|
AGROTURK
Agro-Endüstriyel
Müşavirlik |
|
NRA BÜLTENİ Sayı 4 Mayıs 1996 |
HAYVANLARDAN RANDIMANLI ÜRETİM ALMAK İÇİN RENDERİNG ÜRÜNLERİNİN KULLANILMASIKarada yetiştirilen hayvanlar ve denizden tutulan balıklar, insanlar tarafından tüketilen önemli bir gıda grubu oluştururlar. Bu ürünlerin başlıcıları kırmızı ve beyaz et, balık eti, süt ve yumurtadır. Bundan başka, bu canlılardan yün ve deri gibi önemli diğer ürünler de elde edilir. Hayvan kesimhanelerinde yukarıda sayılan ürünler elde edildikten sonra geriye kalan dokular ise, işlendikten sonra insan gıdası olarak kullanılmayan fakat çok değerli olan yan ürünlere dönüştürülürler. Bu işlenme, genellikle sanayi boyutlarında pişirme ve rendering işlemleri ile gerçekleşir. Bu işlemler sonunda elde edilen ürünlerin belli başlıları şöyle sıralanabilir; kara hayvanlarından elde edilen hayvansal yan ürün unları (HYÜU = et ve kemik unu, et unu, kemik unu, kan unu, kanatlı unu, tüy unu, vs), don yağı ve kanatlı yağları. Deniz hayvanlarının işlenmesinden de balık unu ve balık yağı elde edilir. Bu sayılan ürünlerin hemen hepsi hayvan beslemede kullanılır ve yem formülasyonları için hayati önem taşırlar.Proteinler Hayvansal yan ürün unları ve balık unu, çok değerli birer protein kaynağı olarak kabul edilir. Proteinler, amino asitler olarak bilinen bileşenlerden oluşmaktadır. Bu bakımdan, bütün canlıların yapısına giren proteinlerin aynı bileşenleri içerdiği kabul edilebilir. Ancak farklı hayvanlardan veya farklı dokulardan alınan proteinlerin farklı kombinasyonda amino asitlerden oluştuğunu hatırlamak gerekir. Örneğin, süt proteini kan proteininden farklı olduğu gibi, tüy veya kıl proteini (keratin), kas proteininden farklıdır. Besleme özellikleri açısından HYÜU ve balık unu arasında pek çok benzerlik bulunursa da, bu ürünler arasında farklılıklar da mevcuttur. Ancak bu farklılıklar genellikle gereksiz yere abartılmıştır. Bazı yetiştiriciler besleme değeri olarak balık ununun HYÜU'dan daha üstün olduğuna inanırlar. NRA'nın 1996'da tamamladığı ve et ve kemik ununun (EKU) besin değeri üzerinde yapılmış araştırmaları yeniden gözden geçiren çalışması, EKU'yu diğer bir çok protein hammaddesi ile karşılaştırarak bu ürünün besleme değerini gerçek bir perspektife oturtmuş bulunmaktadır. Türkiye'de de HYÜU'lar sık sık balık unu ile karşılaştırılır. Bu yüzden, her iki ürün grubu arasındaki benzerlik ve farklılıkları ayrıntılı olarak incelemekte yar var. Hayvansal unların ve balık ununun kaba analizleri karşılaştırıldığında, bunların farklı maddeler olduğu izlenimi doğabilir (Tablo 1). Tablo 1. Balık Unu ve Hayvansal Yan Ürün Unlarının Tipik Içerikleri
Tablo 1'de de görüldüğü gibi, söz konusu protein unlarının ham protein içeriği hayli farklı olabilmektedir. Ancak, değişik hayvansal unlar karıştırılarak balık unu düzeyinde protein içeren karışımlar elde edilebilir (Tablo 1'de ve daha sonraki tablolarda gösterilen HYÜU karışımı, EKU ile kan ununun karıştırılmasından elde edilmiştir). Hayvansal protein unu karışımları ve balık unu; kas, iskelet ve bağ dokusu gibi dokuları oluşturan proteinlerin karışımlarından elde edildiklerinden, amino asit içerikleri açısından benzer oldukları kabul edilebilir. Her iki tip ürünün içerdiği