başa dön

NRA
BÜLTENİ
Sayı 2
Ocak 1996





NRA
Ana Sayfa

Agroturk Ana Sayfa

Site Haritası

Değerli Bir Amino Asit Kaynağı: HAYVANSAL PROTEİN UNLARI

Yazan: Dr. Stephen Woodgate

Yıllarca balık ununun değerini vurgulayan bilimsel çalışmalardan sonra, son zamanlarda kara hayvanlarının kesimhane yan ürünlerinden elde edilen protein unları ile ilgili bilimsel çalışmaların sonuçları da uluslararası yayınlarda görülmeye başladı. FPRF (Yağ ve Protein Araştırma Vakfı) tarafından desteklenen ve Dr. Carl Parsons tarafından University of Illinois'de (ABD) tamamlanan bir araştırma projesi, bu yeni çalışmaların iyi bir örneğini oluşturuyor.

Yakında yayınlanacak olan bu çalışmanın konusu "Hayvansal Protein Unlarının İşlenme Yöntemlerinin Faydalanılabilir Amino Asitler Üzerindeki Etkisi"dir. Bu çalışma ile beraber bu konuda yayınlanmış olan bilgiler önemli ölçüde artmış olacak. Bu konuda daha önce yapılmış olan çalışmaların en önemlisi ve en tazesi 1993'de Francois Hauzy tarafından yayınlanan "Et Unundaki Amino Asitlerin İleal Sindirilebilirlikleri" adlı araştırmaydı (Bilindiği gibi ileal, "ileum'da olan" veya "ileum ile ilgili" anlamına gelmektedir. "İleum" da, incebağırsağın son kısmına, yani sindirim sisteminin "kıvrımbağırsak" denilen bölgesine verilen addır). Hauzy'nin çalışması EURA (Avrupa Renderingciler Birliği) tarafından finanse edilmiş ve Brittany'deki (Fransa) Unicopa Araştırma Enstitüsünde yürütülmüştü. Şimdi elimizde, biri ABD'de biri de Avrupa'da yapılmış, protein ürünleri ile ilgili iki önemli çalışmanın sonuçları olduğuna göre, bu sonuçları karşılaştırarak Avrupa ve Kuzey Amerika'da elde edilen protein ürünlerinin aralarında herhangi bir farklılık olup olmadığını saptayabiliriz.

Bilindiği gibi, farklı bilimsel araştırmaların sonuçlarının doğrudan doğruya karşılaştırılması genellikle kolay değildir. Ancak, sözü edilen iki çalışmanın sonuçları karşılaştırıldığında çok önemli bazı benzerlikler ortaya çıkmaktadır. Her iki çalışmanın bulgularını dengeleyebilmek için bu yazımda tanınmış diğer iki yayını referans olarak aldım. Bu yayınlar, Eurolysine tarfından 1988'de yayınlanan bir eser ile Rhodimet Nutrition Guide'dır (1993, Rhone Poulenc). Her iki yayın da hayvansal proteinlerin amino asit sindirilebilirliği ile ilgili canlı hayvanlar üzerinde yapılmış denemelerin sonuçlarını içermektedir. Bu tür başvuru yayınlarının genellikle en büyük eksiklikleri, denemelerde kullanılan hammaddelerin ayrıntılı içeriklerini veya elde edilmelerinde kullanılan yöntemlerin ayrıntılarını vermemeleridir. FPRF ve EURA tarafından desteklenen çalışmalarda ise, söz konusu ayrıntılara yer verilmiştir.

FPRF tarafından desteklenen araştırma 2 yıllık bir çalışmayı içerdiğinden, iki aylık bir program olan EURA çalışmasına kıyasla daha kapsamlıdır. Her iki çalışmada kullanılan hammaddeler Tablo 1'de özetlenmiştir.

