hammaddelerinin içerdiği metabolize edilebilir enerjinin daha iyi kullanılması mümkün olmaktadır. Ekstra Metabolik Etki Yem hammaddeleri ile ilgili ME değerleri veren mevcut literatür, yanlız yağların net enerji düzeylerini gerçeğin altında vermekle kalmayıp, bu besinlerin "etkili" metabolize edilebilir enerjisini de hakkı ile belirtmemektedir. Yağlar için kullanılan "ekstra metabolik etki" deyimi ilk defa Horani ve Sell (1977) tarafından ve hayvan diyetlerine ilave edilen yağların, diyetin metabolize edilebilir enerji düzeyine beklenenin üzerinde katkıda bulunma özelliğini ifade etmek ve net enerji üzerindeki etkisinden ayırmak için kullanılmıştır. Ekstra metabolik etkinin oluşmasına neden olan iki farklı olay saptanmış bulunuyor. Bu iki olay da besinlerin absorbsiyonu aşamasında cereyan ettiklerinden metabolize edilebilir enerjideki artış kullanılarak ölçülebilirler. Bunlardan birincisi; diyete ilave edilen yağ ile yem hammaddelerinde bulunan "bazal" yağın aralarındaki sinerjik etkidir. Ikincisi ise, yeme katılan yağın, yemin lipid olmayan besinlerin absorpsiyonunu arttırıcı etkisidir. Birinci olay, Sibbald ve ark.'larının (1961) yaptıkları çalışma ile gösterilmiştir (Tablo1). Bu araştırmada soya yağı ve hayvansal yağ ayrı ayrı test edildiklerinde sırası ile 8.64 ve 6.94 kcal/g'lık ME değerleri verdikleri halde, bire bir oranda beraberce kullanıldıklarında bu karışımın ME değerinin 8.41 kcal/g olduğu görülmüştür. Bu durumda, soya yağının ME düzeyinin değişmediği varsayılırsa, hayvansal yağın bu koşullarda sağladığı ME değerinin 8.36 kcal/g olduğu sonucu çıkmaktadır. Tablo 1. Hayvansal Yağ ve Soya Yağının Teker Teker ve Karışım Halindeki Görünür ME Değerleri (kcal/g; Sibbald ve ark., 1961)
Sell ve ark.'ları da (1976) yemlere katılan hayvansal yağların yem karışımının ME değerine, hesaplama ile bulunandan daha yüksek düzeyde bir katkı sağladıklarını saptamışlardır. Bu durumda, hesaplamalarda hayvansal yağ için kullanılan 7.840 kcal/kg'lık ME değerinin görünürdeki ME düzeyini yansıtmadığı ve pratikte gözlenen düzeyin altında kaldığı anlaşılmaktadır. Tablo 2'de mısır, yulaf ve arpa esaslı rasyonlara katılan yağın görünürdeki ME değerleri verilmektedir. Görüldüğü gibi, söz konusu ME değeri, rasyona %2-%6 oranında katılan yağlar için, hammadde olarak kullanılan tahılın cinsine bağlı olarak 9.200 ile 10.375 kcal/g arasında değişmektedir. Tablo 2. Yemlik Yağların, Rasyonun ME Değerindeki Değişikliğe Dayanarak Hesaplanan Görünürdeki ME Değerleri
Pratikte, yağların ME değerleri kullanılırken, yem karışımına giren diğer hammaddelerin içerdiği yağ miktarı çoğu zaman dikkate alınmamaktadır. Örneğin soya-mısır esaslı bir yem karışımına dışarıdan hiç yağ katılmasa dahi, bu karışımın doğal yağ içeriği %2.5 - %3 civarındadır ve bunun da çoğunluğu mısır yağı olup, büyük yüzdesi doymamış yağ asitlerinden oluşur. Pratikte kullanılan yem formülasyonlarında bulunan bu doğal yağ, formülasyona ek olarak katılabilecek uzun zincirli doymuş yağ asitlerinin absorbsiyonunu olumlu yönde etkiler. Bu etki, Sibbald ve Kramer'in (1978) yaptıkları bir denemede irdelenmiştir. Bu denemede yem karışımına katılan hayvansal yağın gerçek metabolize edilebilir enerjisi (GME), karışım mısır-soya esaslı olduğu zaman, buğday-soya esaslı karışımda olduğuna kıyasla daha yüksek bulunmuştu. Söz konusu denemenin sonuçlarının özetlendiği Tablo 3'de de görüldüğü gibi, mısır-soya esaslı karışıma katılan hayvansal yağın GME değeri, bürüt metabolize edilebilir enerji değerinden daha yüksek ve 10.51 kcal/g olarak bulunmuştur. Tablo 3. Diyetteki Bazal Yağa Göre Yeme Ek Olarak Katılan Hayvansal Yağın GME Değerinin Değişimi (kcal/kg; Sibbald ve Kramer, 1978)