proteinlerin amino asit profilleri (değişik amino asitlerin bütün protein içindeki yüzdeleri) biraz farklı olabilir. Bazı beslenme uzmanları, hayvansal protein un karışımları ile balık ununun amino asit profilleri arasındaki farkın önemli olduğunu söylemektedirler. Ancak, yem formülasyonu teknolojisinin günümüzde ulaştığı düzey, değişik hammaddeleri değişik oranlarda karıştırarak, nihai yemlerin içerdiği proteine ait amino asit profililinin gayet hassas olarak ayarlanmasına imkan sağlamaktadır. Bu nedenle, pek çok başka besleme uzmanı da, amino asit profilleri arasındaki farkların o kadar önemli olmadığına inanmaktadır. Hayvansal protein unu karışımları ile balık ununa ait tipik amino asit profilleri Tablo 2'de gösterilmektedir. Tablo 2. Hayvansal Proteinler ile Balık Ununun Amino Asit Içeriği
Bu tabloda görüldüğü gibi, tipik bir EKU'nun (ör: %50 protein) amino asit profili, tipik bir balık ununun amino asit profilinden farklılıklar göstermektedir. Buna karşılık, kanatlı unu ve kan unu gibi alternatif hayvansal yan ürün unlarının amino asit profilleri, balık ununa daha fazla benzerlik göstermektedir. Farklı hayvansal yan ürün unları belirli oranlarda karıştırılarak, balık ununun içerdiği amino asit profili ile hemen hemen aynı profile sahip unlar elde edilebilir. Hayvansal yan ürün unlarını balık unu ile karşılaştırırken, protein içeriği ile amino asit profilinin yanında, bu proteinlerin içerdiği amino asitlerin sindirilebilirliği ve rumende parçalanmayan (by-pass) protein içeriği gibi başka özellikleri de dikkate almak gerektiği unutulmamalıdır.
Proteinin (amino asitlerin) Sindirilebilirliği
Hayvansal yan ürün unları ile balık ununa ait ve doğrudan canlı piliçler üzerinde yapılmış denemelerden elde edilmiş sindirilebilirlik değerleri artık elimizde mevcut. Bu ürünlere ait sindirilebilirlilik değerleri Tablo 3'de verilmiştir.
Tablo 3. Balık Unu ve Hayvansal Proteinlerin (Canlı Piliçler Üzerinde Ölçülmüş) Gerçek Sindirilebilirlik Katsayıları
Balık Unu HYÜU EKU Kanatlı Kan Tüy 88 83 81 82 85 75 85 83 78 71 88 62 90 87 84 68 90 67 79 66 55 56 77 53 84 82 76 71 87 64 69 78 71 - 85 46 Tablo 3'de sunulan verilerden de anlaşıldığı gibi, balık unu ile çoğu hayvansal yan ürün unlarının arasında protein ve amino asit sindirilebilirliği açısından fazla bir fark bulunmamaktadır (buharda hidrolize edilmiş tüy unu bu açıdan bir istisna oluşturmaktadır).
Sığırlar, Koyun ve Keçiler için Önemli Olan, Rumende Parçalanmayan (By-pass) Protein İçeriği
Bu özellik, ruminantlarda süt üretimi açısından çok önemlidir. (Not: Avrupa topluluğunda yürürlükte olan yönetmeliklere göre, hayvansal yan ürün unlarından yanlız kan unu, tüy unu ve kanatlı eti ununun Avrupa'da kullanılması serbesttir). Balık unu ile hayvansal yan ürün unları, rumende parçalanmayan protein açısından, Tablo 4'de karşılaştırılmaktadır.
Tablo 4 Balık Unu EKU Tüy Kan %37 %25 %57 %66 Tablo 4'deki verilerden de anlaşıldığı gibi, tüy unu ve kan unu, rumende parçalanmayan protein açısından balık unundan daha zengin kaynaklardır. Tabii, bütün by-pass proteinlerin rumende parçalanmayan kısmının ince bağırsakta sindirilebilir olması, bu tür proteinlerin hayvansal verimi olumlu yönde etkileyebilmesi için hayli önem taşır.