Tablo 1. Kullanılan İşleme Yöntemleri ve Uygulanan Testler
 

FPRF

EURO

Hammadde

(türü ve oranı belirtilmiş)1

(karışık tür)

İşleme Yöntemleri

16 Değişik Yöntem2

4 değişik yöntem

İşleme Süresi

tahmini olarak belirtilmiş

belirtilmemiş

İşleme Sıcaklığı

tahmini olarak belirtilmiş

belirtilmemiş

Toplam Örnek Sayısı

32

4

Amino Asit Analizi Yapıldı mı?

evet

evet

Amino Asit Sindirilebilirliği Ölçüldü mü?

evet, kanatlılarda

evet, domuzlarda

1 Tür: protein ürününün elde edildiği hayvan türü/türleri. Oran: protein ununun elde edildiği türlerin karışım içindeki oranı.
2 Rendering sanayiinde kullanılan farklı hammadde işleme yöntemleri.

Bu yazıyı hazırlarken, okuyucunun aklını çok sayıda veri ile karıştırmamak için, FPRF araştırmasında bulunan kanatlı yan ürünleri unu, tüy unu, kıl unu ve kan unu ile ilgili bilgileri makaleye almadım. FPRF araştımasına konu olan çok sayıda hammadde arasından üç hayvansal protein örneği seçtim ve EURA araştırmasından da üç hammadde işleme yöntemi aldım.

Tablo 2 ise, yukarıda belirtilen altı örnek üzerinde elde edilen sonuçları özetlemektedir. Bu tabloya dahil edilen özellikler; amino asit içeriği (anlamlı bir karşılaştırma yapabilmek için protein cinsinden ifade edilmiştir) ve amino asit sindirilebilirliğidir (FPRF araştırmasında kanatlılarda, EURA araştırmasında domuzlarda). Bu tabloda özetlenen bilgilere bakıldığında, protein unlarının amino asit içeriklerinin, bu unların elde edilmesinde kullanılan yöntemlere bağlı olarak önemli farklılıklar gösterdiği anlaşılmaktadır. Bütün bu protein unlarının elde edildiği hammaddelerin birbirlerine benzediği varsayılırsa, örnek analizleri arasında görülen büyük farklılığın farklı işleme yöntemlerinden kaynaklandığına hükmedilebilir. FPRP araştırmasından elde edilen sonuçlara bakıldığında, düşük sıcaklıkda elde edilen unların (b, 3b, 5b), yüksek sıcaklıkta elde edilen unlara (a, 3a, 5a) kıyasla hem amino asit içeriği hem de amino asit sindirilebilirliği yönünden üstün olduğu görülmektedir. Bu sonuçlar, işleme yönteminde kullanılan sıcaklık derecesi ile ürünün bu sıcaklığa maruz kaldığı sürenin, hayvansal protein unlarının sindirilebilirliği üzerindeki önemli etkisini vurgulamaktadır.

Tablo 2. FPRF ve EURA Araştırmalarında Kullanılan 6 Benzer Örneğin Analiz Sonuçları
  Carver-Greenfield-Stord; Sulu Karışım Yöntemi Duke/Kavurma Yöntemi Sulu Rendering Yöntemi
Örnek No.

1a

1b

2

3a

3b

4

5a

5b

6

Protein (%)

50.2

45.5

61.4

57.7

47.9

58.1

51.7

45.8

39.9

Amino Asit (protein'in %'si)
Lizin

5.33

5.23

5.42

5.09

5.76

4.83

5.13

5.78

5.36

Metiyonin

1.33

1.52

1.43

1.51

1.59

1.12

1.14

1.20

1.18

Sistin

1.37

1.47

1.42

0.99

1.11

1.40

1.26

1.22

1.20

Treonin

3.17

3.58

3.09

3.07

3.65

2.74

3.19

3.38

2.60

Amino Asit (sindirilebilirlik %'si)
Lizin

86.7

90.8

86.0

71.1

81.2

82.0

85.4

85.5

94.0

Metiyonin

86.4

90.9

93.0

82.8

89.7

86.0

85.0

81.3

93.0

Sistin

51.2

59.2

77.0

31.2

50.2

76.0

59.8

65.2

93.0

Treonin

79.4

86.7

88.0

73.7

82.6

81.0

84.7

82.8

97.0

 