2. DOYMAMIŞ VE DOYMUŞ YAĞ ASİTLERİ ORANI Jane Powles ve ark.'larının 1995'de yayınladıkları bir tebliğde, bir yağ örneğinin analizle saptanan iki özelliğinin kullanıldığı bir formül ile bu yağın enerji değerinin kestirilebileceği ileri sürülmektedir. Aşağı yukarı aynı zamanda Yağ ve Protein Araştırma Vakfı'nın (Fats and Proteins Research Foundation; FPRF) yayınladığı dört ayrı çalışma da, yemlik yağları ve bunların besin değerini ele almaktadır. Powles ve ark.'larının yaptığı çalışma, her ne kadar domuzlar üzerinde yapılmışsa da, elde edilen sonuçların kanatlı beslenmesine de uygulanabileceği, konunun uzmanları tarafından kabul edilmektedir. Bu çalışmanın ana hedefi, yemlik yağların görünürdeki sindirilebilirlik değerinin kestirilmesi idi. Bu tahmini yapabilmek için, yağların belli başlı iki özelliğinin dikkate alınması önerilmektedir; 1) yağın içerdiği doymamış yağ asitlerin doymuşlara olan oranı ve 2) yağda bulunan serbest yağ asidi miktarı. Burada kullanılan terimlerin açıklamaları aşağıda özetlenmektedir: U = Doymamış yağ asitleri; ör.: C14, C16:1, C16:2, C18:1, C18:3
Bu çalışma sonunda elde edilen sonuçlar şöyle özetlenebilir: 1. Hem U/S oranı hem de SYA miktarı yağın sindirilebilir enerji (SE) değeri üzerinde etkili olmaktadır.
Sözünü ettiğimiz çalışmanın yayınlanmış metni, U/S oranı ile SYA miktarı kullanılarak SE değerinin tahmini olarak hesaplanması için bazı denklemler ve grafikler içermektedir. Çalışmanın sonucu olan bazı değerler Tablo 4'de özetlenmişdir. Tablo 4 - U/S Oranı ile SYA Miktarının Yemlik Yağların SE Değeri Üzerindeki Etkisi
Bu tablodan anlaşılacağı gibi, U/S oranı 3.5 olan yağların SE değeri, U/S oranı 1.5 olanlara kıyasla daha yüksektir. Ayrıca, bu ilişkinin SYA yüzdesinden bağımsız olduğu görülmektedir. Her iki düzeydeki U/S oranı için de geçerli olmak üzere, SYA yüzdesi yükseldikçe, SE düzeyi düşmektedir (SYA yüzdesinin %10 - %70 arasında olduğu aralıkta bu düşme %9'u bulmaktadır). Yukarıda özetelenen bilgiler hem yağı üreten hem de tüketen açısından pratik önem taşımaktadır. Yağlar enerji değerlerine göre fiyatlandırıldıklarına göre, SE değeri doğrudan doğruya yağın değerini etkilemektedir. Doğal olarak, yağın değerini etkileyen başka beslenme faktörleri de vardır, ancak diğer bütün faktörler sabit tutulur ise, yağın ekonomik değerini tayin eden kıstas SE değeri olmaktadır. Serbest yağ asidi oranı genellikle belirli olduğundan (kışın %5 - %15, yazın %20 - %30), hayvansal yağ üreticileri açısından önemli olan U/S oranıdır. Burada anlatılan çalışmanın ışığında, U/S oranı 1.5'un altıda olan yağların (çoğu hayvansal yağlarda U/S oranı bu civardadır; Tablo 5) SYA yüzdesinin de mümkün olduğu kadar düşük olması gerekmektedir. U/S oranı 1.0 civarında ve SYA yüzdesi düşük (%5) hayvansal yağların SE değeri, yüksek SYA yüzdeli (%50) yağlardan en az %7.5 daha yüksekdir. Tablo 5. Yemlik Yağların Ortalam U/S Oranları