Enerji
Hayvansal yan ürün unları ile balık unları öncelikle protein kaynakları olarak bilinirlerse de, aynı zamanda yem rasyonlarına önemli ölçüde metabolize edilebilir enerji sağlarlar. Hayvanlar, her iki protein çeşidinin hem protein hem de yağ fraksiyonunu metabolize ederek enerji elde ederler. Protein sindirilebilirliği ne kadar yüksek ise, enerji içeriği de o ölçüde yüksektir. Hayvansal yan ürün unları ile balık ununun, kanatlılar açısından metabolize edilebilir enerji değerleri Tablo 5'de özetlenmiştir.
Tablo 5. Balık Unu ve Hayvansal Yan Ürün Unlarının Metabolize Edilebilir Enerji (ME) Içerikleri Balık Unu HYÜU Karışımı EKU Kanatlı Tüy Kan 12.7 11.2 10.8 12.6 11.5 9.8 Genel olarak, balık unu ile hayvansal yan ürün unlarının enerji değerlerinin birbirine yakın olduğu söylenebilir. Bu genellemenin istisnası, tüy unu ve kan unu gibi düşük düzeyde yağ içeren unlardır.
Mineral İçeriği
Hem balık unu hem de hayvansal yan ürün unları (özellikle EKU ile kanatlı unu) önemli mineral kaynakları olarak kabul edilir. Fosfor (P), diyetteki balık unu ve hayvansal yan ürün unları ile sağlanabilen önemli bir mineraldir. Değişik yem hammaddelerinin P içeriği ve bu mineralden yararlanabilme yüzdeleri Tablo 6'da gösterilmiştir (Not: Pratikte EKU'nun P içeriği çok farklılık gösterebilir. Bu örnekdeki et ve kemik ununun P içeriği %8.4'dür).
Tablo 6. Balık Unu ve Hayvansal Yan Ürün Unlarında P Içeriği ve Yararlanılabilirlik Oranı Balık HYÜU EKU 1.99 3.55 6.73 86.0 82.0 80.0 Tablo 6'da görüldüğü gibi, EKU ile hayvansal yan ürün unu karışımları, balık unundan daha fazla sindirilebilir P içerebilmektedir. Bu özellik, yem formülasyonu açısından çok önemlidir; çünkü hayvanlara yeterli miktarda yararlanılabilir P verebilmek için, P sindirilebilirliği düşük hammaddelerden fazla miktarda kullanmak gerekmektedir. Aşırı P kullanıldığında da, hayvanın faydalanamadığı fazla P dışkı ile atılır. Bu da hem kaynak israfına, hem de çevre kirlenmesine (örneğin; hayvanların yetiştirildiği yerin civarındaki yeraltı sularının kirlenmesine) yol açar.
Diğer Bileşenler
Balık unu gibi, hayvansal yan ürün unları da protein, yağ, mineraller ve rutubetten oluşur. Bu dört grup maddenin dışındaki bileşenler, ya eser miktarda bulunan besinler (ör.: sellüloz, %1'den düşük bir düzeyde bulunur) veya kirlilik unsuru olarak bulunan maddelerdir.
Rendering endüstrisi, ürettiği ürünlerin güvenilirliğini sağlamak ve içerebileceği riskleri azaltabilmek için çok ciddi çaba sarf etmektedir. Risk azaltma amacı ile çok yönlü bir program uygulanmakta olup, hammaddeler üretimden önce, üretim sırasında ve üretimden sonra analiz edilmektedir. Salmonella kontrolu için ABD'de ve Avrupa topluluğunda farklı yaklaşımlar uygulanmaktadır. ABD'deki protein
üreticilerinin çoğu APPI (Animal Protein Processors Industry) grubuna üyedirler ve bu gruba üyeliğin gereği, ürettikleri protein unlarının "sıfır Salmonella" standardına uygunluğunu teyid etmek için üretimlerinden sürekli olarak örnek alıp analiz ederler. Avrupa Birliği'nde ise, Salmonella ve diğer patojenler için endüstrinin gönüllü olarak kendi kendini denetlemesi yerine, birlik yönetiminin denetlediği önlemler uygulanmaktadır.