Tablo 3. Kanatlılarda Amino Asit Sindirilebilirliği ile İlgili Mevcut Bilgiler ile Yeni Yapılan Araştırma Sonuçlarının Karşılaştırılması (%)
 

FPRF

Eurolysine

Rhodimet

Lizin

83.5 (71.1-90.8)

83.0 (75-89)

78

Metiyonin

86.0 (81.3-90.0)

86.7 (82-90)

84

Sistin

52.8 (31.2-65.2)

58.7 (48-67)

55

Treonin

81.7 (73.7-86.7)

82.0 (75-87)

76

Parantez içindeki değerler, saptanan minimum ve maksimum yüzdelerdir.

Yukarıda işaret edildiği gibi, et ve kemik unları da dahil olmak üzere, bazı yem hammaddelerine ait ve canlı hayvanlar üzerinde yapılmış denemelerden elde edilmiş sindirilebilirlik bilgileri, sınırlı da olsa şu anda mevcuttur. Bu bilgileri içeren en önemli kaynaklar, Eurolysine ve Rhone Poulenc (Rhodimet Kılavuzu) firmaları tarafından yayınlanmış bulunmaktadır. Bu firmaların yayınladıkları bilgiler çok çeşitli yem hammaddelerini kapsamakta ve kanatlılar (Eurolysine ve Rhone Poulenc) ve domuzlar (Rhone Poulenc) üzerinde yapılan araştırmaların sonuçlarını kapsamaktadır.

Tablo 3, FPRF araştırmasında elde edilen sonuçlarla Eurolysine ve Rhone Poulenc firmalarının yayınladığı verileri özetlemektedir. Bu tablodan da anlaşılacağı gibi, FPRF sonuçları ile Eurolysine verileri arasında yakın bir benzerlik bulunuyor. Rhodimet Kılavuzu'nda kanatlılar için verilen değerler diğer kaynaklara kıyasla çoğunlukla düşük kalmaktadır.

Özet

Bu yazıda sunulan bilgiler, EURA ve FPRF tarafından tamamlanan iki önemli çalışmanın kısa bir değerlendirilmesinden ibarettir. Ben, konu ile ilgili herkesin söz konusu kuruluşlara başvurarak bu çalışmaların tekmil sonuçlarını temin etmelerini öneririm.

Bu çalışmalardan benim çıkardığım sonuçları şöyle özetleyebilirim:

1. Her iki araştırma da, et ve kemik ununun sindirilebilir amino asit kaynağı olarak doğru değerlendirilebilmesi için yüksek kalitede bilimsel araştırma verilerine gereksinim olduğunu vurgulamaktadır.
2. Protein unlarının besin değeri, bu ürünlerin elde edilmesinde kullanılan işleme yöntemine, bu yöntemde kullanılan sıcaklık derecesine ve işleme süresine göre farklılık göstermektedir.
3. Protein unlarını alıp kullanan müşterilerin (yem fabrikalarının) bu ürünleri en etkili biçimde kullanabilmeleri için, üretilen her ürün partisinin analizi ayrı olarak yapılmalı ve sonuçlar ürün ile beraber alıcıya ulaştırılmalıdır.
4. Amino asitlerin farklı hayvan türleri açısından yararlılık dereceleri farklı olduğundan, protein ürünlerinin besin değerlerinin saptanması farklı hayvan türleri için ayrı ayrı yapılmalıdır.
5. Amino asit metabolizması ile ilgili daha fazla araştırmaya ve bilgiye gereksinim bulunmaktadır.