Bu arada, U/S oranı, yüksek sindirilebilir enerjinin göstergesi olduğuna göre, yemlik yağların U/S oranını mümkün olduğu kadar yüksek tutmaya çalışmak gerekir. Bunu pratik olarak sağlamanın kestirme yollarından biri, doymuş yağ asidi yüksek hayvansal yağlarla doymamış yağ asidi yüksek bitkisel yağların kontrollu bir oranda karıştırılmasıdır. Hem karışıma girecek yağların değeri bilindiğine, hem de elde edilecek yağın değeri hesaplanabildiğine göre, sözkonusu karıştırma işi "en düşük maliyet" prensibine göre yapılabilir. Burada hatırlanması gereken diğer bir husus da, yağın besin değerini arttırmak için U/S oranı 2.2 olan kanatlı yağının hem tek başına kullanılabileceği hem de diğer yüksek doymuş yağ asidi içeren yağlarla karıştırılabileceğidir. Buraya kadar anlatılanlar Guelph Üniversitesi araştırıcılarından olan Steve Leeson'un raporunda da (FPRF yayını no: 267) bulunmaktadır. Leeson'un raporu yağları daha çok broyler beslenmesi açısından değerlendirmekle beraber, domuzlar üzerinde yapılan denemelerde bulunan özelliklerin pek çoğunun broyler beslenmesi açısından da geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Leeson'un elde ettiği sonuçlar Tablo 6'da özetlenmiştir. Tablo 6. Farklı Yaşlardaki (1-21 günlük ve 21 günden büyük) Broyler Piliçlerinde Farklı Yemlik Yağların Metabolize Edilebilir Enerji Potansiyelleri (MJ/kg) 0-21 Gün >21 Gün 31.0 33.5 34.3 37.6 29.7 30.5 36.8 38.4 32.2 35.6 Powles ve Leeson'un çalışmalarını tamamlayıcı özellikte olan iki ayrı çalışma da, Waldroup ve ark.'ları tarafından tamamlanmış ve FPRF yayınları arasında DD 271 ve DD 272 numaralı raporlar olarak yayınlanmıştır. Bu son iki çalışmada ticari kanatlı yağları ile ilgili analitik bilgiler verilmekte ve yağların U/S oranları ile SYA yüzdelerinin broyler performansı üzerindeki etkileri açıklanmaktadır. Bu raporlardan ikincisi (DD 272), gerek 21 günlük gerekse 42 günlük etlik piliçlerde düşük SYA içerikli (%29) yağlar ile yüksek SYA içerikli (%45) yağlar arasında verim performansı üzerinde istatistiki bir fark olmadığını vurgulamaktadır. 21 günlük piliçlerde düşük ve yüksek SYA içerikli yağlarla ölçülen ile, çok düşük SYA içeren (%3) ve kontrol olarak kullanılan kanatlı yağla ölçülen performans arasında istatistiki fark vardı. Her üç yağın U/S oranı birbirine yakın olup 1.7 ile 2.1 arasında değişiyordu (Tablo 7).
Tablo 7. 21 Günlük Piliçlere Yedirilen %6 Yağ Içerikli Yemin, Değişen SYA Düzeyinin Performansa Etkisi
Bu yazıda sözünü ettiğimiz araştırmaların sonuncusu olan çalışmada (DD 269) Gary Pearl, yemlik yağların birçok özelliğini incelemekte, bu arada dünya piyasalarında bu yağlarla ilgili olarak kullanılan terminolojiyi açıklamakta ve yağların besin değerlerini saptamak üzere kullanılan laboratuar analizlerini özetlemektedir. Yine bu raporda, dünya piyasalarında alışverişi yapılan yemlik yağların yağ asidi profilleri ve U/S oranları verilmektedir. Buraya kadar anlattıklarımızı özetleyecek olursak; hayvan yemi sanayi, yemlik yağlar hakkında halihazırda bir hayli bilgiye sahip bulunuyor. Bu yazıda anlattığımız dört rapor, bu konudaki bilgilerimize daha fazla derinlik kazandırmaktadır. Bu yeni bilgilerin güvenilir bilimsel denemelere dayanılarak elde edilmiş ve pratikte uygulanabilir olmaları, hayvan beslemesi ile ilgilenenler açısından değerlerini pekiştirmektedir. Bu raporlar FPRF'den temin edilebilir ve konu ile ilgilenenler açısından "okunması zorunlu" yayınlar olarak kabul edilebilir 3. SERBEST YAĞ ASİDİ (SYA) İÇERİĞİ Yağları oluşturan trigliseritlerin bir kısmı rutubet ve sıcaklık yeterli olduğunda, hidrolize olurlar; yani trigliserid molekülü parçalanarak yapı taşları olan