Patojenlerle ilgili önlemlerin yıllar içindeki gelişmesi incelendiğinde, hiçbir dönemde deniz canlılarından elde edilen protein unlarının, kara hayvanlarından elde edilen unlar kadar sıkı denetlenmediği, buna bağlı olarak, deniz canlılarının unlarının yemlere katılması ile çoğu zaman Salmonella riskinin arttığı görülmektedir.
ABD'de üretilen hayvansal protein unları ayrıca, tarım ilacı kalıntıları, antibiyotikler ve ağır metaller gibi potansiyel olarak toksik maddeler açısından da sürekli olarak denetlenmektedir. Bu kontrol mekanizması sayesinde söz konusu zehirli maddelerin hayvansal yan ürün unları aracılığı ile gıda zincirine girmesi etkin bir biçimde önlenmektedir. Balık unu üreticilerinin hepsinin, standartları bu kadar yüksek bir kontrol ve güvence sistemi uyguladıkları şüphelidir.
Yağlar
Proteinlerde olan durumun aksine, rendering işlemleri sonucu elde edilen hayvansal yağlar hayvan yemlerinde balık yağı ile rekabette değildir. Balık yağları çok özel bazı yemlerde kullanılırsa da, genellikle balık yağının kullanım sahası yem sektörünün dışındadır. Hayvan besleme uzmanları, hayvansal yağları balık yağı yerine bitkisel yağlarla karşılaştırırlar. Diyetin enerji içeriği arttırılmak istendiğinde, karbonhidratlara ve proteinlere kıyasla iki kat fazla enerji içeren yağların üstünlüğü aşikardır. Alternatif yemlik yağların besin değerlerinin tanımlanabilmesi için bugün elde yeterli bilimsel bilgi birikimi mevcuttur. Yemlik yağlar konusu Yağ ve Protein Araştırmaları Vakfı'nın (Fats and Proteins Research Foundation) başkanı Gary Pearl'ün yayınladığı bir derlemede (1995) ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Pearl, bu çalışmasında yemlik yağlarla ilgili olarak karşılaşılan soruların pek çoğunu yanıtlamakta ve değişik hayvan türleri için önemli olan özelliklerin üzerinde durmaktadır. Yemlik yağlarla ilgili çok değerli bir derleme olan bu çalışma, bu grup hammadde ile ilgili ayrıntılı bilgi edinmek isteyen herkesin başvurması gereken bir temel eserdir.
Tek Mideli Hayvanlar için Yemlik Yağlar
Yağların enerji değerini etkileyen iki faktör son yıllarda birçok çalışmaya konu olmuştur. Bu faktörler: 1. doymamış yağların doymuş olanlara oranı (doymamış/doymuş) ve 2. serbest yağ asidi (SYA) yüzdesidir. Bu terimler aşağıda daha ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
Kullanılan terimler:
Doymamış: doymamış yağ asitleri. Örneğin C14:1, C16:1, C16:2, C18:1, C18:2
Yapılan bilimsel araştırmalar, canlı hayvanlar üzerinde ölçülen sindirilebilir enerji (SE) değerinin aşağıdaki şekilde etkilendiğini göstermiştir;
1. SYA yüzdesi sabit kalmak koşulu ile, doymamış/doymuş oranı arttıkca SE değeri de artmaktadır.
Bu bilgiler hem rendering yağları üretenler hem de bu ürünleri kullananlar açısından önemlidir. Yemlik yağlar enerji kaynağı olarak kullanıldıklarına göre, farklı SE değeri içeren yağların fiyatlandırılması da SE değerine göre değişmelidir. Tabii, pratikte yağın fiyatını belirliyen beslenme ile ilgili başka faktörler de söz konusudur. Bu faktörlerden biri, doymamış/doymuş oranı yüksek olan yağların, özellikle broylerlerde karın yağı üzerindeki etkisidir. Bitkisel yağlar ve bütün olarak yedirilen yağlı tohumlar gibi yüksek oranda doymamış yağ içeren hammaddeler karkas yağlarının yumuşak olmasına veya kesimden sonra kolay bozulmasına neden olabilirler. Bu türlü potansiyel sorunları önlemenin yolu, kullanılan yağların hem maksimum enerji değeri hem de optimum karkas özelliği sağlayacak biçimde doymamış/doymuş yağ asidi içermesine dikkat etmektir. Ancak, daha önce de belirtildiği gibi, bütün diğer faktörler sabit kaldığında, yemlik yağların ekonomik değeri SE değerine bağlıdır.