YAĞLARIN ETKİN ENERJİ DEĞERİ

Yazan: Henry L. Fuller ve N.M. Dale
University of Georgia (ABD), Kanatlı Bilimi Bölümü

Karma yemlerin çoğunda yemin metabolize edilebilir enerjisi (ME), söz konusu yemin hayvan verimini nasıl etkileyeceğini oldukça isabetli bir şekilde kestirmeye yeter. Bu yeterliliğin temel nedeni, yapılan pek çok varsayım arasında artı ve eksi yöndeki yanılmaların genel olarak birbirlerinin etkisini sıfırlamasıdır. Bir örnek vermek gerekirse; ME değeri kullanıldığında yağların net enerjisinin gerçek olandan düşük, proteinlerin net enerjisinin ise gerçek olandan yüksek çıktığı yaygın olarak kabul edilen bir husustur. Yağ ve protein içeriği belirli oranlar içinde kalan yemlerde bu iki yanılma payı genellikle birbirini götürerek kabul edilebilir sonuçlar alınmasını sağlar. Ancak, yağ ilavesi ile yağ içeriği yükseltilmiş yemlerde yemin içerdiği yağın ME değerinden giderek hayvansal verimin ne oranda etkileneceği kestirilmeye çalışıldığında, beklenen ile gerçekleşen sonuçlar arasında önemli farklılıklar doğmaktadır. Diğer bir ifade ile, hammaddelerin ME değerleri kullanılarak hesap edilen yemin ME değeri, hayvanlarda görülen verim performansını verebilecek ME değerinin altında kalmaktadır. Yağların "Ekstra Kalorik Etkisi" olarak bilinen bu etki, yeme katılan yağın yemi yiyen hayvana ne ölçüde yararlı olacağının yanlız katılan yağın ME değerine bakılarak ekonomik olarak saptanmasının yeterli olmadığını göstermektedir. Bunun dışında, araştırmacılar yem formülasyonları ile ilgili denemelerde karşılaştırdıkları farklı yem formüllerinin enerji değerlerini eşit tutabilmek için, genel olarak enerjisi daha düşük yemlere farkı kapayacak kadar yağ katmaktadırlar. Bu takviye yapılırken, katılan yağın ME değerinden hareket edilmektedir. Oysa, yağın ekstra kalorik etkisinden dolayı, katılan yağ ME değerine bakılarak beklenenden daha fazla enerji sağlayabilmekte, bu da çalışmanın sonuçlarını etkileyebilmektedir.

Yağların ekstra kalorik etkisinden ilk söz eden araştırıcılar Carew ve Hill (1964), Touchburn ve Naber (1966) ve Jensen ve ark.'larıydı (1970). Yağlarda görülen bu özellik, tamamen olmasa bile, büyük ölçüde yem hammaddeleri arasında var olan diğer bir etkileşimden ileri gelmektedir ki, buna da yağın "Birlikteliğin Dinamik Etkisi (Associative Dynamic Effect)" denmektedir. Bu etki, yem hammaddeleri hayvanlara birlikte verildiğinde yemin sindirilmesi için hayvanın yakması gereken enerji miktarında görülen azalmaya dayanmaktadır. Yem hammaddelerinin içerdiği metabolize edilebilir enerjinin daha iyi kullanılması anlamına gelen bu etki, Forbes ve Swift'in (1944) çalışmasında ayrıntılı olarak incelenmiştir.

DeGroote'nin (1969) broyler piliçleri üzerinde yaptığı bir çalışmada, glukoz, mısır yağı ve soya proteinin ME değerlerinin net yararlanabilirlik yüzdeleri sırası ile 77.9, 88.2 ve 61.1 olarak bulunmuştur (göreceli olarak ifade edilmek istenirse, sırası ile 100, 113 ve 78). Başka bir araştırmada Carey ve Hill (1964), karbonhidratların mısır yağı ile ikame edilmesi durumunda piliçlerin enerjiden yararlanma etkinliğinin arttığını göstermişlerdir.