gliserol molekülü ile SYA moleküllerini oluşturur. Yağların içerdiği SYA miktarı değişik yöntemlerle saptanabilir. Yağların SYA içeriği, uzun yıllar boyunca yağın ne şekilde elde edilip ne şekilde saklandığı ve bir yerden bir yere nasıl aktarıldığının bir göstergesi olarak kullanılmıştır. Örneğin, kesimhanelerden elde edilen yan ürünlerin rendering işlemine tabi tutulmadan önce uzun süre bekletilmesi, bu ürünlerdeki yağ fraksiyonunun lipase enzimi aracılığı ile ayrışmasına ve SYA oranının artmasına neden olur. Dolayısı ile, rendering yağlarında yüksek SYA oranı bulunması, hatalı işlenmenin göstergesi, dolayısı ile yağın ayrıca yüksek oranda oksitlenmiş, yani acımış olma ihtimalinin belirtisi olarak kabul edilir. Zaman içinde, yem üretiminde kullanılan hammaddeler çeşitlenmeye başlayıp, hayvansal yağların yanında bitkisel yağlar ve insan gıdası olarak kullanılacak yağların rafinasyonundan elde edilen yan ürünler de yemlerde enerji kaynağı olarak kullanılmaya başlandıkça, yüksek SYA oranı ile özdeşleştirilen olumsuz görüş de terk edilmeye başlandı. Yukarıda da belirtildiği gibi, serbest yağ asitlerinin kendileri bir tehlike oluşturmamakla beraber, yüksek oranda bulunmaları, özellikle hayvansal yağlarda, yağda oksitlenme ürünleri gibi olumsuz unsuların bulunma İHTİMALİNİ temsil etmektedir. Hayvan besleme konusunda ileri gitmiş ülkelerde yapılan araştırmalar, yüksek SYA oranının tek başına zararlı olmadığını kanıtlanmış, ve bulgulara dayanılarak SYA oranı yüksek fakat çok daha ekonomik bazı yağ hammaddelerinin kullanılması gittikçe yaygınlaşmıştır. Yukarıda da anlatıldığı gibi, P.W. Waldroup ve ark.'ları, 1995 de yayınladıkları ve ABD'deki Arkansas Üniversitesi'nde yaptıkları bir çalışmada, %29.8 ve %44.7 oaranında SYA asidi içeren yemlik yağ karışımları kullanmışlar ve bu yağ karışımlarının kullanıldığı yemlerle beslenen broylerlerin vücut ağırlığı, yemden yararlanma, kalori/ağırlık artışı oranı ve 21 ila 42 günlerdeki ölüm oranı bakımından herhangi bir fark göstermediklerini saptamışlardır. SONUÇ Yüksek SYA oranı, bir zamanlar, hayvansal yağların acımış olmalarının göstergesi olarak kabul edilirdi. Bugün de, yüksek SYA oranı, bazı yem üreticileri tarafından bir olumsuzluk göstergesi olarak görülmektedir. Oysa, yemeklik yağ endüstrisinin bazı yan ürünleri ve bu ürünleri içeren hayvansal/bitkisel yağ karışımları, yüksek SYA oranlarına rağmen, etkili ve ekonomik enerji kaynakları olarak kullanılabilmektedir. Önemli olan, yağların acımış olduklarının belirtisi olan çok yüksek peroksit değerlerine sahip olmamaları ve doymamış/doymuş yağ asidi oranlarının istenen sınırlar içinde olmasıdır. 4. YAĞ KARIŞIMLARI Enerji içeriğinin arttırılması için hayvan yemlerine ilk katılmaya başlıyan yağlar hayvansal yağlardır. Bunun nedeni, bu uygulamanın ilk kez başladığı ABD'de donyağının bol ve ucuz olarak bulununabilmesi idi. 1960'lı yıllara gelindiğinde, yemeklik yağları rafine eden veya yağ asidi üreten bazı firmalar bazı yan ürünlerinin hayvan beslemesinde kullanılabileceğini öğrendiler. Bu yan ürünler kabaca iki guruba ayrılabilir; asit yağı ve destilasyon artıkları (destilasyon rezidüsü). Genel olarak, asit yağ elde edilmesi şöyle özetlenebilir: Yağlı tohumlar preslendiğinde, elde edilen ham yağın SYA oranı %5 civarındadır. İnsan damağı bu düzeydeki SYA içeriğini algılayabilir ve insan gıdası olarak kullanılan yağlarda bu asitliğin rafinasyon işlemi