Bütün bu bilgilerin yağ üreticisi ve kullanıcısı açısından anlamı nedir? Doymamış/doymuş oranı 1.5 ve altında olan (çoğu hayvansal yağlar bu tanıma girer) yağların SYA yüzdesinin de mümkün olduğu kadar düşük olması gerekir. Düşük SYA oranına (%5) sahip olan ve doymamış/doymuş oranı 1.0 olan yağların SE değeri (dolayısı ile, ekonomik değeri), yüksek SYA yüzdesi (örneğin %50) içeren yağlara kıyasla daha yüksektir (%17.5).
Tablo 7. Yemlik Yağlar ve Yaklaşık Doymamış/Doymuş Yağ Oranları
1.0 2.2 1.1 6.0 2.1 Bu arada, yemlik yağların doymamış/doymuş yağ oranını arttırarak SE değerini (dolayısı ile, ekonomik değerini) yükseltmenin yollarını aramak isabetli bir karar olabilir. Pratikte bunu yapabilmek için, ya doymamış yağ içeriği yüksek olan bitkisel yağlara doymuş yağ oranı yüksek hayvansal yağlar ilave edilir veya, içerdiği yağlı tohum hammaddesinden dolayı yüksek oranda doymamış yağ içeren yem formüllerine hayvansal yağlar katılır. Hem karışıma giren yağların fiyatları, hem de elde edilen nihai karışımın besleme değeri bilindiğinden, söz konusu karıştırma işi, tıpkı yem formülasyonunda olduğu gibi, en düşük maliyet hesabına dayandırılarak yapılmalıdır. Yağ karışımları hazırlarken, kanatlı yağlarını da (doymamış/doymuş oranı = 2.2) istenirse tek başına kullanarak, istenirse daha yüksek oranda doymuş yağlarla karıtırarak, nihai yemin besin değerinin artırılabileceği de unutulmamalıdır. Tablo 8'de, pratik yemleme denemelerinden elde edilen sonuçlara göre, yemlik yağların broyler performansı açısından değerlendirilmesi yapılmaktadır.
Tablo 8. Farklı Yaş Gruplarındaki Piliçler (1-21 günlük ve 21 günden büyük) için Saptanmış Metabolize Edilebilir Enerji Potansiyeli (MJ/kg)
0-21 Gün >21 Gün 31.0 33.5 34.3 37.6 29.7 30.5 36.8 38.4 32.2 35.6 Waldroup'un yayınladığı iki tebliğde ise (1995a, 1995b), kanatlı yağları ile ilgili analitik veriler ve doymamış/doymuş yağ oranı ile SYA yüzdesinin broylerler üzerindeki etkileri özetlenmektedir. Söz konusu tebliğlerden özellikle ikincisi bir hayli ilginçtir. Bu tebliğde araştırmacı, hem 21 günlük, hem de 42 günlük piliç performansı üzerindeki etki açısından, "düşük SYA'lı (%29)" ve "yüksek SYA'lı (%45)" yağlar arasında istatistiki bir fark olmadığını göstermektedir. Buna karşılık, 21 günlük piliçlerde, hem düşük hem de yüksek SYA'lı yağ yedirilen hayvanlarla, kanatlı yağı (çok düşük SAY; %3) yedirilen kontrol grubu arasında istatistiki olarak önemli fark saptanmıştır. Bu verilere göre, yüksek ve düşük SYA yüzdesi tanımlarının arasındaki sınırın %15 - 20 SYA aralığında olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, SYA yüzdesi 17.5 altında olan yağlar "düşük SYA yüzdeli", %17.5'dan yukarı SYA içeren yağlar da "yüksek SYA yüzdeli" yağlar olarak sınıflanmalıdır. Sözü edilen çalışmada kullanılan yağların doymamış/doymuş yağ oranları birbirine yakın olup, 1.7 - 2.1 arasında idi.