Chudy ve Schiemann'ın (1969) yaptığı denemelerde de diyetle alınan yağ ile diyetteki "lipid olmayan" besinler arasındaki etkileşim araştırılmış ve diyetteki mısırın içerdiği enerjiden ne ölçüde yararlanıldığının diyette mevcut yağın miktarı ile yakından ilişkili olduğu anlaşılmıştır. Sözü edilen bu üç çalışma, yağların diyetteki diğer besin maddeleri ile birlikte olmalarının dinamik etkisini ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Ekstra Metabolik Etki

Yem hammaddeleri ile ilgili ME değerleri veren mevcut literatür, yanlız yağların net enerji düzeylerini gerçeğin altında vermekle kalmayıp, bu besinlerin "etkili" metabolize edilebilir enerjisini de hakkı ile belitmemektedir. Yağlar için kullanılan "ekstra metabolik etki" deyimi ilk defa Horani ve Sell (1977) tarafından ve hayvan diyetlerine ilave edilen yağların, diyetin metabolize edilebilir enerji düzeyine beklenenin üzerinde katkıda bulunma özelliğini ifade etmek ve net enerji üzerindeki etkisinden ayırmak için kullanılmıştır. Ekstra metabolik etkinin oluşmasına neden olan iki farklı olay saptanmış bulunuyor. Bu iki olay da besinlerin absorbsiyonu aşamasında cereyan ettiklerinden metabolize edilebilir enerjideki artış kullanılarak ölçülebilirler. Bunlardan birincisi; diyete ilave edilen yağ ile yem hammaddelerinde bulunan "bazal" yağın aralarındaki sinerjik etkidir. İkincisi ise, yeme katılan yağın, yemin lipid olmayan besinlerin absorpsiyonunu arttırıcı etkisidir. Birinci olay, Sibbald ve ark.'larının (1961) yaptıkları çalışma ile gösterilmiştir (Tablo1). Bu araştırmada soya yağı ve hayvansal yağ ayrı ayrı test edildiklerinde sırası ile 8.64 ve 6.94 kcal/g'lık ME değerleri verdikleri halde, bire bir oranda beraberce kullanıldıklarında bu karışımın ME değerinin 8.41 kcal/g olduğu görülmüştür. Bu durumda, soya yağının ME düzeyinin değişmediği varsayılırsa, hayvansal yağın bu koşullarda sağladığı ME değerinin 8.36 kcal/g olduğu sonucu çıkmaktadır.

Tablo 1. Hayvansal Yağ ve Soya Yağının Teker Teker ve Karışım Halindeki Görünür ME Değerleri (kcal/g; Sibbald ve ark., 1961)
Protein Düzeyi

%24.4

%34.0

 
Yağ Düzeyi

%10

%20

%10

%20

Ortalama

Hayvansal Yağ

6.02

7.24

6.79

7.69

6.94

Soya Yağ

8.65

8.22

8.94

8.02

8.46

İki Yağın Karışımı

8.11

8.31

8.82

8.41

8.41

Tablo 2. Yemlik Yağların, Rasyonun ME Değerindeki Değişikliğe Dayanarak Hesaplanan Görünürdeki ME Değerleri

Kullanılan Tahıl

Görünürdeki ME1

Mısır

10.300

Yulaf

10.375

Arpa

9.250

1 Hayvansal yağın, rasyon ME değerindeki değişikliğin ölçülmesi ile bulunan, görünürdeki ME değeri.

Sell ve ark.'ları da (1976), yemlere katılan hayvansal yağların yem karışımının ME değerine, hesaplama ile bulunandan daha yüksek düzeyde bir katkı sağladıklarını saptamışlardır. Bu durumda, hesaplamalarda hayvansal yağ için kullanılan 7,840 kcal/kg'lık ME değerinin görünürdeki ME düzeyini yansıt- madığı ve pratikte gözlenen düzeyin altında kaldığı anlaşıl- maktadır. Tablo 2'de mısır, yulaf ve arpa esaslı rasyonlara katılan yağın görünürdeki ME değerleri verilmektedir. Görüldüğü gibi, söz konusu ME değeri, rasyona %2-6 oranında katılan yağlar için, hammadde olarak kullanılan tahılın cinsine bağlı olarak 9,200 ile 10,375 kcal/g arasında değişmektedir.