ile giderilmesi gerekir. Rafinasyon işlemi, kimyasal veya fiziksel (destilasyon) olarak iki şekilde yapılabilir. Kimyasal rafinasyonda ham yağa kostik soda (NaOH) ilave edilir. Soda, yağdaki SYA ile reaksiyona girerek sodyum tuzları oluşturur. Bu tuzlar suda çözünebilirler. Reaksiyonun gerçekleştiği reaktörün içinde, yağ ve sodyum tuzlarından (sodyum iyonu ile serbest yağ asitlerinin oluşturduğu bileşikler) oluşan iki fraksiyon belirir. Bu iki fraksiyondan yağ fraksiyonu üsten alınır. Ancak, bu ayırma işlemi ile yağın yüzde yüzünü almak mümkün değildir. Geriye sodyum tuzu çözeltisi ile bir miktar da yağ kalır. Bu yağı da alabilmek için, sodyum tuzu ve yağ karışımına sülfirik asit ilave edilir. Sülfirik asit, sodyum ile bileşmiş olan yağ asitlerinin tekrar ayrılarak serbest yağ asitleri oluşmasını sağlar. Bu reaksiyon sonunda ayrıca sodyum sülfat ve su oluşur. Elde edilen bu karışımdan su ayrılır, geri kalan yağsı kısıma "asit yağ" veya "sopstok (soapstock)" denir. Rafinasyon işlemi ne kadar başarılı olursa, asit yağın SYA oranı da o kadar yüksekdir. Fiziksel rafinasyon, Malezya ve Indonezya'da palmiye yağının işlenmesinde uygulanır. Bu işlemde, ham yağ vakum altında ısıtılır ve trigliseridler, sırası ile serbest yağ asitlerinden, mono ve di-gliseridlerden ayrılır. Bu bir destilason işlemi olduğundan, elde edilen ürüne de palm yağı asit distilatı denir. Destilasyon artıkları, yağ asidi üretimi işleminin yan ürünleridir. Bu işlemde, ham yağlar vakum altında ısıtılır ve bir katalizör yardımı ile hidrolize edilir. Hidrolizasyon sonunda yağ asitleri trigliseridden koparılır ve destilasyon yöntemi ile ayrılır. Geriye, siyaha yakın koyu renkte ve sabunlaşmayan madde yüzdesi yüksek bir fraksiyon kalır. Bir zamanlar bu destilasyon artıkları da hayvan beslenmesinde kullanılırdı. Ancak, sabunlaşmayan madde içeriklerinin yüksekliğinden ötürü, destilasyon artıklarının yemlik yağ karışımlarında kullanılması artık terk edilmiş bir uygulamadır. ABD ve Avrupa'da yem sektörü gelişip bilgi birikimi arttıkça, yem sektörüne sunulan yemlik yağ karışımlarının nitelikleri de iyileşip kullanılan hammaddeler çeşitlenmeye başladı. Bugün yem teknolojisi konusunda ilerlemiş ülkelerde tüketilen yemlik yağ karışımlarında kullanılan hammaddelerin arasında donyağı, palm yağ asidi destilatı, kullanılmış kızartma yağları, değişik bitkisel asit yağlar ve bitkisel ham yağlar bulunmaktadır. Türkiye'de yem sektöründe kullanılan yağların başında ham bitkisel yağlar gelmektedir. Bazı fabrikalar da zaman zaman hayvansal yağlar (donyağı, rendering yağı v.s.) ve asit yağ kullanmaktadır. Bu arada, entegre broiler üreticilerinin pek çoğu, kendi yan ürünleri olan tavuk yağlarını (yağ olarak ayrılmış olarak veya tavuk unu ile karışık olarak) kendi ürettikleri yemlerde değerlendirmektedir. Fabrikalar bu yağ hammaddelerini genellikle ayrı ayrı yeme katmakta olup, kendi yağ karışımlarını hazırlayan pek az yem üreticisi vardır. Özellikle ham bitkisel yağların pahalı olduğu ülkemizde, diğer ülkelerde hayvan beslenmesinde başarı ile kullanılan, ham yağlara kıyasla çok daha ekonomik olan diğer enerji kaynaklarının da yemlik yağ karışımları olarak hazırlanıp yem sanayicilerinin kullanımına sunulması, yem sektörünün genel sorunu olan yüksek maliyetleri indirmeye yönelik olumlu bir girişim olacaktır. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
AGROTURK Agro-Endüstriyel
Müşavirlik |