Ruminantlar için Yemlik Yağlar
Yağlar, ruminant yemlerinde, özellikle süt ineği rasyonlarında çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Yeme yağ katmanın en çarpıcı etkisi, üretimlerinin önemli bir kısmı tereyağ olan süt ineklerinde görülür. Besi sığırı diyetlerinde yağ kullanımı göreceli olarak daha az rastlanan bir durum olup bu hayvanlara yağ vermenin nedeni daha farklıdır. Bu yüzden bu iki grubu ayrı ayrı ele almakta yarar var.
Süt İneklerine Yağ Verilmesi
Hatırda tutulması gereken en önemli husus, yem ile verilen yağ miktarının sütün bileşeni olarak üretilen yağdan fazla olmaması gerektiğidir. Bu miktar, laktasyon devresinin farklı aşamalarında farklı olduğundan, hayvana verilecek yağın miktarının da buna göre ayarlanması gerekir.
Örnekler
1. Günde 30 litre, %3.6 süt yağı içeren süt veren bir inek günde 1.08 kg süt yağı üretir,
O halde, örnek 1'deki ineğin günde tüketeceği yağ miktarı azami 1.08 kg olmalıdır. Aynı hesapla, örnek 2'deki ineğin günde tüketeceği yağ miktarı azami 0.64 kg olmalıdır. Bu verilen değerler, hayvanın tüketeceği günlük toplam yağ miktarı olup, yeme ilave olarak katılacak yağ değildir. O halde, yeme ilave edilecek yağ miktarını saptayabilmek için, hayvanın tekmil diyetini dikkate almak gerekir Örnek olarak, 30 litre süt (%3.6 süt katı maddesi) veren bir inek, aşağıdaki hammaddeleri içeren bir diyetle besleniyor olabilir:
a- Karma yem
O halde, hayvanın yediği karma yemin yanında yediği diğer bütün yemleri dikkate almak gerekir. Yine örnek olarak, yukarıda ele alınan süt ineğinin günlük toplam kuru madde tüketimini 18 kg kabul edelim. Bu 18 kg kuru madde, 8 kg karma yemden ve 50 kg silajdan (%20 kuru madde) geliyor olabilir. Yem bileşenlerinin diyetteki toplam yağa yaptıkları katkı ise şöyle olabilir:
Bu örnekte karma yemin yağ içeriği %7 olduğu halde, hayvanın yediği toplam yemin yağ yüzdesi (toplam kuru maddenin) %3.1'dir. Bu da, hesaplamalarda kullanılan değerlerin tam olarak neyi ifade ettiği açık olarak belirtilmezse ne türlü yanılmalara yol açılacağını göstermektedir. Yukarıdaki örneğe dönersek, bu diyete 500 g yağ (korunmuş yağ veya yağ granülleri halinde) katmak yeterli olacakdır. Şimdi yukarıdaki örneği biraz değiştirelim:
8 kg karma yem (%7 yağ):560 g yağ/gün
Bu hesaba göre, hayvanın alacağı toplam yağ miktarı daha yukarıda verilen azami yağ sınırının altında kalmaktadır (1.08 kg yağ/gün). Şimdi toplam yem miktarı içindeki yağ miktarı rasyon kuru maddesinin %5.9'unu oluşturmaktadır.
Genellikle kabul edilen pratik bir kural olarak, süt ineklerine laktasyonun bütün devrelerinde toplam rasyon kuru maddesinin %7'si kadar yağ vermek gerekir. Bu hayvanın alacağı toplam yağdır.
Süt ineklerine yağ verirken dikkate alınması gereken diğer bazı hususlar vardır:
Verilen yağın ne sürede verildiği: Süt hayvanları yemlerindeki değişimlere uyum sağlayabilmek için 10 - 14 güne gereksinim duyduklarından bu süre önemlidir. Yediği yem miktarı ve süt verimi henüz maksimum düzeye çıkmamış olan yeni yavrulamış bir ineğe, azar azar arttırılarak yağ verilmeli ve maksimum yağ seviyesine alınan yem miktarındaki artışa paralel olarak, iki hafta gibi bir sürede çıkılmalıdır.
|
|
AGROTURK Agro-Endüstriyel
Müşavirlik |