Pratikte, yağların ME değerleri kullanılırken, yem karışımına giren diğer hammaddelerin içerdiği yağ miktarı çoğu zaman dikkate alınmamaktadır. Örneğin soya-mısır esaslı bir yem karışımına dışarıdan hiç yağ katılmasa dahi, bu karışımın doğal yağ içeriği %2.5 - %3 civarındadır ve bunun da çoğunluğu mısır yağı olup büyük yüzdesi doymamış yağ asitlerinden oluşur. Pratikte kullanılan yem formülasyonlarında bulunan bu doğal yağ, formülasyona ek olarak katılabilecek uzun zincirli doymuş yağ asitlerinin absorbsiyonunu olumlu yönde etkiler. Bu etki, Sibbald ve Kramer'in (1978) yaptıkları bir denemede irdelenmiştir. Bu denemede yem karışımına katılan hayvansal yağın gerçek metabolize edilebilir enerjisi (GME), karışım mısır-soya esaslı olduğu zaman, buğday - soya esaslı karışımda olduğuna kıyasla daha yüksek bulunmuştu. Söz konusu denemenin sonuçlarının özetlendiği Tablo 3'de de görüldüğü gibi, mısır - soya esaslı karışıma katılan hayvansal yağın GME değeri, bürüt metabolize edilebilir enerji değerinden daha yüksek ve 10.51 kcal/g olarak bulunmuştur.

Tablo 3. Diyetteki Bazal Yağa Göre Yeme Ek Olarak Katılan Hayvansal Yağın GME Değerinin Değişimi (kcal/kg; Sibbald ve Kramer, 1978)
 

Yeme Katılan Yağ Düzeyi (%)

5

10

15

Buğday-Soya

8.46

8.02

7.90

Mısır-Soya

10.51

9.18

8.09

Buğday-Soya-Et Unu

8.40

7.72

7.55

Buğday-Soya-Balık Unu

8.78

8.18

7.72

Ortalama

9.04

8.28

7.82




NRA TUYEM III'de

Yem Sanayicileri Birliği'nin 1 - 3 Nisan 1996 tarihlerinde Ankara'da düzenlemiş bulunduğu TUYEM III Yem Kongresi ve Yem Sergisine National Renderers Association (NRA) da katkıda bulunmayı planlıyor. Bu etkilik çerçevesinde NRA'nın farklı iki katkısı olacak.
 

1. TUYEM III Kongresi'nin birinci gününde NRA'nın hayvan besleme uzmanı DR. Steve Woodgate "Yüksek Kaliteli Rendering Ürünleri Kullanarak Hayvansal Verimliliğin Arttırılması" konulu bir tebliğ sunacak.
2. Kongrenin ikinci gününde, kongrenin yapılacağı Sheraton otelinde tebliğlerin sunulduğu ana salondan daha küçük bir salonda nisbeten sınırlı bir kitlenin ilgisini çekeceğini düşündüğümüz üç "mini-seminer" sunulacak. Her biri yaklaşık bir saat uzunluğunda olacak bu teknik seminerlerin konuları:

a) Yem Fabrikası Laboratuarında Yağ ve Protein Analizi için Pratik Yöntemler,
b) Bay-Pas Protein Kaynağı Olarak Kan unu ve Tüy unu,
c) Okside Olmuş Yağların Broyler Performansına Olumsuz Etkileri olarak saptanmış bulunuyor.

Hem genel kongreye hem de NRA'nın mini-seminerlerine katılacak yem sektörü yetkililerinin, değerli ve tanınmış bir uzman olan Dr. Woodgate'in bilgi birikiminden faydalanacağını, genel hayvan besleme ve özellikle rendering ürünleri ile ilgili yanıtlanmasını istedikleri sorulara yanıt bulabileceklerini ümit ediyoruz.

        

 





AGROTURK Agro-Endüstriyel Müşavirlik
19 Mayıs Cad. 33/A-9
80220 Şişli - İstanbul
Tel: 212-212 6942 - Faks: 212-212 6831
E-posta: bilgi@agroturk.com.tr - Web: www.agroturk.com.tr